Sevgili Turhan Korun’u, doktorumuzu, beklenmedik ve zamansız bir şekilde kaybettik.
14 Şubatta sekizinci yılına girecek olan Havadis yolculuğumuzda ilk günden itibaren yanımızdaydı.
Diyaliz saatleri hariç, Havadis’in meşhur merdivenlerini b,izimle birlikte tırmandı her gün.
Ve o anlamda ağbeylik, yoldaşlık yaptı bize.
Korudu, kolladı, bilgi verdi, nasihat etti ve en önemlisi yol gösterici oldu.
Kendi deyimi ile cehlin ilme galip geldiği yani bilimin değil cehaletin iktidar olduğu bitmek bilmez yılların deneyimleriyle öğretmenimiz oldu.
***
Turhan Korun ile son sekiz yıllık Havadis deneyimi değil sadece, benim ilk gençlik yıllarımdan tanışıklığımız ve birlikte çalışmışlığımız vardı.
Ben, bıyığı henüz terleyen bir gazeteci olarak mesleğe başladığımda Doktor, Yenidüzen’in Yayın Kurulu Üyesi idi.
Tepeden tırnağa değişecek ve gazetecilik kurallarıyla yönetilecek bir parti bülteni devralmıştık.
Doktorun da olağanüstü gayretleri ile o parti bülteni, ülkenin önemli gazetelerinden birine dönüşecekti.
Soğuk savaş dönemi kültüründen kaynaklanan, tekçi ve baskıcı anlayışlarla mücadele etmek zorunda kalmıştık hep.
Derin devletin, “katli vaciptir” şeklindeki infaz kararından tutun da rejimin boğup sesimizi kısma eylemlerine kadar her türlü musibetle mücadele etmek zorunda kalmıştık.
Bir de üstüne parti bültenlerini geri isteyenlerin saldırıları.
Moskova’da yapılan askeri darbe kırılma noktası olmuştu.
Darbeyi savunanlar kellemizi almak için çok uğraşmışlardı.
Fakat başaramamışlardı.
***
Dr. Turhan Korun ile her andığımızda içimizin sızladığı bir de Sağlık Bakanlığı tecrübemiz vardı.
Statükoya teslim olduğumuz, ağır hüsranlarla dolu yıllar.
O Sağlık Bakanlığı Müsteşarı idi, ben de Özel Kalem Müdürü.
Sabahlara varan çalışmalarla ülkenin sağlık sistemini düzeltmeye yeltenmiştik.
Fakat, boyumuzun ölçüsünü alacaktık.
Sağlıkta hala devam eden devasa sorunların kaynağı kemikleşmiş çıkar gruplarının koyduğu engelleri aşamayacaktık.
***
Çok bilinmez ama Turhan Korun Türkiye sol hareketi ve özellikle Dev-Genç ekolünde de önemli bir yere sahipti.
Şimdilerde milyonların andığı Deniz Gezmişlere de ağbeylik yapmıştı.
Onların sahte pasaportlarla Filistin’e gitmelerini sağlamıştı.
Uluslar arası devrimci güçlerle tanışmalarını ve bölgesel bir hareket olmaktan çıkmalarını.
Sırf bunlardan dolayı Türkiye’den sınırdışı edilmiş ve doktorluk eğitimi yarıda kalmıştı.
Neden sonra Ankara’ya dönecek ve ihtisasını tamamlayacaktı.
***
“Cehlin İlme Galip Geldiği Yıllar” ismini vereceği kitabı için epeyce çalışmıştık.
Onun için heyecan ve stres, bizim için resmi olmayan tarihin eğitimi olacaktı.
Ve şimdi geriye dönüp baktığımda iyi ki yayınlamıştık o kitabı diyorum.
Bu fani dünyada geriye kalan böylesi eserlerdir, iyi insanlardan.
































