Anastasiadis, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Putin aracılığı ile mesaj gönderecekmiş.
“Anastasiadis Erdoğan’a, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ileteceği mesajında, Kıbrıs sorununa çözüm konusunda işbirliği ve iyi niyet ruhu göstermesi halinde Ankara’nın Kıbrıs hidrokarbonlarından menfaat elde edeceği bir win-win (kazan-kazan) formülü öneriyor”muş.
…
Win-win…
…
Zaten Kıbrıs’ta her şey win-win üzerine kuruldu.
…
Adaya Osmanlı geldiğinde, Ortodoks ahaliyle iyi geçindi; onlara dini özgürlüklerini tanıdığı gibi, Hıristiyan ahaliden vergi toplama işini de onlara verdi.
1867 yılının İngiliz raporlarına göre adanın geliri 230 bin lira (sterlin) idi ve yıllık yönetim gelirleri de 30 bin civarındaydı.
Geriye kalan 200 bin lira Osmanlı hazinesine gönderilirdi.
Ada İngiliz’e kiralandığında, kira bedeli yıllık 92 bin sterlin olarak belirlenmişti.
…
Neticede,
Win-win…
…
Sonra İngiliz geldi.
Baktı ki iki cemaat var.
Kavanin Meclisi kurdu.
Üyeleri nüfus oranına göre belirledi.
Rumlar zaten toprak zenginiydi; ticaret de ellerindeydi.
İngiliz de Türkleri zaptiye yaptı.
…
Oldu Win-win…
…
İngiliz çekileceğinde komşu self-determinasyon istedi.
İngiliz de işi bozmak için Türlerin kulağına Taksim politikasını fısıldadı.
Enosis ve Taksim.
…
Oldu mu sana Win-win…
…
Komşu rahat durmadı.
63 olayları oldu.
74’te Samson zıvanadan çıktı kalktı darbe yaptı.
O geri zekalı olduğu için aklı win-win’e basmıyordu.
Derken, Türkiye’ geldi.
Ada ikiye bölündü.
Trodoslar o tarafta, Beşparmaklar bu tarafta kaldı.
Muflonlar o tarafta, garavolliler bu tarafta kaldı.
Elma armut o tarafta, narenciye bu tarafta kadı.
…
Yani bir nevi Win-win…
…
O gün bugündür aynı politika izleniyor.
…
Bu siyaset iki ahalinin kanına o kadar işlemiş ki,
Biri hellimi tescil ettirmeye kalktığında,
Diğeri ayaklanıyor.
Ya win-win, ya da hiçbir şey.
…
Kırk yıldır görüşmeler sürüyor.
Görüşmeleri motive eden stratejinin adı win-win.
Mesela, Maraş’ın iadesine karşı Ercan tanınsın. Ambargolar kalksın.
Win-win olsun…
…
Anastasiadis’in önerisi de budur.
“Ankara’nın Kıbrıs hidrokarbonlarından menfaat elde edeceği bir win-win (kazan-kazan) formülü…”
…
Görüldüğü gibi,
Win-win dendikçe, bölünmeden başka hiçbir şey olmadı bugüne kadar…
































