Köşede duran çeyiz sandığının yüzüne bakan mı vardı?
Kök aynalar yüzümüzü ağarttı da kaçarken kıymetini mi bildik?
O toprak su küplerinin suçu neydi?
Kim tamir etti annesinin tel dolabını?
Ahşap radyo en son kimin elinde kaldı?
Hele o taş tekneler?
Hani şimdi uydurup da bulduğumuz ve içine çiçek ektiğimiz,
Bahçenin bir köşesinde,
Kim bilir aptallığımızı sergilediğimiz…
…
Belki her şey zamanına göredir.
Yok olunca anlaşılırmış kıymeti.
Ya da hayattan kopup giden parçalar, sanki kendimizden bir şeylerin kaybolması gibidir.
…
Evin nenesi rahlesine Kur’an’ınını kor, yemenisini başına geçirir, bir köşeye geçip kitabını sessiz sedasız okur ama torunlarının ne kapanmasını, ne de din okullarına gitmesini isterdi.
Tam aksine.
Kur’an okursa okurdu, hem de tüm sevdikleri adına ama onun torunları tıp okumalıydı, mühendis çıkmalıydı ki bütün okuduğu dualar yerine gelmiş olsundu.
Ki kendi nesilleri gibi olmamış olsundu çocuklar.
Bunun içindi o Kur’an okumalar, o dualar…
…
Dualar tuttu,
Mühendis çıktınız,
Ama kök aynaları unuttunuz…
…
Şimdi görüyoruz uzak değil yakınımızdadır din pazarlıyorlar siyasi kürsülerde.
Çocuklar ölüyor ne deyim?
Yüzde 52 olunca yani,
Bir elinde Kur’an, bir elinde kan…
…
Bir çelişki mi vardı?
Beatles, Pink Floyd dinlemek devrimciye ters mi düşerdi?
Ya da Beatles’in kendisi bir devrim miydi?
Bu ne zaman anlaşılacaktı?
Che ile Lennon’u kim birlikte düşünebilirdi?
…
Beatles gibi olmak bitli bir genç olmak gibi algılanırdı.
Aile büyükleri özellikle kız çocuklarını Beatles, Rolling Stones, Led Zeppelin gibi müzik guruplarından ve de onların müziklerinden uzak tutmaya çalışırlardı.
Ne o sesler henüz anlaşılmıştı, ne o üç gitar ve bir baterinin arkasındaki klasik armoniler anlaşılmıştı.
Ama anlaşılacaktı.
Çünkü devrimdi.
Öyle olmasa Arjen Lucassen “Pink Beatles in a Purple Zeppelin” adlı parçayı yazar mıydı?
…
Kök aynaları kerpiç duvarların arasında bırakıp kaçmıştı ahali.
Ne kök aynalar onları, ne onlar kök aynaları anlayacaktı.
Ama belki bir gün…
…
Dinin siyaseti mi olur?
En iyi modellerden biri Kıbrıs Türküdür.
İğfal edilmesin istenir.
Yoksa başka bir mesele yok.
Bunu mesele haline getirenler nenelerinden utanır en azından…
…
Şimdi kök ayna ara dur.
Ya da o topraktan su küpünü.
Ki koyasın bahçenin bir köşesine,
Baktıkça öyle maziye,
Ne düşünüyorsan artık…
































