Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

CTP’den elçiliğe büyük tepki

TEPKİLER ARDI ARDINA GELDİ: Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nin suyun yönetimi ile ilgili yaptığı açıklama dün gün boyu CTP’li yetkililer tarafından eleştirildi. Eleştirilerin en serti ise CTP Genel Başkanı Talat’tan geldi. Talat, CTP’nin kararlarına karışılamayacağı mesajını verdi

“OLUMLU YANSIMAYACAK”: Talat: Türkiye ‘den ülkemize gelen suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Büyükelçiliğinin yaptığı açıklama, yaşanan sıkıntılara olumlu katkıda bulunmaktan uzaktır. CTP’nin kararlarını nasıl vereceği CTP’nin bileceği iştir. CTP’nin kolektif karar alma mekanizmalarının varlığı hükümette yer alması ile değişmez

KARŞILIKLI SAYGI ŞART: İçişleri ve Çalışma Bakanı Akansoy ise Türkiye ile ilişkilerin yapıcı ve karşılıklı saygıya dayalı olması gerektiğini ilk günden itibaren savunan biri olduğunu anımsattı. Akansoy, ne bu ülkede hükümetçilik oynama gibi bir dertlerinin olduğunu ne de halkın verdiği sorumluluktan kaçtıklarını söyledi

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından iki ülke arasında soruna dönüşen Türkiye’den getirilen suyun yönetim ve işletmesi konusunda 2010’dan başlayarak bugüne kadar yaşanan süreci anlatan ve konunun “hükümetler arası” bir konu olduğunu, kararın parti meclislerinin değil hükümetlerin vermesi gerektiğini içeren açıklamasına Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden sert tepki geldi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nin Türkiye’den gelen suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili olarak yaptığı açıklamayı sosyal medya aracılığıyla yaptığı açıklama ile değerlendirirken İçişleri Bakanı Asım Akansoy da konuyla ilgili bir açıklama yaptı.

“Olumlu yansımayacak”
Talat’ın Facebook hesabından yaptığı açıklama şöyle: “Türkiye ‘den ülkemize gelen suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Büyükelçiliğinin yaptığı açıklama, yaşanan sıkıntılara olumlu katkıda bulunmaktan uzaktır. Bakanımızla Türkiye kanadından iki Müsteşar Yardımcısı’nın ve teknik elemanların yürüttüğü görüşmenin sonucunda ortaya çıkan metin, Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi’nin önceden kararlaştırdığı su politikasından büyük farklılıklar içerdiği için, doğal olarak, yeniden Parti Meclisi’nin gündemine getirilecekti ve müzakerelerde yer alan Müsteşar Yardımcıları da bunu biliyordu.”

“Parti Meclisi benimsemedi”
“Sonuçta Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi varılan son noktayı, hazırlanan metni benimsemedi. Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi, Türkiye’nin çok büyük ihtiyacımız olan suyu ülkemize getirmesinden mutluluk duymakla birlikte, suyu nasıl yöneteceğimize karar vermenin de bizim irademize bağlı olduğunu ortaya koydu.”

“CTP kararlarını nasıl vereceği kendisi bilir”
Talat, “Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kararlarını nasıl vereceği Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bileceği iştir. Cumhuriyetçi Türk Partisi, kollektif karar alma mekanizmaları ile hareket eden bir partidir ve hükümette yer alması da bunu değiştirmez. Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin hükümette olması, temel politikalarda partinin karar organlarının yetkilerini kullanmasına bir engel oluşturmaz. Siyasi partilerin çok partili demokrasinin temel oyuncuları olduğu ve hükümetle Bakanlar Kurulu’nu da partilerin oluşturduğu unutulmamalıdır. Son bir husus, suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili henüz herhangi bir mutabakat yoktur.”

Akansoy da eleştirdi
İçişleri ve Çalışma Bakanı Asım Akansoy, su tartışmaları ile ilgili görüşlerini sosyal medya hesabı aracılığıyla kamuoyuyla paylaştı. Akansoy, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerin yapıcı ve karşılıklı saygıya dayalı olması gerektiğini ilk günden itibaren savunan biri olarak, ne bu ülkede hükümetçilik oynama gibi bir dertlerinin olduğunu ne de halkın verdiği sorumluluktan kaçtıklarını her zaman farklı siyasi tonlarda dile getirdiğini anımsatarak, dün ne dediyse bugün de aynı noktada olduğunu belirtti. Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini yönetecekleri, ekonomik, siyasi ve idari bir siteme olan ihtiyaç bağlamında da atılması gereken adımların salt ekonomik gözle değerlendirilemeyeceğini; ülkenin yönetiminin her boyutuyla Kıbrıslı Türklerde olması gerektiğini; özellikle “vesayet sisteminin” dönüşmesinin adım adım, çok boyutlu olarak düşünülmesi gerektiğini kaydeden Akansoy, reform konusunun ekonomik temelli olamayacağını, bu nedenle ekonomik yeniden yapılanmanın önemli olmakla birlikte kendi başına yetersiz ve anlamsız olduğunuvurguladı. Akansoy, Kıbrıslı Türklerin; hayatın her alanına dair kapsamlı dönüşüm projeleri içiren bir modele ihtiyacı olduğuna işaret ederek, bağlamda da bugünkü hükümet programının önemli bir “adım” olduğunu ifade etmeye devam edeceğini söyledi.Asım Akansoy, açıklamasında şunları kaydetti: “Son gerçekleşen CTP Parti Meclisi’nin ardından CTP içine yönelik yapılan saldırı ve “kelle avcılığı”nın gayri ahlaki olduğunu öncellikle belirtmek isterim. Biz CTP’liler elbette her konuda aynı düşünecek değiliz. Ancak herhangi bir konuda olası farklı düşünen arkadaşlarımıza dönük yapılan siyasi linç kampanyasını da asla kabul etmeyiz. Konu basit: CTP Parti Meclisi’nin önüne konan “çalışma metni” ya da “müzakere metni” Kurultaydan sonra partimizin en üst organı tarafından kabul görmemiştir.
Farklı hassasiyetlerden yola çıkarak CTP, hükümetteyiz; sorumluluğumuzun bilincindeyiz; su konusuna önem ve değer veriyoruz, ancak suyun yönetimi konusunda Kıbrıslı Türklerin belirleyici olacakları bir yönetim ve işletme modeli yaratmalıyız demiştir. Bu bir duruştur. Bu duruşun tarihsel, siyasal ve sosyal gerekçeleri vardır. Ve bizi seven sevmeyen herkesin bu duruşa saygı duyması esastır. Son dönemlerde CTP’ye yönelik yapılan haksız eleştiriler ve saldırılar dikkat çekicidir. Biz halktan aldığımız yetkinin, sorumluluğun bilincinde hareket ediyoruz. Dolayısıyla su gerekçesiyle ne sorumluluğumuzdan ne de duruşumuzdan vazgeçeriz. Önce CTP’liyiz. Önce CTP Parti Meclisi kararı üzerinden yürürüz. Her siyasi parti gibi, her siyasi parti kadar. Ne siyasi kimliğimize saldırılmasını kabul ederiz ne de bizi çatışmaya çekmeye çalışanların gazına geliriz. CTP Parti Meclisi kararları bizim için esastır. Biz, soğukkanlı bir şekilde bu ülkenin geleceğini kararlılıkla kuracağız. Ne istediğimizi, ne yaptığımızı, nerede olduğumuzu çok iyi biliyoruz…Ne yardan geçeceğiz ne serden! Türkiye Cumhuriyeti Elçiliği’nin yaptığı açıklamanın talihsiz ve gereksiz olduğunu düşünüyorum. Evet kabine önemlidir, elbette kararı kabine verecektir. Ancak kabinede görev yapan bir CTP’li olarak benim için aslolan yukarıda da bahsettiğim gibi Parti Meclisi’nin kararıdır.Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nin, Türkiye’den gelen suyun yönetimi ve işletmesine ilişkin açıklamasına CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’tan yanıt geldi. Talat, iki ülke arasında henüz bir mutabakata varılmadığını anımsattı

CTP’den elçiliğe büyük tepki

TEPKİLER ARDI ARDINA GELDİ: Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nin suyun yönetimi ile ilgili yaptığı açıklama dün gün boyu CTP’li yetkililer tarafından eleştirildi. Eleştirilerin en serti ise CTP Genel Başkanı Talat’tan geldi. Talat, CTP’nin kararlarına karışılamayacağı mesajını verdi

“OLUMLU YANSIMAYACAK”: Talat: Türkiye ‘den ülkemize gelen suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Büyükelçiliğinin yaptığı açıklama, yaşanan sıkıntılara olumlu katkıda bulunmaktan uzaktır. CTP’nin kararlarını nasıl vereceği CTP’nin bileceği iştir. CTP’nin kolektif karar alma mekanizmalarının varlığı hükümette yer alması ile değişmez

KARŞILIKLI SAYGI ŞART: İçişleri ve Çalışma Bakanı Akansoy ise Türkiye ile ilişkilerin yapıcı ve karşılıklı saygıya dayalı olması gerektiğini ilk günden itibaren savunan biri olduğunu anımsattı. Akansoy, ne bu ülkede hükümetçilik oynama gibi bir dertlerinin olduğunu ne de halkın verdiği sorumluluktan kaçtıklarını söyledi

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından iki ülke arasında soruna dönüşen Türkiye’den getirilen suyun yönetim ve işletmesi konusunda 2010’dan başlayarak bugüne kadar yaşanan süreci anlatan ve konunun “hükümetler arası” bir konu olduğunu, kararın parti meclislerinin değil hükümetlerin vermesi gerektiğini içeren açıklamasına Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden sert tepki geldi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nin Türkiye’den gelen suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili olarak yaptığı açıklamayı sosyal medya aracılığıyla yaptığı açıklama ile değerlendirirken İçişleri Bakanı Asım Akansoy da konuyla ilgili bir açıklama yaptı.

“Olumlu yansımayacak”
Talat’ın Facebook hesabından yaptığı açıklama şöyle: “Türkiye ‘den ülkemize gelen suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Büyükelçiliğinin yaptığı açıklama, yaşanan sıkıntılara olumlu katkıda bulunmaktan uzaktır. Bakanımızla Türkiye kanadından iki Müsteşar Yardımcısı’nın ve teknik elemanların yürüttüğü görüşmenin sonucunda ortaya çıkan metin, Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi’nin önceden kararlaştırdığı su politikasından büyük farklılıklar içerdiği için, doğal olarak, yeniden Parti Meclisi’nin gündemine getirilecekti ve müzakerelerde yer alan Müsteşar Yardımcıları da bunu biliyordu.”

“Parti Meclisi benimsemedi”
“Sonuçta Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi varılan son noktayı, hazırlanan metni benimsemedi. Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi, Türkiye’nin çok büyük ihtiyacımız olan suyu ülkemize getirmesinden mutluluk duymakla birlikte, suyu nasıl yöneteceğimize karar vermenin de bizim irademize bağlı olduğunu ortaya koydu.”

“CTP kararlarını nasıl vereceği kendisi bilir”
Talat, “Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin kararlarını nasıl vereceği Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bileceği iştir. Cumhuriyetçi Türk Partisi, kollektif karar alma mekanizmaları ile hareket eden bir partidir ve hükümette yer alması da bunu değiştirmez. Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin hükümette olması, temel politikalarda partinin karar organlarının yetkilerini kullanmasına bir engel oluşturmaz. Siyasi partilerin çok partili demokrasinin temel oyuncuları olduğu ve hükümetle Bakanlar Kurulu’nu da partilerin oluşturduğu unutulmamalıdır. Son bir husus, suyun yönetim ve işletmesiyle ilgili henüz herhangi bir mutabakat yoktur.”

Akansoy da eleştirdi
İçişleri ve Çalışma Bakanı Asım Akansoy, su tartışmaları ile ilgili görüşlerini sosyal medya hesabı aracılığıyla kamuoyuyla paylaştı. Akansoy, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerin yapıcı ve karşılıklı saygıya dayalı olması gerektiğini ilk günden itibaren savunan biri olarak, ne bu ülkede hükümetçilik oynama gibi bir dertlerinin olduğunu ne de halkın verdiği sorumluluktan kaçtıklarını her zaman farklı siyasi tonlarda dile getirdiğini anımsatarak, dün ne dediyse bugün de aynı noktada olduğunu belirtti. Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini yönetecekleri, ekonomik, siyasi ve idari bir siteme olan ihtiyaç bağlamında da atılması gereken adımların salt ekonomik gözle değerlendirilemeyeceğini; ülkenin yönetiminin her boyutuyla Kıbrıslı Türklerde olması gerektiğini; özellikle “vesayet sisteminin” dönüşmesinin adım adım, çok boyutlu olarak düşünülmesi gerektiğini kaydeden Akansoy, reform konusunun ekonomik temelli olamayacağını, bu nedenle ekonomik yeniden yapılanmanın önemli olmakla birlikte kendi başına yetersiz ve anlamsız olduğunuvurguladı. Akansoy, Kıbrıslı Türklerin; hayatın her alanına dair kapsamlı dönüşüm projeleri içiren bir modele ihtiyacı olduğuna işaret ederek, bağlamda da bugünkü hükümet programının önemli bir “adım” olduğunu ifade etmeye devam edeceğini söyledi.Asım Akansoy, açıklamasında şunları kaydetti: “Son gerçekleşen CTP Parti Meclisi’nin ardından CTP içine yönelik yapılan saldırı ve “kelle avcılığı”nın gayri ahlaki olduğunu öncellikle belirtmek isterim. Biz CTP’liler elbette her konuda aynı düşünecek değiliz. Ancak herhangi bir konuda olası farklı düşünen arkadaşlarımıza dönük yapılan siyasi linç kampanyasını da asla kabul etmeyiz. Konu basit: CTP Parti Meclisi’nin önüne konan “çalışma metni” ya da “müzakere metni” Kurultaydan sonra partimizin en üst organı tarafından kabul görmemiştir.
Farklı hassasiyetlerden yola çıkarak CTP, hükümetteyiz; sorumluluğumuzun bilincindeyiz; su konusuna önem ve değer veriyoruz, ancak suyun yönetimi konusunda Kıbrıslı Türklerin belirleyici olacakları bir yönetim ve işletme modeli yaratmalıyız demiştir. Bu bir duruştur. Bu duruşun tarihsel, siyasal ve sosyal gerekçeleri vardır. Ve bizi seven sevmeyen herkesin bu duruşa saygı duyması esastır. Son dönemlerde CTP’ye yönelik yapılan haksız eleştiriler ve saldırılar dikkat çekicidir. Biz halktan aldığımız yetkinin, sorumluluğun bilincinde hareket ediyoruz. Dolayısıyla su gerekçesiyle ne sorumluluğumuzdan ne de duruşumuzdan vazgeçeriz. Önce CTP’liyiz. Önce CTP Parti Meclisi kararı üzerinden yürürüz. Her siyasi parti gibi, her siyasi parti kadar. Ne siyasi kimliğimize saldırılmasını kabul ederiz ne de bizi çatışmaya çekmeye çalışanların gazına geliriz. CTP Parti Meclisi kararları bizim için esastır. Biz, soğukkanlı bir şekilde bu ülkenin geleceğini kararlılıkla kuracağız. Ne istediğimizi, ne yaptığımızı, nerede olduğumuzu çok iyi biliyoruz…Ne yardan geçeceğiz ne serden! Türkiye Cumhuriyeti Elçiliği’nin yaptığı açıklamanın talihsiz ve gereksiz olduğunu düşünüyorum. Evet kabine önemlidir, elbette kararı kabine verecektir. Ancak kabinede görev yapan bir CTP’li olarak benim için aslolan yukarıda da bahsettiğim gibi Parti Meclisi’nin kararıdır.