Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Afrikalılarla Kıbrıslılar

 

1966’da Nijerya Devlet Başkanı yurt dışına gittiğinde ülkede darbe yapılmıştı.

Gana’da devlet başkanı Çin’e gitmişti ki ardından darbe gerçekleşmişti.
Aynı ülkede 1972 yılında devlet başkanı rahatsızlanmış, tedavi için İngiltere’ye gitmişti.
O gidince, ardından bir darbe daha yapılmıştı.

Libya’da Kaddafi’nin yaptığı darbe de bunlara benzerdi.
1969’da Kral İdris Türkiye’ye tedaviye gelmişti.
Kaplıcalarda yıkandığı sırada Kaddafi ülkeyi ele geçirmişti.

Durum Uganda’da da aynıydı.
1971’de ülkenin başbakanı bir yurtdışı toplantısındayken, İdi Amin harekete geçmiş, yönetimi ele almıştı.

Gambiya’nın devlet başkanı ise Galler Prensinin düğün töreni için ülkeden ayrılmış, bu boşluktan yararlananlar arkasından darbe yapmıştı.

Darbelerle ilgili derlenen haberlerde bunlara benzer birçok girişim daha var.
Evlilik törenlerine katılmak için ardından darbe yapılan ülkeler olduğu gibi,
Cenaze törenine katılmak için başka ülkeye gidenlerin ardından da darbelerin yapıldığı olmuştu,
Ki Moritanya’da yapılan darbede durum buydu.

Son olarak Burundi’de bir darbe oldu.
Gazeteler bu darbeyi trajikomik darbe olarak duyurdular.
Haberlere göre Afrika’da darbe geleneği bozulmadı ve devlet başkanı yurt dışındayken ardından darbe gerçekleşti.

Neyse ki bizim küçük ülkemizde darbe diye bir kavram yok!
Böyle gelenek de oluşmamış.
İsteyen başbakan, isteyen cumhurbaşkanı gönül rahatlığı içinde düğünlere, cenaze törenlerine, yurt dışına falan katılabiliyor.
Gözü arkada kalmaz.
Bilir ki, döndüğünde ne bıraktıysa yerli yerinde olacak.

Hatta burada durum Afrika’dakinden daha komiktir de denebilir.
Bizim yöneticilerimiz yurt dışına gittiklerinde ülke bilakis rahatlar.
Bakarsınız ekonomi kendiliğinden rayına girer.
Hani kendi borsamız olsa, dövizde düşüş görülecek.
Onlar yurtdışında olunca, sendikalar da buna göre vaziyet alır.
Grev varsa ona göre ayarlanır.
Muhalefet evine çekilir.
Sivil toplum beklemeye geçer.
Miting olacaksa ertelenir.
Siyah çelenk konulacaksa vazgeçilir.
Köşe yazarlarının bile içinden yazı yazmak gelmez böyle durumlarda.
Haberciler rahatlar.
Sokaklarda dedikodu azalır.
Kimse yurtdışındaki devlet yetkililerinin ardından plan yapmaz.
Tam aksine “Hele bir gelsinler” diye beklemeye çekilir.
Gidenler dört gözle beklenir.

Döndüklerinde,
Her şey olduğu yerdedir.
Koltuk da, tablaya bırakılan sigara da…