Avrupa Birliği’nde yaşanan mali ve idari kriz nedeniyle garip ittifakların oluştuğu bir döneme giriyoruz.
İttifak demek için epeyce tereddüt geçirmeme rağmen “aynı yolu yürüyenler aynı noktaya ulaşırlar” gerçeğinden hareketle ilerleyen günlerde bu garip ittifaklara tanıklık edeceğimiz aşikardır.
Hangi ittifaklara mı?
Avrupa Birliği’ndeki komünist ve faşist partilerin Avrupa Birliği karşıtlığı üzerinden kuracakları ittifaklara.
Malum, Fransa’daki faşist partinin adayı Le Pen geleneksel partilerin adaylarını geride bıraktı ve başkanlık seçiminde ikinci tura kaldı.
7 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur için adaylar destek arayışına girdiler.
Geleneksel partiler Le Pen’i asla desteklemeyeceklerini açıkladı.
Le Pen de hatırı sayılır oy gücü olan Komünist Parti’ye çağrı yaptı, “gelin ittifak kuralım, çünkü hedeflerimiz aynıdır” dedi.
Başta herkes bu çağrıyı yadırgadı.
Fakat Le Pen’in önerdikleri mantıksız değil.
Çünkü hem faşistler hem de komünistler Avrupa Birliği’ne aynı şiddette muhalefet ediyorlar.
Komünistler serbest dolaşımın Fransız emekçileri işsiz bıraktığını savunurken, faşistler yabancıların Fransa’yı bozduğunu iddia ediyor.
Komünistler Fransa’nın ulusal para birimi Frank’tan vazgeçip Euro kullanmasının emekçileri fakirleştirdiğini savunurken faşistler “derhal Euro’dan vazgeçip derhal Frank’ geri dönmeliyiz” vaadinde bulunuyor.
Faşistler “Avrupa Birliği’nden derhal çıkıp sınırlarımızı kapatmalıyız” görüşünü Komünistler dolaylı olarak destekliyor.
Durum bu olunca da Faşist Le Pen Komünistlere “görüşlerimiz ve hedeflerimiz aynıdır bana oy verin” çağrısı yapıyor.
***
Faşizm ve Komünizm Avrupa’da ortaya çıktılar.
Faşizm tekelci sermayenin icat ettiği, tekelci sermaye için muazzam kazanç demek olan korkunç bir yönetim şeklidir.
Birinci dünya savaşı ama daha çok ikinci dünya savaşında faşist yönetimler yüzümden on milyonlarca insan öldü, yüz milyonlarca insan sakat kaldı.
Avrupa’nın bu korkunç döneminde Komünistler Avrupa’nın faşist beladan kurtulması için ağır bedeller ödediler.
Avrupa tüm bu yaşadıklarından sonra aklı ve bilimi öne çıkarıp tam bir barışçıl medeniyet projesi olan Avrupa Birliği’ni kurdu.
Avrupa’nın üçüncü bir dünya savaşına tutuşmaması için.
***
Karl Marks Alman’dır.
Oluşturduğu Komünist Manifesto’nun esaslarını içeren eseri olan Das Kapital’i İngiltere’de yazdı.
Marks sınırsız, sömürüsüz, tek para, tek ülke ve devletin olmayacağı bir dünya hayali kurmuştu.
Kapitalist gelişimin son evresinde buna ulaşılacağını iddia ediyordu.
“Kapitalizm kendi kendinin mezar kazıcısıdır” diyordu.
Ve aslında bana göre Avrupa Birliği’ni tarif ediyordu.
Şimdi gelinen noktada Avrupalı Komünistler ile Faşistler aynı yolu yürüyorlar.
***
Bugün 1 Mayıs.
Emeğin bayramı.
Taksim sahasında ortak miting yapılacak “Kıbrıs’ta barış engellenemez” denilecek ama aslında herkes kendi etnik çıkarlarını savunduğu için barışa ulaşılmadığı saklanacak.
Avrupa Birliği kurallarına göre bir çözüm talep edilecek ama Rum tarafındaki Komünistlerin Avrupa Birliği’ne karşı oldukları perdelenecek.
Peki geriye kalan nedir?
“Bu ne yaman çelişkidir Marks” diye sormak değil midir?
































