Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türbanlı afrodit

Eskiden insanlar aşık olduğunda kavga çıkardı.

Bırakın kavga çıkmasını savaşlar meydana gelirdi.
Truvalı Paris, Sparta kralının karısı Helen’i alıp kaçtığında, kralın fes başından çıkmıştı.
Bu durumda savaş şart olmuş,
Yunanlılar Truva’ya saldırmışlardı.
Bir tarafta savaş, bir tarafta aşk.

Kıbrıs’ta meydana gelen bölünme bir aşk yüzünden olabilir miydi?
Mücahitler Helen’i almak için savaşabilirler miydi?

Bir haberde geçti dün.
Öpüşürken niye insanlar gözlerini kapatıyor?
Cevabı fazla heyecandanmış.
“Tutkulu bir öpüşme sırasında kan damarlarımız genişler ve beyne normalden fazla oksijen gider. Nefesimiz düzensiz hale gelir ve derinleşir; yanaklarımız kızarır, nabzımız hızlanır ve göz bebeklerimiz genişler. Belki de birçoğumuz bu yüzden gözlerimizi kapatırız.”

İnsanoğlu iki ayak üzerine kalkınca,
Bir de baktı ki yüz yüze geldiler.
Boyu boyuna.
Böyle olunca, göz göze gelirken, ilk dokunacak yerler de dudaklar olmuş.

O gün bugündür böyle.

Paris’in Helen’e olan aşkı Truvalılar tarafından desteklenmişti.
Bu savaş o kadar büyük olmuştu ki, kimi tarihçiler bunun birinci dünya savaşı olduğu görüşünü ileri sürerler.

Böyle bir kültüre yakın değiliz.
Yani, bir aşk yüzünden cemaatleri silahlandıracak kadar kafayı yemedik.
Bize uymaz…

Ama hellim konusu uygundur.
Rumlar hellimin tescilinde diretiyorlar, hatta meseleyi kendi egemenlikleri çerçevesinde formüle ediyorlarmış.
Haliyle bizim hellimcilerle hükümetimizin asapları bozuluyor.

Tabii bu hellim meselesi ile bizim tek egemenlik konusunda yaptığımız anlaşmanın hiçbir ilgisi olmadığı gibi önemi de yoktur…

Zaten ada bölünürken aşk yüzünden bölünmedi.
Ne biri Ayşe’yi kaçırmıştı, ne diğeri Helen’i.
Egemenlik yüzünden bölündü.
Bu durumda, köşede bucakta bilinmeyen aşklar bile bölünmüştü.

Mesele aşk değil hellim meselesiydi.
Ada ikiye ayrılınca hellimin sadece bir tarafa kalacağı düşünüldü.
Yani, önce böl,
Sonra “benimdir” de.
Bölünmeye çare bulma, hellime çare ara.
Federasyonla hellim tezleri birbiri ile çelişiyor mu henüz biri bir şey söylemedi.

Neticede Truvalılar aşkın arkasında durmuşlardı.
Kanlarını akıtarak.
Bu efsane edebiyata da geçti.

Bir zamanlar Kıbrıs da bir aşk adasıydı.
Ama kadavraya don giydiren zihniyet,
Afrodit’e türban takıp, şalvar giydirir…

Sen meselenin hellim olduğunu zannet…