Şimdi de böyle mi bilmem.
Bir zamanlar, altmışlı yetmişli yıllarda ta Apostolos Andreas Manastırı’na gidilir ve adak adanır, mum yakılırdı.
Her türlü dert için.
Kimisi talihinin açık olması için, kimisi yakalandığı bir hastalıktan kurtulması için.
…
Rumlar da Türkler de aynı manastıra gider, bu adaklarını yerine getirirlerdi.
…
Kıbrıs halkı içinde Linobambakiler denilen değişik bir topluluk, hem Ortodokslara, hem Müslümanlara yaranmakta ustaymışlar.
Bunlar gün gelir Hristiyanlardan yana olsun diye kiliseye, gün gelir Türklerden yana olsunlar diye camiye giderlermiş.
Hatta, çocuklarını sünnet olmamalarına rağmen sünnetli gibi çevreye yuttururlarmış.
Doğan çocuklarına koydukları isimler de genellikle Yusuf, Musa, Yakup gibi isimlermiş ki, hem Hristiyanların hem de Müslümanların ortaklaşa kullandıkları isimlerdi bunlar.
…
Mum yakmak adeti nereden kaynaklanır bilmiyorum ama Türkler de Rumlar da mum yakmadan edemezlerdi.
Mum yakmak güzel bir şeydir nihayetinde.
Kimi zaman restoranlar da masaları mumla süslerler ve ortam romantik olsun diye yemekler kandiller eşliğinde yenir.
Küçücük mumlar aşkın ışıklarına dönüşür.
Doğum günü pastalarının üzerine de mum kondurulup yakılır.
Üfleyince, yeni yaş kutlanmış olur.
Ne güzel.
…
Belli ki Linobambakiler azınlıktılar.
Etkin bir topluluk olup gün gele siyaseten de rol üstlenmiş olsalardı, kim bilir Musaların, Yakupların, Yusufların diyarında Türk-Rum ayırımcılığı zor filizlenmiş olacaktı.
Olmadı.
Araya önce Hristiyanlıkla Müslümanlık, daha sonra Türklükle Helenlik girdi.
Linobambakiler de arada eriyip gittiler.
…
Mumlar da erir sonuçta.
Ne var bunda?
“Hayır” diyor mum yakmak İslam kültüründe yoktur.
Bize taktılar ya.
Biz de taktık.
…
Mum yakacağız.
O yatırlara.
Sana ne?
Hatta Apostolos Andreas Manastırı’na.
…
Git, oraya da tabela as!..
…
Havadis, güzel bir habercilik örneği sergileyerek bizim imamların nasıl bir baş imama AKP’den aday adayı oldu diye destek çıktıklarını; politikanın içine battıklarını haberleştirdi.
…
Tabii siyasi otorite de var.
Sessiz kaldıkça,
Onlar da bir gün mum yakacak…
…
Bilinen bir hikaye ile bitirelim:
Kuşun biri kilisenin çanına konmuş pisliyormuş. Papazlar bu kuş çana pislediğine göre Hristiyan olamaz diye düşünmüşler. Müslüman olup olmadığını anlamak için biraz şarap vermişler. Kuş şarabı içmiş. Papazlar, bu kuş Hıristiyan olsa çana pislemezdi, Müslüman olsa şarap içmezdi.
Demek ki Kıbrıslıdır demişler.
…
Bu kuşu öldürmek mi istiyorlar?
































