“Kullandıkça keskinleşen tek alet dildir.” (Washington Irwing)
…
“İnsan toplulukların gelişmesi, her şeyden önce dil ve edebiyatlarının ilerlemesine bağlıdır.” (Namık Kemal)
…
Dil, madem ki bu kadar önemli biz ne kadar ilerledik?
…
Halk arasında “Dilini tut” deriz.
Çünkü bir başka düşünüre göre “Dizginsiz dil bela getirir.”
…
Bu yüzden mi başımız beladan kalkmıyor.
Hani çok hoşgörülüyüz ya, bu durum kalemi elimize aldığımızda değişiyor.
…
Sadece kalemle değil, mikrofon önünde de dilini tutamayan çoktur.
…
Bir zamanlar, Yenidüzen’in bir yazı kurulu toplantısında içeriye Naci Talat Usar girmişti.
Hüseyin Celal’in hukuk bürosunda toplanmıştık.
Bir şeyler çalışıyorduk ki Naci “Kaleminizden kan damlar; pişman olacağınız hiçbir şey yazmayın” demişti.
Sevgili dostumuzun bu sözü kalem oynatırken zihnimde asılmış bir pankart gibi hep uyarıcı oldu.
Ne kadar başarabildiğimiz belirsiz.
…
1960’lı yıllarda Kıbrıs’ı adım adım gezen bir başka değerli ada insanı Kutlu Adalı’nın o yıllarda kaleme aldığı “Dil” başlıklı yazıda, Kıbrıslı Türklerin kullandığı Türkçe üzerinde durulmuştu.
Adalı, çeşitli yörelerden örnekler vererek, her yörenin özelliklerini sıralamış ve Türkçe’nin özellikle kırsal alanlarda giderek yaygınlaşmasından ve gençlerin kendi dillerine önem vermesinden duyduğu memnuniyeti yazmıştı.
O dönemler birçok köyde birçok Türk, Rumca konuşuyordu.
Adalı yazısını şöyle tamamlamıştı:
“Yıllarca önce Türkiye’ye yerleştirilmiş olan Giritlilerin (Girit Türkleri) bugün bile evlerinde, aralarında Giritlice konuştuklarını düşünürsek, Kıbrıs’taki bu duruma sevinmememiz elde değildir.
Zaman daha da bizi sevindirecektir.”
…
Öngörüsü doğru çıktı.
Zamanla Türkçe daha çok yaygınlaştı.
Rum dilinin Türkçe diline olan egemenliği giderek kalktı.
…
Dil üzerine yazı yazmak bir uzmanlık konusudur.
Bu yazı bunun dışındadır.
Zaman Adalı’yı haklı çıkarmış ama bu kez Adalı Türkler Türkçesini geliştirirken, başka tuzaklarla karşılaşmıştır.
Bunların başında dili önemli oranda etkileyen bilgisayar teknolojisi gelir.
Örneğin bir bilgisayarın başına geçen biri, bırakın Türk Dili içindeki yabancı sözcüklerin çokluğunu, ister istemez yarı İngilizce yarı Türkçe konuşur hale gelir.
-Entere bas okeyle.
-Dilit yap, ya da seyifle…
Bu ve buna benzer terimlerin Türkçesi olsa da, bunların içselleştirilmemiş olması, kullanılan dile daha çok yabancı sözcüğün girmesine neden oluyor.
Haliyle kullanılan dil, yabancı dilin baskısı altından kurtulamıyor.
…
Bu nereye varır bilinmez, ama yine de hangi dil kullanılırsa onun doğru, iyi ve güzel kullanılmasında yarar vardır.
…
Bugün ne kadar iyiye gitmişsek, bunda dilin önemi var.
Ne kadar kötüye gitmişsek de dilin önemi büyük.
…
Dil öyle ki,
Denildiği gibi yarası bile kapanmaz.
































