Milli Eğitim ve Kültür Bakanımız geçtiğimiz hafta içinde Atatürk Öğretmen Akademisi’ni ziyaret etmiş ve Akademi’nin marka değeri olan bir kurum olduğunu söylemiş… Kıbrıs’ta eskilerin söylediği bir laf vardır; “Ha şunu bileydin!”. Tam da budur yani… Biz yıllardır Öğretmen Akademisi’nin yıpratılmaması, korunması, geliştirilmesi gerektiğini söylerken, bazıları da kapalı kapılar ardında “Akademi’yi nasıl kapatırız” tartışmaları yaptı.
Tabii ki Atatürk Öğretmen Akademisi bir markadır. 80 yıllık bir gelenektir. O okuldan mezun olmuş binlerce öğretmen, bu toplumun gelişmesine çok büyük katkılar koymuştur. Bu okuldan mezun öğretmenlerin çok sayıda değerli insanın yetişmesinde emeği ve alın teri vardır. Sayın Berova’nın doktor olmasına katkı koyan çok değerli ilkokul öğretmenleri mutlaka vardır. Yanılmıyorsam sayın Berova’nın dedesi de bir ilkokul öğretmeniydi. Bugün Öğretmen Akademisi’ni hak ettiği yere getirecek olan bu ülkeyi yönetenlerdir. Bugün Akademi’de 68 öğrenci kalmışsa, bu da plansızlığın programsızlığın sonucudur. Benim okuduğum yıllarda bu okulda 400 öğrenci vardı.
Sayın bakan ziyarette “mevcut sistem nedeniyle AÖA öğrencilerinin mezun olduktan sonra yüksek lisans yapmalarının mümkün olmadığını” söylemiş… Benim bildiğim bu konuda bir engel yok. Burada söylenmek istenen herhalde “Akademi’de yüksek lisans yapamıyorlardır.” Çünkü Öğretmen Akademisi’nden mezun olup da bugün prof ve doçent olan, doktorasını bitirmiş ve doktora yapmakta olan çok sayıda akademisyen vardır. Öğretmen Akademisi’nden mezun olup da İsveç’te, Kanada’da, İngiltere’de akademisyen olarak çalışan insanlar vardır. Dolayısı ile Atatürk Öğretmen Akademisi sadece yurt içinde değil, yurt dışında da kabul gören bir kurumdur.
******
Atatürk Öğretmen Akademisi’ne öğrenci alırken ilk yapılacak iş; Sadece devlet okullarının ihtiyaçları değil, özel kurumların ihtiyaçları da dikkate alınmasıdır. Bugün bu ülkedeki bütün özel ilkokul ve okul öncesi kurumları yana yana Öğretmen Akademisi’nden mezun öğretmen aramaktadır. Devletten erken emekli olan öğretmenleri kendi kurumlarını çekmek için yarışan özel okullar vardır. Bu ülkede onlarca özel ilkokul ve okul öncesi kurumu varken, Öğretmen Akademisi’ndeki öğrenci sayısının 68’e düşmesi düşündürücüdür.
Bu ülkede doğru dürüst bir istihdam politikası olmadığı gibi herkesin üniversiteye girdiği bir dönem yaşıyoruz. Bırakınız özel üniversiteleri, devletin söz sahibi olduğu vakıf üniversitelerinden mezun olan çok sayıda işsiz öğretmen vardır. Ülkeyi ve eğitimi yönetenlerin bugüne kadar bu konuda bir yaptırım gücü oldu mu? Hayır. İhtiyaç fazlası bölümlere sınır getirebildi mi? Hayır.
O zaman Öğretmen Akademisi’ne bu öğretim yılında niye öğrenci alınmadı? Niye Akademi’de öğrenci sayısı 68’e düştü? Sendikanın verilerine göre önümüzdeki beş yılda Akademi’ye bu hızla öğrenci alınacaksa, öğretmen eksikliği yaşanacak.
Hiç parmağımın arkasına saklanmadan söyleyim. Bu öğretim yılında Akademi’ye neden öğrenci alınmadı? Çünkü 2018’de seçim var. Önümüzdeki öğretim yılında beklenenden daha fazla öğrenci alınacak. Tabii ki bu da seçim yatırımı olarak da kullanılacak.
İşte bu anlayış ile Akademi’ye ne kadar önem verilirse, o kadar verilecek. Aslında olması gereken bu ülkeyi yönetenlerin Atatürk Öğretmen Akademisi’ne “gözünün nuru gibi” bakmasıdır. Orayı geliştirip yüceltmektir.
Bugün imrenerek baktığımız Finlandiya eğitim sisteminde öğretmen el üstündedir. Bizdeki gibi hükümet öğretmenlerin statüsünü düşürmek, onların hiçleştirmek için uğraşmaz.
Vallahi benden hatırlatması; Öğretmene verdiğin değer kadar karşılık bulursun.
































