Yağmur yağardı Arasta’ya.
Etraf sessiz, yağmur sessiz, kepenkler ıslak.
Karamsarlık zamanı…
…
Böyle olurdu zaman zaman.
Büsbütün karamsar.
Besmeleyle başlanan günler.
Bismillahirrahmanirrahim…
…
Esnaflar kapı önlerinde beklemede.
Gözlerde endişe.
Günlük yevmiye ya çıkardı ya çıkmazdı.
Buna rağmen telaşsız.
İsyan yok, eylem yok.
Parti yok, sendika yok, dernek yok.
Her şey varacağına varacak.
Kaderine bağlı herkes.
Gelecek günler kimin elinde…
…
Haberler ürkütücü.
Kumaşçı, ayakkabıcı, demirci, kalaycı, iplikçi.
Memur, polis, işçi, çiftçi.
Telaş yok endişe hakim.
Haberler hayra alamet değil.
Tepeden tırnağa memleketin,
Ve eksiksiz herkesin,
Başında kara bulutlar gezinmekte…
…
Kara kader azrail gibi kollamakta.
Her an her yerde.
Köşede bucakta.
Bazen bir bisiklette,
Bazen bir mevzide.
Güzel düşler kurmak yasak…
…
Ezan okunur, çanlar çalınır, kepenkler kapanır, bir gün daha geride kalırdı…
…
Arasta’nın iki yüzü vardı.
Gündüz ve gece.
Gündüz başka, gece başka.
Gündüzün esnaflar beklemede, geceleyin Mücahit.
Kepenkler kapanıp ortalıktan el ayak çekilince ve güvercinler yuvalarına dönünce ve karanlık tekmil düşünce damlarına Arasta’nın, kol gezerdi Mücahitler ince, uzun, daracık sınır boylarında…
…
Gece hain.
Işık sızmaz içinden.
Azrail pusuda can kollamakta.
Namluların ucu terli.
Nöbet kulübeleri soğuk.
Yapraklar titrek.
Büsbütün belirsizlik.
Her yerde…
…
Mangalar devriyede rap rap.
Islak bot sesleri ürkütücü.
Tekmil alıp tekmil vermeler.
Çığlık çığlığa geceler.
Çıldırmak da var işin içinde.
Gün doğanda, devran dönende…
…
Ağır geçerdi günler.
Arasta, Lefkoşa’nın tam ortası.
Ortasından geçer tabut.
Yedi mevsim düş kuranda, aşkı ve sevdayı düşleyen ölür…
































