Nobel Tıp Ödülü’nü alan bilim adamları “beynin yer belirleme sistemini” keşfetmişler.
Bu keşif, “beynin bizi çevreleyen alanın haritasını nasıl çizdiğinin ve karmaşık bir ortamda nasıl yol alabildiğimizin izah edilmesine yardımcı oluyor”muş.
…
Beyin çok önemli.
Herkeste beyin var.
Bir aptallık karşısında “beyinsiz” şeklinde yakıştırma yapılmasının sebebi, beynin çok önemli olmasındandır.
Düşünme trafiğini beyin yönetir.
…
İnsan beynini ne kadar kullanabiliyor?
Bu tartışma bilim dünyasında bitmedi.
Kimilerine göre insanoğlu aklının ancak altıda birini kullanabiliyor.
Altıda biri ile uzaya çıkıp oradan da sıçramaya kalkışıldığına göre, bakalım beynimizin altıda dördü kullanıldığında neler olacak.
Durum altıda altı olduğunda, zaten bu adada Kıbrıslı diye bir varlık çoktan olmayacak…
…
Bu arada bizde işler kızıştı.
Karşılıklı salvolar atılıyor.
Ansızın münhasır bölge ile ilgili tartışmalar başladı.
Türkiye devrede.
Hücumbotlar kol geziyor.
Bizim mahalle tehdit eder gibi Rumlara çağrı yaparak Türkiye’nin ciddiye alınmasını istedi.
Rum mahallesi de öfkelenerek, ilk tepkisini görüşmeleri askıya almakla gösterdi.
Görüşmeleri içtenlikle isteyen taraf olarak çok üzüldük tabii…
…
Ama, her iki mahallede yaşayanların “ızgara hücreler” i sorunlu.
Sinyal yok!..
…
İngiliz bilim adamı John O’Keefe, kolları daha 1971’de sıvadı.
Sıçanlar üzerinde çalıştı.
Soru şu: Birey bulunduğu yeri nasıl hesaplar?
Sıçan laboratuvara alındı.
Değişik bir ortama kondu.
O’Keefe, baktı ki bir sinir sinyal vermekte.
Sıçan faklı konumlardayken o sinir sinyal veriyordu.
Bilim adamı “bir tür oda haritası”nın varlığını keşfederek, buna “konum hücreler” adını verdi.
…
Daha sonra yapılan çalışmalarda “ızgara hücreler” keşfedildi.
Sıçan yolunu bu hücreler arasındaki koordinatlara göre buluyordu.
…
Sıçan ve farelerde yapılan bu deneyler tüm memeliler için geçerli.
Yani insan da bunun içinde…
…
Bu deneyler kazara bizim üzerimizde yapılsaydı, bilim adamları hava alacaklardı.
Çünkü “ızgara hücreler” de bütün yollar kapalı.
Hiçbir sinyal yok.
Bu durumda her iki mahallenin de memeliler sınıfına girmedikleri anlaşılacaktı…
































