1932-34 döneminde Lefkoşa Türk Lisesi Müdürlüğü’ne getirilen (Ki o zaman erkek lisesiydi) İsmail Hikmet Ertaylan Türkiye ve Türkiye dışında birçok görevlerde bulunmuş, iyi bir eğitimci ve araştırmacıydı.
İngiliz’in Türkiye’den okul kitaplarının getirilmesini yasakladığı yıllarda liseye müdür olmuş ve birçok başarılara imza atmıştı.
Denildiğine göre, onun döneminde kültürel faaliyetler artmış ve lisede eğitim gelişmişti.
Kıbrıs Türkçesi Alfabesi’nin yazarı olan Ertaylan, o kitap yasakları arasında ilkokullara yönelik olarak kitaplar da yazmıştı.
…
Ama gelip gelmeyeceğine bin pişman olmuştu herhalde.
Tutucu ve muhafazakar çevreler pusudaydı.
Onun özgürlükçü tutumu bu çevreleri incitiyordu.
Adadan kaçsın diye kendisine yapılmayan kalmamıştı.
Kapısına insan pisliği konduğu gibi tabut ve teneşir taşı konduğu da olmuştu.
Bu durumda Ertaylan çok sürmemiş adayı terk etmişti.
…
İngilizlerin yanında yer aldığı bilinen Sait Molla milli mücadele döneminde kurtuluş savaşı verenlere karşıydı ve İngiliz’e hizmet ediyordu.
Tutunamayınca, 1922 yılında Kıbrıs’a kaçmayı çare bilmişti.
Ancak burada da bu mücadeleye gönül verenler vardı,
Ki başta SÖZ Gazetesi Molla’yı hedef almıştı.
Onun hakkında yazılar yazılıp çiziliyordu.
Bir defasında Molla’dan “Yılan gibi bağrını sürüyerek gelen bir firari” şeklinde bahsedilmişti.
…
Bilinir ki,
Namık Kemal de adaya sürgün edildiğinde ada ahalisinin dedikodusundan çok çekmişti…
…
Küçük toplumlarda dedikodu ve çekememezlik sosyal bir mekanizmadır.
Kapı önlerinde başlayan dedikoduların çok kıza bir zamanda bütün adaya ulaştığını söylemek mümkündür.
İletişim olanaklarının çok kısıtlı olduğu dönemlerde, dedikodu mekanizmasının gazete dedikodularından daha öldürücü olduğunu söylersek pek ileri gitmiş sayılmayız.
…
Şimdi iletişim olanaklarının teknolojik olarak akıl almaz bir şekilde geliştiği görülmektedir,
Ki, geriye ışınlanma kalıyor…
…
İletişim araçları ne olursa olsun, dedikodu ve çekememezliğin dozajı her toplumda değişse de var olan bir özelliktir.
Kıbrıs gibi küçük ülkelerde sırasında medya dedikoduya yenilmekte, dedikoduyu haber yapabilmektedir.
…
Bunun üstüne bir de sosyal medya eklenince,
Kapı önlerinin sanal aleme taşındığını görmek mümkündür.
Ki, bu da ada ahalisinin dedikodu ve çekememezlik üzerine özelliğini pek de kaybetmediğini gösterir.
Bu konuda dik duruluyor!..
































