Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir kerameti olmalı

Lisenin büfesinde beş diş çörek, bir Bel Kola ve birkaç dilim peynir bir şilindi.

Cebinde bir şilini olan talebe,
İlk teneffüste güzel bir kahvaltı yapmış olurdu…

O zaman da toplum kritik bir dönemeçteydi.
Ama çörekler güzeldi…

Gençler hem öğrenci hem de Mücahit idiler…

Zaman geçmek bilmez,
Günler ve geceler uzun olurdu…

Günün en heyecanlı saatleri okul çıkışlarında yaşanırdı.
Ama mevziler de az heyecanlı değildi.
Ve kritik dönemler bitmek nedir bilmezdi…

Aylardan Mart diyelim.
Böyle zamanlar.
Hava parçalı bulutlu,
Yerler ıslak.
Son zil çaldığında Kız Lisesi ile Erkek Lisesinin gancellilerinden gençler akın akın çıkar ve iki karşı cins ancak o saatlerde birbirlerinin içine karışmış olurlardı.
Göçmenköy, Ortaköy ve Lefkoşa’ya bağlı diğer köylerin otobüsleri karşıda  Kuğulu Parkın önünde beklerlerdi…

Böyle anlarda,
Kimisi ayaklarını ellerine göre uyduramaz,
Kimisi eteklerini çekiştirir,
Kimisi kravatını ne yapacağını bilemezdi…

Bir taraftan da,
Toplumun nereye doğru sürüklendiği bilinmezdi.
Ama hayat her şeye rağmen güzeldi…

O anlar,
Büyük heyecan, büyük bahtiyarlıktı.
Gençler ancak okul yollarının kesiştiği alanda birbirleri ile göz göze gelebiliyor,
Göz göze geldiklerinde de dünya gözlerinde küçülüyordu.
Lakin en çok görebilecekleri şey bundan ibaretti…

Halbuki genç delikanlılar bir koşu evlerine varmak,
Aceleden bir şeyler atıştırmak,
Mücahit elbiselerini üstlerine geçirip,
Bölüklerine ulaşmak mecburiyetindeydiler ki,
Çoğu zaman kemerlerini yola koyulurken bağlamak durumunda kalırlardı…

Memleket de bir yere varmak durumundaydı.
Vaziyetler her zamanki gibi kritik bir dönemden geçmekteydi…

Yetmişli yılların başıydı.
Ki, Türkiye’den gelen öğrenciler eylemler düzenler,
Zafer Sinemasında gece seansından çıkacak cemaate bir anda ulaşılabilsin diye, bildiriler dağıtıp, pullamalar yaparlardı…

Kritik günlerdi.
O günlerde gençler “Bağımsız Kıbrıs” sloganını kullanırlardı sıklıkla.
Polise yakalanmadan…

Mevsimler birbirini izlerken,
Adanın kaderi olan kritik dönemler muhterem cemaatimizi bir gölge gibi izliyordu.
Nitekim darbe oldu,
Çıkarma oldu.
Siyasal yaşama da bu kritik dönemlerde geçildi…

Siyasal yaşamda partilerin çoğu zaman sağlıklı kararlar alamaması bu kritik günlere bağlanıyordu.
Bu açıdan da birçok görüşün seslendirilmesi adeta yasaklanıyordu…

Ama hayat durur mu?
Beş diş çörek, bir Bel Kola, birkaç dilim peynirle teneffüslerde muhabbet edip, okul çıkış saatlerini bekleyenler,
Artık hayatı yakalamak durumundaydılar…

Yakalandı da.
Bugünlere gelindi.
Hâlâ kritik dönemeçlerden bahsediliyorsa,
Bir kerameti olmalı…