Önce Eğitim Bakanı attı ortaya, şimdi İçişleri Bakanı tekrarlıyor. Ama ortada henüz bir icraat yok…
Suça karışan üniversite öğrencileri konusu…
Defalarca yazdık. Biz yazdık, çare bulması gerekenler, duymazdan geldiler.
Üniversiteler velinimetimiz anladık da, bu sosyal transformasyon, bu değişim de kuralına göre olmalıydı. İşte gördük hep birlikte, üniversiteleri mesken tutan kriminaller türedi.
Hepimizin mahallemizde, apartmanımızda yaşadığımız sosyal sorunlar da cabası…
İçişleri Bakanı Kutlu Evren açık itirafta bulunuyor; “Öğrenciliği suistimal edenlerin sayısı arttı… Sosyal düzeni bozdular… Çalışma başlattık, ceza uygulanacak” diyor…
Polisin peşlerine düşmesi, muhaceret kurallarının uygulanması, takip edilmeleri güzel de, madem ki Eğitim Bakanlığıyla ortak yapacaklar bu işi, işin eğitim kısmına da dokunuversinler biraz.
Eğer siz devam mecburiyetini kendi devletinizin koyduğu kurala rağmen üniversitelere uygulatamıyorsanız, istediğiniz polisiye önlemi alın.
Bu kriminalleri buraya getiren, cezbeden, çoğalmalarını sağlayan kara delik bu…
Siz o zamanlar siyasetin içinde değildiniz ama, Nijeryalı yetkililerin üniversitelere 500 kişilik liste verip, “takip edin bunlar okumuyor, başka işlerin içindeler” dediklerini; Pakistan istihbarat birimlerinin kendi vatandaşlarının KKTC’de öğrenci kimliği altında insan ticareti yaptıkları yönündeki bildirimlerini duydunuz herhalde…
“Kapağı KKTC’ye attın mı gerisi kolay” diyor adam…
İnsan ticareti de yapıyor, uyuşturucu ticareti de, hırsızlık da, kaçakçılık da…
Üniversiteler yasayı uygulamaya zorlanmalı…
Ben iddia ederim, devam mecburiyeti denetlensin, sıkı sıkıya uygulansın, tanıtımlarda vurgulansın, bu öğrenci sayısı üçte bir azalır…
Ama siz, “Ona devletin borcu var”, “ötekini kıramam seçimde desteğini çeker” falan demeye devam ettiğiniz sürece, bu istismarın önüne geçemezsiniz. Hani, geçen gün Ersan Saner’in “Denetlersek inşaatlar durur” dediği gibi, mesele kasaya giren öğrenci harçlarını azaltmamak mıdır..?
Üniversite kurmayı ticaret olarak kabul eden bir zihniyetle hareket ediyoruz, bizim sorunumuz bu…
YÖDAK Başkanı yeni atandı. Kutladık, sevindik. Şimdi bekliyoruz. Geçen gün de yazdım. Eğer YÖDAK Başkanı üniversitelere, “devam konusunda kuralı uygulayın” yazısını yazmazsa, boşa kürek çekersiniz haberiniz olsun…
DEMEK Kİ YAPILABİLİYORMUŞ SAYIN DENKTAŞ…
Serdar Denktaş, dövizdeki artış konusunda, “dalgalanma dursun da bakarız” demiş geçiştirmişti.
Hatta hem elektrik zammı için, hem de harçlara yapılan astronomik zamlar için de ‘bakacağım’ demişti de kimsenin umuru olmamıştı.
Bakanlar baka dursun, Birikim Özgür, bir kaç gündür kendi Maliye Bakanlığı döneminde döviz artışı karşısında yaptıklarını anlatıyor.
Aynı devlet, aynı sistem. Özgür’ün elindeki imkanlar neyse, Serdar Denktaş’ın da o…
Bakın neler söylüyor eski Maliye BakanıBirikim Özgür…
“2014 ve 2015’te yine şimdiki gibi dövizin aşırı yükselişi sonrasında tapu devir harçları ve stopajlarında sabit kur uygulamasına geçildiğini, kira stopajının TL’de yüzde 7’ye düşürülerek yurttaşlarımızın krizden daha az etkilenmesinin sağlandığını biliyor muydunuz?”
Dahası var;
“CTP döneminde dövizdeki artış sonrasında temel tüketim maddelerine kur artışından dolayı maliyet yansımasını azaltacak biçimde vergi ve fonlarda 90 gün süreyle kur sabitlemesine gidildiğini biliyor muydunuz?”
Bir başkası;
“CTP döneminde kış aylarında tüp gazdaki FİF oranının sıfırlandığını ve bu yolla zammın engellendiğini biliyor muydunuz?”
Oysa biz bu dönemde, bir ayda üç kez tüpgaz zammı gördük…
Şimdi kalkalım da “siz niye yapmıyorsunuz” diye aptalca bir soru mu soralım..?
YERİN KULAĞI VAR
ANAFARTALAR BİLMECESİ:
“Anafartalar özele verilirse kendimi okulun önüne zincirlerim” diyen Eğitim Bakanı Berova’nın bu iddialı konuşmasının ardında meğer Anafartalar değil, 23 Nisan İlkokulu varmış. İddiaya göre hedefte, ısrarla Anafartalar Lisesine taşınmak istenen 23 Nisan İlkokulu varmış. İlkokulu Anafartalara taşıyacaklar, peki ilkokul ne olacak? Sayın Bakan aynı meydan okumayı ilkokul için de yapacak mı?
BİRŞEY OLACAĞI YOK:
Önce 2016 sonu dendi olmadı. Şimdilerde Şubat, Mart ve Nisan ayları ‘önemli’ deniyor. Şimdiden söyleyelim daha çok Nisanlar göreceğiz bu gidişle. İki tarafın da görüşleri taban tabana zıt. Onun için kimse ne umutlansın, ne de karamsar olsun. Fazla umut da, umutsuzluk da iyi değil. Keşke bunları tartışacağımıza, kendi iç sorunlarımızı çözmeye odaklansak. Artık anladık ki, bu işi çözmek bizlerin elinde değil, onun için bırakın gün gelir su yolunu bulur…
UZUN BİR ARADAN SONRA:
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı uzun bir aradan sonra, Meclis Başkanı Sibel Siber’le bir araya geliyor. Seçildiği ilk günlerde bu buluşmayı mutad olarak yapan Akıncı’nın, uzun bir süredir Sibel hanımla biraraya gelmediği biliniyor. İkili arasındaki son mektup teatisi ardından, Çarşamba günü gerçekleşecek olan görüşmede, müzakere süreciyle ilgili bilgi alışverişi yapılacağı açıklandı…
CTP’NİN ÇAĞRISINA UYARLAR MI:
Birikim Özgür’ün kendi Maliye Bakanlığı döneminde dövize karşı aldıkları önlemleri yazımızda okudunuz… Dün de CTP hükümete, döviz krizi ve fahiş zamlar konusunda Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nu ve Meclis’i toplama çağrısı yaptı. Hükümetin yapabileceği, ama yapmadıkları var. Neler yapılacağını bilmiyorlar mı? Bal gibi biliyorlar, ama yapmıyorlar işte… Çünkü dövizin artışından dolaylı bir şekilde gelir elde ediyor devlet… Şimdi CTP çağırdı diye bu toplantıları yaparlar mı? Dertlerinin, halkın durumu olduğuna inanıyor musunuz..?
ANKARA DUYSUN:
Bir tarım reformu yapılacaktı değil mi? Hani protokola imza koyarken, ‘yapacağız’ demişlerdi. Tarihi de geçti zaten. Ama bir baktık, 2017 için tarımsal teşvikler aynen yerli yerinde duruyor. Daha önce de yazmıştım, Ankara da duysun, önlerinde seçim varken bu reformları asla yapmazlar, benden söylemesi…
CAN BEDELİ 12 BİN LİRA:
Çevreye zehirli insan sağlığını tehlikeye sokan duman püskürttükleri için AKSA ve Teknecik santrallerine 6’şar asgari ücret, yani 12 bin TL ceza keslimiş. Kanser vakalarının inanılmaz arttığı ülkemizde, santrallere kesilen bu ceza ile, insan zehirlemenin bedelinin 12 bin TL olduğu anlaşılıyor. Önlem alınmasını zorlamak yerine, 12 bin liraya insanların zehirlenmesine göz yumuluyor adeta…
ZİRVEDEKİLER
Cenk Mutluyakalı: “Denetim yaparsak hepsini kapatmamız gerekir” diyen Çalışma Bakanı, birer birer ‘gömüyor’ şimdi, insanları! İş güvenliği yerine ‘Allah’ın takdiri’ (!) Asgari ücret masasında ömrü hayatında işçiyi örgütlememiş insanlar ‘onay’ veriyor, geçim derdine! Ada’nın incisi dediğimiz kent betonunda boğuluyor, zeytin ağaçlarını dahi ‘dolgu’ yapmışlar, dere yataklarının içine! İzliyorlar! Suçlu yok (!) Tüp gaza hem de en soğuk dönemde, otuz güne üç zam sığdırmışlar…Vicdan yok (!)…”.
DİPTEKİLER
Gerçek Politika Dergisi: Ufuklar Gurubuna bağlı dergi son sayısında düzenlediği bir yarışma ile gündeme geldi. Pek çoğumuzun adını belki de ilk kez duyduğu bu dergi, düzenlediği sözde yarışmada, “Önce Hangisi Ölecek” diye okuyucularına bir soru sorup cevap bekliyor. Bu listede, Eroğlu, Talat, Hristofyas, Soyer ve Akıncı olmak üzere birçok siyasetçi yer alıyor. Bu siyasilerden hangisinin önce öleceğini bilen okuyucuya ise,“zengin hediyeler” verileceği belirtiliyor. “Trafik kazasında ölenler sayılmayacak” notu ise tam bir rezalet. İnsanların ölümüyle ilgili yarışma düzenleniyor ama, bugün oldu hala hiçbir makam çıkıp da, “nedir bu rezalet” demedi ya ona üzülüyorum…
































