Bir gün bir Rum dostumuz Kıbrıslıları tanımlarken, adayı dünyanın merkezi sanan insanlar demişti.
Demek onlar da aynı.
Metaksas dünyanın merkezi oluyor.
Bize göre de Sarayönü.
Durum böyle olunca politikanın cazibesi herkesi yakalıyor.
Yakalıyor ama,
Köylerde kahveler ayrılıyor; aileler bölünüyor, dostluklar zedeleniyor.
…
Bu nedenle,
Hafta sonu bir mangalda bir araya gelindiğinde,
Konular basit şeyler olmalı.
Kuzu etinin yağı zararlı mı değil mi?
Ayrelli niye sonradan diken olur?
Gül budaması nasıl olmalı?
Kaynana ile gidişat nasıl?
Neden şarkılar eskisi gibi değil?
…
Kediler ne güzel yaratıklardır.
İçgüdüleri ile hareket ettiklerinden,
Ne hissediyorlarsa onu yapıyorlar.
Korkarsa korkusunu belli eder.
Sevgi istiyorsa kucağınızdadır.
Uyumak istediğinde hemen.
Acıktığında o an.
…
İlk insanlar da böyleydi.
Genellikle içgüdüleri ile hareket ederlerdi.
Çevredeki yırtıcılardan korktukları için ağaçların üzerinde yaşarlar, yaprak , meyve ve yemiş yerlerdi.
Ağaçlar onlar için dünyanın merkeziydi.
Ortalık tenhalaştığında ağaçtan inerler, gözüne kestirdikleri yaratıkları avlamaya çalışırlardı.
Yaratıcılıklarını geliştiren ilk güdü, avlanma oldu.
Önce taşı aldılar, sonra ucunu yonttular.
Artık kullanabilecekleri kesici bir aletleri vardı,
Ki çok işe yarıyordu.
Bir hayvanın derisini yüzmede kullanıldığı gibi,
Bir sopanın ucuna bağlanarak geliştirilmiş bir silah olarak kullanılabiliyordu.
O icat, o güne kadar baş edemedikleri yırtıcıların üstesinden gelmeye yetecekti.
…
Ağaçtan inebilirlerdi artık…
…
O taş bugün oldu silah olarak kullanılıyor.
Kimi zaman Filistinli çocukların elinde.
Kimi zaman Kürt çocuklarının; Gezi gençlerinin…
…
Ağaçtan indikten sonra giderek yerleşik yaşam başladı.
Dünya 14 buçuk milyar yaşında.
İnsanlık tarihi diyelim 4 milyon yıllık.
Bu zaman evrende ne ki…
…
Kıbrıs’ta zaman mı durdu?
Herkes ağaçlarda mı?
…
Türkiye’de taştan başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar gün geldi zafer kazandı.
…
Kıbrıslıların da kaderi ağaçlarda saklanmak olmamalı…
…
Rum dostumuz Kıbrıslılar için dünyanın merkezinin Kıbrıs olduğunu söylemişti.
Artık ağaçtan inmenin zamanıdır…
































