Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sıkışan sıkışana

Gazetecilik zordur.

Stresin bir başka adı.

Hoş anılar biriktirir insan…

Teknolojinin bugünkü düzeyde olmadığı 80’li yıllarda elektrikli dizgi cihazları yeni gelmişti adaya.
Yazıları yazan aksam top şeklinde bir baştı.
Harfler o top şeklinde başlarda bulunurdu.
Lakin, Türkçeleştirilmiş değillerdi.
Bu yüzden birçok kelimede düzeltme yapılırdı.
Tek tek.
Her kelime.
Bütün gazete, bütün haberler baştan başa.

Sayfalarda tek tek düzeltme yapmak tam bir işkenceydi.
“Sıkışmış” kelimesindeki “ı” harflerinin üzeri noktalı çıktığından, tashihçinin (düzeltmen) işi zordu.
O noktaların hepsi tek tek silinmeliydi.

Böyle olunca işler çoğu zaman sıkışır kalırdı.
Bir göz yanılması nedeni ile sıkışmış kelimesi noktalı çıkınca, dünya başına yıkılırdı gazetecinin.
Böyle bir durum okura anlatılabilir miydi?
Haber gerçek bir kişiyi de ilgilendirirse, vay halinize olurdu.
Mesela kaza yapan kişi sıkıştığı yerden çıkartılamadı şeklindeki haber, bir kaza haberinden çıkar, pornografik bir hal alırdı.

Gel de hakime anlat:
-Hakim bey! Şeyin başı Türkçe değil!..

Diyelim ki haber siyasidir.
“Bu hafta politikacıları sıkışık bir gündem bekliyor” şeklindeki bir haber, sıkışık kelimesindeki “ı” harflerinin noktalı olarak yayınlanması ile birlikte kerhane haberine dönüşürdü!

Şimdi böyle şanssızlıklar yok.
Düzeltmenler genellikle bilgisayarın içinde.
Bilgisayar yanlış kelimeye uyarı veriyor ve düzeltme imkanı doğuyor.
Bir de gerçek bir düzeltmenin elinden geçince, yazılı basında yazım hataları asgari düzeye inmiş oluyor.

Yani eskinin sıkışık durumları yok.
Bu açıdan da editörler işlerinde sıkışmıyorlar.

Fakat eski editörlerin durumu dumandı.
Teknoloji fukaralığından işler o kadar yoğundu ki, sıkışan sıkışana…

Okur anımsayacak.
Hoş azımsamasa ne olacak.
Onlar da oldukça yoğun ve sıkışık günler yaşayabilirler.
Dünkü yazımızın bir yerinde şöyle bir cümle vardı:
“Kendini karşı taraftakinin 098yerine koyup düşüneceksin…”
Cümle bu.
Anladık da 098 ne?

Merak ettim bu durum nereden kaynaklanır diye.
Hani arkadaşlarımızın zamanı sıkışık olabilirdi.
Öyle değil.
Benden kaynaklanıyordu bu yanlışlık.
Nasıl olduğunu kestiremedim ama yukarıda aynı cümleyi yazarken, bilgisayarın herhangi bir yazılım hatası vermediğini gördüm.
Bilgisayarların da geri zekalı tarafları vardır.
Neticede, gözümden kaçmıştı besbelli.

Böyle zamanlar, yazarın da sıkışıp kaldığı zamanları anlatır.
En rahat okurlardır.
Bir yazar, kendi okurunu seçemez.
Ama bir okur kendi yazarını seçebilir.
Bu nedenle,
Okurun, gazeteler ve yazarlar arasında sıkışıp kalacağı bir durum yoktur…

Ama siyasiler bütün gazetelere en azından bir göz atacaklarından, her zaman için sıkışmış durumdadırlar…