Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kafes

 

Kıbrıs Adası’nda ticaret genellikle doğu ülkeleri arasında yapılırdı.
İngilizler adayı alınca durum değişti.
Rota Batı’ya ayarlandı.
Ama bunun için dil bilmek, defter-kalem tutmak, biraz da kitap falan okumak gerekiyordu.
Adadaki Türklerde bu iş zayıftı.
Bu çerçevede Rumlar öne geçti.

Zaten hata üstüne hata yapılıyordu.
Osmanlı son dönemini yaşarken, birinci dünya savaşında Almanya’nın yanında yer almıştı.
Her dönem Türkiye’de olup bitenleri izleyen ve onun izinde giden ada Türkleri de aynısını yapmış, Almanları desteklemişti.
Gizliden gizliye maddi destek verenler de vardı.
Larnakalı bazı iş adamlarının Alman denizaltılarına yiyecek yardımı yaptığı söylenir.
Bu kuşkular üzerine İngiliz yönetiminin bu iş adamlarını tutuklayıp Girne Kalesi’ne kapattığı da belirtilir.

Bu yanlışlar adadaki Türkleri “Efendi” konumundan çoktan uzaklaştırmış, Rumlar ticari becerileri ile ticaret sahnesinde öne geçmişlerdi.
At binenin kılıç kuşananındı.
Ne ata binip, ne kılıç kuşananlar gün geldi İngiliz’den medet umdu.
Kavanin Meclisi’nde Rumlara karşı İngilizlerle hareket edildi.

Bir yandan savaş dengeleri değiştiriyor, bir yandan ticarette ve sosyal hayatta modernleşmeye gidiliyordu.

Gelişmekte olan dünyanın farkında olanlar vardı elbette.
Eğer bu gelişmeler yakalanamayacaksa “Kıbrıs’a elveda” demek kaçınılmaz olacaktı.
Yani bugünün korkuları dün de geçerliydi.
Dönemin Vakit gazetesinde 23 Aralık 1938 tarihli sayısında Avukat Hakkı Süleyman (Sonder) imzalı yazıda şunlar belirtiliyordu:
“Sosyal bakımdan bugünkü aile dünün ailesi, bugünkü kadın dünün kadını değildir.
Kadını erkeği birbirinden ayıran kafes, selamlık hayatı artık ayıplanan bir hatıra oldu.
Dünün hayatı yerine kadını erkeği bir arada çalıştıran medeni ve ekonomik bir hayat kadim oldu.
Son senelerde Kıbrıs’ta da bir canlılık vardı.
Biz de Rum vatandaşlarımız gibi iktisaden yükselmeye mecburuz.
Sözle, lafla vakit geçirmek güzel Kıbrısımıza elvedaya hazırlanmak demektir…”

Ada Türkleri, Osmanlı döneminde Kıbrıs’ta taş üstüne taş konmamasının bedelini ödüyorlardı.
Bu bedel sadece Kıbrıs’ta değil Anadolu’da da ödeniyordu.

İnsanlar kafesten ve selamlıktan kurtulmuştu kurtulmasına ama gelecek nasıl olmalıydı?
Tarihi süreç bilinir.

O külliye yapılır ya!
Aslında kafes ve selamlıktır…