Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sorun Şimdikilerde

 

Her şey sonradan değişecekti.

İşin başında eşkıyalık, başıbozuk falan vardı.

Otorite tanımazlar, isyan ederlerdi…

Tarihçiler, Kıbrıs’ın fethinden sonra adaya yerleştirilen nüfusun en azından önemli sayıda bir kesiminin suçlulardan oluştuğunu belirtirler.

Hatta bunun için alınan bir fetvada, eğer Yörükler Kıbrıs’a sürgüne direnecek olurlarsa, bu beladan kurtulmak için “öldürmek caiz” olur mu?” diye sorulmuş, cevap “Evet” olarak alınmıştı.

Caizdir…

Fetihten sonra Anadolu’dan Kıbrıs’a yapılan nüfus aktarmasının 18. Yüzyıla kadar sürdüğü belirtilir…

Daha sonra işler ters gidecek,

Araya İngiliz girecek,

Bir “reklam arası” verilecek,

Ve nüfus aktarma meselesi 74’ten sonra devam edecekti…

Lakin artık o ahali bildik ahali olmayacaktı.

Eşkıya uysallaşacak,

Adanın etnik ve kültürel değerlerinde yoğrulup,

Başka dinden ve dilden kitlelerle uyum içinde yaşayacak,

İklimine, yani güneşine, havasına, mevsimlerine uyum gösterecek; onunla biçimlenecek,

Kendi kültürel kimliğini belirleme sürecine girecek,

Yumuşak başlı bir ahali olup çıkacaktı…

Daha sonraları adaya gelen yabancı gözlemciler de Kıbrıslı Türklerin bu yumuşak, hoşgörülü, uyumlu tutumlarını eserlerine not etmekten kendilerini alamazlar…

1815 yılında Kıbrıs’a gelen bir gezgin,

Bir seferinde Kıbrıslı bir ailenin evine konuk olmuş,

İçtenlikli bir misafirperverlik görmüştü.

Ancak yabancı yazarın dikkatini çeken şey ev kadınının selamlamak ya da onu uğurlamak için eli ile tokalaşması olmuştu ki aile bir Müslüman aileydi, yabancının şaşkınlığı da bu yüzdendi.

Bir Müslüman kadın bir yabancının elini nasıl tutabilirdi!

Bu yüzden gelen yabancı yazarlar Müslüman Kıbrıslı Türkleri Araplarla karşılaştırır,

Ve ada Türklerinin ne kadar kendine özgü ve hoşgörülü insanlar olduğunu; değişik kültürel eğilimler içinde olduklarını belirtirlerdi.

Diyeceğim,

O eşkıyalardan eser kalmamıştı.

Hani bir söz vardır “vur ensesine al ekmeğini” diye, bu duruma gelmişti muhterem cemaat.

Birçok sorun olmasına, birçok badireden geçilmesine rağmen, gelmiş geçmiş bütün etnik topluluklarla uyum içinde yaşayan bu insanlar,

Neticede günümüze kadar neslini devam ettirebilmiştir…

Sorun, şimdikilerin kendi nesillerini sürdürüp sürdürmeyeceğidir…