“Türkiye’den gelen Türkler olduğu için her yerde camiler var. Türkiye’de de şimdi öyle oldu. Her köşede bir cami var. Bunu konuştuğun zaman sana, ‘dinsiz’ diyorlar. Alakası yok. Bu, dini kullanmadır. Türkiye’de, muazzam dini kullanma var. Bu, Kıbrıslı Türklere uymuyor. Kıbrıslı Türklerin dini kullanma geleneği yoktur…”
…
Yukarıdaki sözler dünyaca ünlü Kıbrıslı Türk Psikiyatr Profesör Vamık Volkan’a ait.
…
Değerli hocamızın saptamalarını okuyanların çok olmasını temenni ederim.
…
Doğrudur.
Din işlerini devlete karıştırmak kültürümüzde yok.
Eskiden, Müftülerimiz ön planda olmakla birlikte, din siyasete yine de karıştırılmamıştı.
Neticede, kendimize özgü, hoşgörüye dayalı bir kültür oluştu.
…
Lakin, nezaketten olsa gerek, hocamız yaptığı değerlendirmelerde kusurlarımızı yüzümüze vurmuyor.
…
Meseleyi Menderes döneminden alsak, Kıbrıs Türkü Türkiye’de gelip geçen tüm hükümetlerin karşısında, gelene ağam gidene paşam demedi mi?
Hatırlardadır,
Menderes iktidara gelince evlere Menderes’in fotoğraflarını astık.
Adamcağız ipte sallanınca, duvarlardan nasıl indireceğimizi şaşırdık.
Yerine Cemal Ağa’nın resimlerini koyduk.
“27 Mayıs İhtilali”ne on kala Lefkoşa Türk Lisesi’nin adını Celal Bayar Lisesi koyduk.
Tabelayı iki yıl tutabildik.
Onu indirdikleri an biz de indirdik.
Ecevit geldi, dağa taşa Karaoğlan damgası vuruldu.
Adaya ilk geldiğinde arabası bile ellerde taşındı.
Yer gök inledi.
Evren onu içeri tıkınca gıkımız çıkmadı.
17 yaşında çocuk asan Kenan Evren’in ismini caddelere verdik.
Her yere bayraklar diktik.
Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik.
En sonunda RTE gelince önce sendeledik.
Sonra “varsın ılımlı İslam olsun” dedik.
Hoş görülüyüz ya!
Kapıyı gındırık bulanlar camileri ile içeriye daldılar.
Müslümanlık dersi vermeye başladılar.
Yetmedi ilahiyat fakülteleri kurulmaya başlandı.
Baktılar, bunlar Kur’an okumuyor,
Adaya kargolar dolusu Kur’an taşıdılar.
Baktılar, bunlardan imam olmaz,
Adaya imam yığdılar, maaşlarını da kendileri ödüyorlar!..
…
Bütün bu olup bitenlere eskiden “Sağ” ya da “Milliyetçi” güçlerin neden olduğuna inanılıyordu.
Ahali değiştirmeyi öğrendi.
“Sol” güçleri de hükümet yapmaya başladı.
Ama gördü ki, Kıbrıs Türkünün sağı solu belli değil!..
…
Bu vaziyette ideolojik değil, psikolojik bir durum mu var?
…
Gıkımızın çıkmaması korkudan mı?
Bağımlı olduğumuzdan mı?
…
Kendimiz olmamız için hangi psikoloji derslerini almamızda fayda var?
Yoksa bu cemaat çaresiz bir derde mi yakalandı hocam?
































