Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bedevi tüm sorunlarımızı özetlemiş…

Ülkenin meslek erbabı kendi konularında huzursuz…

İş insanları, hekimler, hukukçular, inşaat mühendisleri, şehircilik uzmanları, ekonomistler ve daha niceleri…

Kimi mesleki konulardan, kimi kamuyla ilişkilerinden…

Ama hepsinin ortak derdi, ülkenin gereği gibi yönetilmediğinden…

Dün Avukatlar Günü’ydü.

Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi öyle güzel şeyler söyledi ki, “iyi ki varsınız” dedim içimden.

Zaman zaman biz de yargının kararlarını eleştiriyoruz, ancak ellerinde uymakla yükümlü oldukları yasalar var ve o yasalar ne buyurursa ona uymak zorundalar.

Bunlardan da bahsetmiş, ama çok daha kapsamlı bir genel değerlendirme yapmış Sayın Bedevi…

Bakın bu ülkenin temel sorunlarını nasıl özetlemiş;

Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmasının yanı sıra sağlık, eğitimdeki aksaklıklar ve denetim eksikliği….

Kadına ve çocuğa şiddetin, uyuşturucu olaylarının hiç olmadığı kadar artmış olması…

Üniversite sayısı artmakla birlikte, kaliteli mezun sayısının azalması (ki bunu kendileri bizzat tespit edecek durumdalar)…

Meclis’ten çıkan yasaların yetersizliği…

Bu konuda Barolar Birliği, bir ”Hukuk Komitesi Yasası” önerisi yapmışlar.

Nitekim, geçtiğimiz günlerde Meclis Başkanı Sibel Siber de durumun gerçekliğini ortaya koymuş, “Maalesef komitelerde geçen yasalarımız tam bir yasama tekniği ile dört dörtlük yasalar olarak geçmiyor. Yasa teknikleri vekillerimiz tarafından bilinmediği için hem zaman alıyor hem de çıkan yasalar birçok eleştirilere maruz kalıyor. Yasalar Hukuk Komisyonu tarafından hazırlanmalı” demişti…

Başbakan’ın da aynı görüşte olduğunu öğreniyoruz. Ama her konuda olduğu gibi, hareket etmekte zorlanıyoruz…

Bedevi ayrıca yargının sorunlarını da bir kez daha sıraladı.

Bunda da aynı durum var.

Her adli yıl açılışında defalarca dile getirilen sorunlara ne yazık ki hiç sıra gelmez…

Bu ülkenin küçücük coğrafyasına, tanınmamışlığına, çaresizliğine ters orantılı olarak, çok miktarda yeterli, kaliteli  insan kaynağımız var.

Eğitimli, dünyayla barışık, vizyon sahibi…

Üniversitelerimiz, tonla bilim insanımız var…

Buna rağmen hala nasıl oluyor da demokrasiye feodal kafalarla bakıyoruz?

Sorunlar belli, çözümleri belli.

Neden hala siyaset, gelenekselleşmiş eş dost ahbap ilişkileri temelinde şekilleniyor?

Görevi o sorunları çözmek olanlar, hala bambaşka bir dünyada yaşıyor.

Hep birlikte hala nasıl oluyor da buna izin veriyoruz?

İşinin ehli olmayan, sorunları bilmeyen insanların alakasız makamlarda oturmalarını seyrediyor ve manasız bir şekilde mucize yaratacaklarını hayal ediyoruz…

Laga lugayla karnımız doluyor, sanki onlar vaadettikçe sorunlar çözülüyor sanıyoruz…

Ama işte arada bir birileri çıkıp, yüzümüze aynayı tutuyor…

Ya da sorunlar dayanılmaz hale geldiğinde, şaşkın şaşkın “neden” diyoruz…

Nasıl oluyor da, bunca nitelikli insana rağmen, küçük gündelik çıkarların,toplumsal çıkarlarının önüne geçmesine izin veriyoruz.

Ben de bunu anlamıyorum.

 

 

 


 

YERİN KULAĞI VAR

NE GÜZEL UNUTMUŞTUK:

Aylardır görüşmelerle ilgili gündemimiz yoktu. Masada ne oldu, kim nereyi verdi, nereyi aldı tartışmalarını da yapmıyorduk. Yani kafamız rahattı. Çözüm karşıtı, çözümcü suçlamaları da bitmişti ne güzel. İki lider, sanki sorunu çözeceklermiş gibi, yeniden masayı kurmaya karar vermişler. Şimdi işin yoksa otur, dinle, kafa yor, kim kime ne demiş diye…

 

ERKEN SEVİNMEMEK LAZIM:

Şaka bir tarafa müzakerelerin yeniden başlayacak olma ihitmali bile toplumlarda sevinç yarattı. Ancak 11 Nisan’da başlayacağı da kesin değil. Önce Cuma günü Rum Meclisinin enosis kutlamalarıyla ilgili kararını bekleyeceğiz. Masa 11 Nisan’daki Meclis kararının sonucuna göre ya açılacak, ya da bir daha açılmamak üzere tamamen kapanacak belki de…

 

ENOSİS KARARI GERDİ:

Güneyde enosisi kutlama kararıyla başlayan tartışmalar bitmek bilmiyor. Kararın “kozmetik düzenlemesi”, Cuma günü Rum Meclisinde görüşülecek. Fanatikler adını “Akıncı yasası” koymuş.  DİKO ile DİSİ Başkanları vatanseverlik kavgasına tutuştular. Olay kendi aslından çıktı, Güney Kıbrıs seçimlerine bağlandı… Sonuç ne olursa olsun daha uzun süre tartışılacağa benzer…

 

AKEL SAMİMİYSE…:

AKEL, müzakerelerin yeniden başlayacak olmasından memnun olduğunu açıkladı. Ancak kendilerinin de yapmaları gereken şeyler var. Birincisi, liderliklerinin saçma sapan işler yapmasını önlemek, ikincisi kendi halklarını bir çözüme hazırlamak… Sanırım çözümsüzlüğün önündeki en temel iki engel bu…

 

KRİTERLER DEĞİŞMELİ:

Vatandaşlık konusunda sistem değişikliğinin gerekli olduğuna dikkat çeken Halkın Partisi, çalışma maksatlı ikamet izinlerinin otomatik olarak vatandaşlık başvurusu yapma hakkı yaratmasını doğru bulmadıklarını, ikamet türleri arasında bir ayırıma gidilerek her nevi ikametin vatandaşlık bağlamındaki süreden sayılmama düzenlemesinin getirilmesini önerdi. Katılır veya katılmazsınız ama vatandaşlık konusunda bazı değişikliklerin yapılmasının gerektiği inancındayım. Şimdiki uygulama, “önüne gelene ver” uygulamasıdır…

 

BU BİRLİKTELİKTEN UMUDUM VAR:

İş insanlarının örgütleri, ülke sorunları konusunda daha aktif olmaya ve ortak davranış geliştirmeye karar vermişler. Geç kalınmış bir karar… Eğer örgütlü değilseniz, yanlışın karşısında  kitleler olarak duramıyorsanız, siyasetin sağır kulakları sizi duymaz. Duysa da duymazdan gelir. Çünkü kabul edelim ki bu ülkede ortak çıkar, ortak gelecek bilinci siyaset eliyle yok edildi. O bakımdan “ülke sorunlarına ortak çözümler üretmek ve siyaset kurumuna yön vermek” amaçlı bu birliktelik yeni bir umut…

 

ÖZEL KURALLAR KONMALI:

Gün geçmiyor ki, paket servisçilerin biri bir kazaya sebep olmasın. Ya kendileri yaralanıyor, ya da araçlara, yayalara zarar veriyorlar. İşte dün bir tanesi hayatını kaybetti. Trafikte nasıl seyrettiklerini görünce insan korkuyor. Bu sayı madem bu kadar arttı, ayrı bir denetim getirilmeli. Aynen ağır vasıtalar ve kralık araçlar gibi… Malum hiç birinde özel kurallar yok…

 


ZİRVEDEKİLER

Göksel Saydam: “Hangi devlet mekanizmasında, kurumda, kuruluşta, organizasyonda olursa olsun veya bir tür kurum olarak kabul edilen aile birliğinde bile denetimin çok büyük önemi vardır. Denetimin olmadığı yerde başıboşluk, keyfilik, kaos, yasa dışılık, haksız kazanç veya çıkar ile çeşitli mağduriyetler,  ahlaksızlar vs. olumsuzluklar oluşur…”

 


DİPTEKİLER

Ellerine Kimse Su Dökemez: UBP-DP hükümeti yaklaşık bir yıldır iktidarda. Şöyle bir düşünün, aradan geçen bir yıl zarfında bu hükümetin elle tutulur bir icraatını gören duyan var mı? İlk başlarda kanun Hükümünde Kararnamelerle işi götürmeye çalıştılar, mahkemeye toslayınca ondan da vazgeçip, işleri oluruna bıraktılar. Hiç mi birşey yapmadılar derseniz, istihdam, partizanlık, peşkeş ve vatandaşlık konularındaki başarılarılarıyle kimse ellerine su dökemez…  Toplumdan giderek yükselen feryatlar geliyor. İyi işler yapmış olsalar, gelir miydi bunca tepki…