Kıbrıs Türk Azınlığı Kurumu 1943’de kurulmuştu.
Kısaltılmış adı KTAK’tı.
Zor okunacağından “Adası” sözcüğü de eklenerek, Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu (KATAK) olmuştu.
…
Neden “azınlık”?
…
Sir Münir’in girişimleri ile Vakıflarda bir toplantı düzenlenmişti.
Orada birkaç kişi “azınlık” kelimesine itiraz edip, bunun yerine “cemaat” önermişlerse de reddedilmiş ve azınlıkta karar kılınmıştı.
…
Azınlık, mesut ve batiyardı…
…
Kıbrıslı Türkler kendilerini İngiliz İdaresinin mesut tabaları olarak görüyorlardı.
Muzır cemaat ise Rumlardı.
Enosis istiyorlardı.
…
1940’lı yıllarda İngiltere Kıbrıs ahalisine muhtariyet önerince, önceleri bu fikri benimseyen Rumlar, bundan vazgeçerek Enosis istemişlerdi.
Ama karşılarında bizim azınlığı bulmuşlardı.
Bizim azınlık, Rumlar sonradan azıtacak diye muhtariyete de tekmil karşıydılar.
…
Peki ne istiyorlardı?
…
O dönemler belediyelerin Rum başkanları İngiltere’ye telgraflar gönderip adanın Yunanistan’a bağlanmasını isteyince, örgütsüz bulunan Kıbrıslı Türkler ne yapacaklarını şaşırmışlardı.
Halbuki her şey yolunda gidiyor, “mesut” bir şekilde yaşıyorlardı.
…
Belediyeler için seçimler yapılırken, nüfusa göre Türk azalar da seçiliyordu.
O halde, iradeyi temsil eden bir yerde onlardı.
Böylece Türk azalar devreye girerek, karşı atağa kalkışmışlar,
Onlar da İngiliz’i telgraf yağmuruna tutmuşlardı.
Yollanan mesajlarla Enosis’e karşı çıkılıyor ve İngiliz idaresinden memnuniyet getiriliyordu.
…
Lefke Türk kasabası olduğundan Belediye Reisi de Türk’tü.
M. Fadıl’ın İngiltere’ye çektiği telgrafta şunlar yazıyordu:
“…Biz İngiltere idaresi altında mesut ve bahtiyarız ve Büyük Britanya’nın tahtı hükümranisinde hürriyet, terakki ve refahımızın devamını arzu ederiz.”
…
Kimi mesajlarda da yine İngiliz’den memnuniyet dile getiriliyor ancak ada bir yerlere bırakılacaksa eski sahibine verilmesi öneriliyordu.
…
Durum gayet ciddiydi.
Rumların bu atağı örgütsüz olan Kıbrıslı Türklerde örgütlenme ihtiyacına neden olmuştu.
KATAK da bu çerçevede kurulmuştu.
…
İngiliz adadan gitmeseydi, bizim “azınlık” için her şey yolunda gitmiş olacaktı.
Çünkü mesut ve bahtiyardılar.
Mutlu olduklarından “cemaat” olmayı bile reddetmişlerdi.
…
Şimdi de bağımsız bir halk olmayı reddediyorlar…
…
Mesut ve bahtiyar olduktan sonra…
































