İsmet, Lefkoşa’nın güzel insanlarından biri.
Lefkoşalı olup da İsmet’i tanımayan yoktur.
Eski Lefkoşa’nın sokakları onun ayak izleri ve kahkahaları ile doludur.
Esnafın gülüydü İsmet…
…
Bir zamanlar Zafer Sineması İsmet’in adeta kontrolündeydi.
Film başlayacağında, İsmet sahnenin önüne geçer, elleri ile makiniste işaretlerde bulunur ve perde öylece açılırdı…
…
Çok yoktur, bir hafta kadar önce Lefkoşa üzerine bir sohbet esnasında bir dostumuz İsmet’in vefat ettiğini söyleyince, doğrusu keyfim kaçmıştı.
Sanki hisarlardan bir taş daha düşmüş, sanki bir kerpiç ev daha yıkılmış, sanki bir uçurtma daha kaybolmuştu…
…
Çoktandır İsmet ortalıklarda yoktu.
Onu zaman zaman bastona tutunurken yolda görür, arabaya alır, gideceği yere kadar bırakır, onun kendine özgü konuşmaları ile sohbetimizi ballandırırdık.
İki seneden fazla olmalı, sokaklar İsmet’sizdi…
…
Geçenlerde bir dostum onun vefatından bahsetmişti.
Nasıl oldu da duymamıştık diye yerinirken, uygun bir yazıda ondan bahsetmeyi düşünüyordum.
Dünkü yazımızda Vicdani Ret olayını ele alırken, İsmet’ten de söz etmiş ve “yıldızlar içinde” yatması temennisinde bulunmuştuk…
…
Oya Gürel’den bir telefon.
-Ahmet! İsmet hayattaymış…
Sonra Mustafa Özsoy ve başkaları aradı.
Onlar da aynı şeyi söylediler…
…
Öldürdük mü adamı!
…
Eskiler böyle durumlarda “.ok yiyip yattın” derlerdi.
Biz de böyle yapmıştık…
…
İzini sürdük.
Hangisi doğruydu?
Oya yönlendirmişti.
Belediye Başkanı Harmancı ile konuştuktan sonra Belediyenin Yaşlılar Biriminden Ali Ecesoy’dan resmi bilgiye ulaştık.
Çünkü İsmet ile Belediyenin Yaşlılar Birimi ilgileniyormuş.
Onalar da İsmet’le bugün konuştuklarını söylediler…
…
Gazeteci Mehmet Ali Birand, muhabirlerine sıkça “Duyduklarınızı değil, gördüklerinizi” yazın dermiş.
Doğrudur.
Kulağımıza bir kez daha küpe…
…
Yazımız nedeni ile yanılttığımız herkesten kocaman bir özür diliyoruz…
…
İsmet çok yaşasın.
Benim ömrümden de alsın…
…
Bu vesile ile ve İsmet’in coşkusu ile,
Bisikletliler çoğalsın…
Maruana serbest bırakılsın; mafyalara darbe indirilsin; devlet dolaylı olarak karanlık odaklarla ortaklıktan kurtulsun…
Vicdani ret yasallaştırılsın…
Bayram Yeri eski yerine alınsın…
Cenazeler Selimiye Camii’nden kaldırılsın…
Sarayönü eski meydan haline getirilsin…
Yeşil kıyımına ve betonlaşmaya son verilsin…
…
Imagine…
…
Hayaller gerçek olsun…
































