Haberlere bakın;
28 Şubat 2010 … Girne sele teslim… KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Girne’de yaşanan sel felaketinde, dere yataklarına yapılan inşaat ve sitelerin etkili olduğuna işaret ederek, devletin sorumlulardan hesap sorması gerektiğini söyledi…
29 Aralık 2012 Girne KaymakamlığıLapta Oteller Bölgesi Deresi-Alsancak Merit Deresi- Karaoğlanoğlu Kahveler Bölgesi Deresi’nin ıslah edilmesi için ihaleyi kazanan firmalarla protokol imzalandı…
14 Ocak 2014 Girne’de sel felaketi. Evleri, işyerlerini su bastı…
17 Aralık 2015: Girne’ye metrekareye 33 kilogram yağmur düştü. Aşırı yağış nedeniyle Girne ile Alsancak arasındaki Batı Çevre Yolu’nda sol şeritte GAÜ yolu ve Karaoğlanoğlu Caddesi’nde biriken sular binaları bastı…
Ne o milyonluk ihalelerle yapılan projeler işe yaradı, ne de hesap soruldu…
Mavi, kahverengi, beyaz bölgeler, ardı ardına gelen emirnameler, plansız programsız ve en önemlisi denetimsiz yapılan inşaatlar, kapatılan dere yatakları. Tüm bunlardan sonra hafta sonu Girne’de yaşanan felaket, hangimiz için sürpriz oldu söyler misiniz..?
Bundan yüzyıllarca önce doğa kendi yolunu çizmiş, kendi vadilerini yaratmıştı. Dağdan inen su, derelerden geçip, denize inecekti…
Ama geçecek ne dere ne vadi kalmış, onların yerinde villalar yükseliyor. İşte su yolunu buluyor, yıkıp geçiyor…
Üç kuruşluk çıkarı için bilimi görmezden gelenden, yılların tecrübesiyle konulan kurallara uymayandan, tedbir almayandan, alamayandan intikamını alıyor.
Sorun, ülkenin günü birlik alınan kararlarla kaosa sürüklenmesi, sahillerin parsellenmesi, doğanın tahrip edilmesi, ticari ve siyasi rant için yasaların ellenmesi değil midir zaten..?
Daha geçen yıl, KKTC’nin Ülkesel Fiziki Planı onaylandı. Plan, günü birlik emirnamelerle değiştirilen İmar Planlarını bozulamaz bir hale getirecekti. Onaylanınca, biz de sandık ki, artık partizanlıkla iş olmayacak, kentler, doğal kaynaklar, çevre ranta kurban edilmeyecekti…
Ülkesel Fiziki Plan onaylandıktan sonra, bölgelere göre İmar Planları da yenilenecekti güya…
Tam da bu noktada rant işi devreye girdi. Özellikle Girne’de ve İskele bölgesinde çok katlı binalara “Emirname”ler değiştirilerek izin verildi. Ne yığılacak nüfus düşünüldü, ne alt yapı, ne kirlilik, ne trafik…
Şimdi doğa Girne’den, kıyımın, yıkımın hesabını soruyor. Ve ne yazık ki bu hesap, aslında sadece dere yataklarını, vadileri kapatanlardan değil, tüm halka kesiliyor. Yağmur ve selin yarattığı tahribatın sonuçları tam olarak ortaya çıkmadı ama gördüklerimiz, zararın milyonlarla ifade edileceği yönünde…
Siz 30-40 bin kişiye hizmet edebilecek bir kentin nüfusunun 80-100 binlere çıkmasına, altyapısı yetersiz çok katlı binaların inşasına, inşaat artıklarının derelere dökülmesine göz yumarsanız, sonuçta olacağı buydu…
İçişleri, Kaymakamlık, Belediye kriz masası oluşturmuş. İyi de ne yapacak bu kriz masası? Suyun önüne mi yatacak, yoksa yağmurun yağmasını mı engelleyecek..? her seferinde dünya kadar para harcandı, projeler yapıldı, önlenemedi, önlenemiyor. Önlenemez, çünkü doyayı katletmekten vazgeçmiyoruz.
Diğer taraftan, bu yağmurların yağacağı ve olası bir felaket için önlem alınması gerektiği günler önce açıklamıştı. Hal böyleyken, geçmiş yıllarda da böylesi felaketi yaşamış bu kent için önlemler alınıp, zararın en asgaride kalması sağlanamaz mıydı..?
Felaket sonrası alınmaya çalışılan önlemler, kriz masaları da, bu suçluluk duygusunu tatmin etmekten öteye geçmeyecek ne yazık ki…
Yıllardır yaşanan talana, vurguna, yalana, dolana, beceriksizliğe, öngörüsüzlüğe ve akılsızlığa çok bile dayandı bu topraklar, şimdi öcünü alıyor…
YERİN KULAĞI VAR
HÜKÜMETTEN YENİ YIL HEDİYESİ:
Adettendir, yeni yıl geldi mi herkes dost, akraba ve sevdiklerine hediyeler alır. Öyle anlaşılıyor ki hükümetimiz bizi çok seviyor. Baksanıza yeni yılda vatandaşlarının hediyesiz bırakmadı ve elektrik fiyatlarına yaklaşık %20 zam yaparak sevigisini gösterdi. Maliye Bakanımız 13. maaşları erken ödeyip, üstüne yeni yılda maaşlara bir de zam müjdesini verdikten sonra, sonunun böyle olacağını bilmeliydik…
GÖRELİM BAKALIM:
Felaketin yaraları henüz sarılmadan gazetelerden bir haber, “Girne’ye bağlı Karaoğlanoğlu bölgesindeki Levent Sitesi sakinleri, bölgede tam bir çevre felaketi yaşandığını söyledi.
Vatandaşlar, yaklaşık 5 aydan beridir bazı inşaat firmalarının dereyi toprakla doldurduğunu iddia ederek, ilgili Belediyenin ve Çevre Bakanlığı’nın buna göz yumduğunu savundu”. Bakalım bunu okuyan yetkililer ne yapacaklar…
SOSYAL MEDYADAN:
Malum sosyal medya, yönetimlerin kıyasıya eleştirildikleri bir mecra oldu… Ama o kadar. İnsanlar seçimlerini yaparken, ettikleri bu küfürleri unutuveriyorlar. Bir arkadaş da bunu çok güzel dile getirmiş. Bakın ne diyor; “Herkes bu politikacılardan şikayetçi ise nasıl oluyorda bu kadar oy alıyorlar? Bu kadar zaman başımızdalar? Herkes şikayetçi ise samimi olsun ve her seçim zamanı bunlara gerekli dersi vermek için tepki göstersin. Yoksa kimse bu sanal alemde klavye delikanlılığı yapmasın”…
NASIL BİR BİT YENİĞİ VAR:
Kış saati uygulaması, tüm dünyada kabul edilen bir uygulamayken, bunu “Papazın saati” diye reddedenler, nasıl oldu da “AB kuralları” diyerek tüm araçların plakalarını değiştirme kararı aldılar? Bu işin içinde nasıl bir bit yeniği var? Kimse ikna olmadı. Eleştiriler muazzam ama bir işe yaramayacak. Karpaz’da yaşayan o sevimli hayvancıklar gibi gidip, paşa paşa ödeyeceğiz… Birileri de kazanacak, ama kim..?
CUMHURBAŞKAN ADAYI MI?:
Yeniden DP Genel Başkanlığına seçilen Serdar Denktaş’ın, “Bu kurultay sizin karşınıza Genel Başkan adayı olarak çıkacağım son kurultaydır. 10. kurultayın yeni bir yolun başlangıcı habercisi olduğunu, nereye nasıl gidileceğini hep birlikte kararlaştıracağız” sözleri farklı yorumlara neden oldu. Birçok kişi Denktaş’ın, Genel Başkanlığın ardından cumhurbaşkan adayı olacağını söylüyor. Henüz çok erken ama, olmayacak birşey değil…
NEYİ ÖDÜYORUZ:
Sokak lambalarının yanmamaları yeni bir mesele değil. Aslında sadece sokak lambaları değil, ana yollardaki lambaların çoğu da yanmıyor. Buna karşılık, belediyenin faturlarında her ay,“sokak aydınlatma” parası ödüyoruz. Sokaklar karanlıksa, lambalar yanmıyorsa biz bu parayı niye ödüyoruz veya belediyeler yanmayan sokak lambaları için bizden bu paraları niye alıyor. Mantıklı bir cevapları vardır sanırım…
ZİRVEDEKİLER
Raif Denktaş: Bugün onu kaybettiğimiz karanlık günün yıldönümü… Gençler bilmez, O’nun kaybı aslında Kıbrıs Türkünün kaybıydı… Tek bir cümlesi yeter aslında; “Ricayla yaşama düzenine son”… Bunu Sosyal Demokrat Parti’yi kurduğumuz 1984’de söylemişti. Aradan tam 32 yıl geçti. Kıbrıs Türk’ü hala ricayla yaşıyor. Rica partizanlığı, partizanlık aynı zihniyetlerin siyasi hayatta devamını sağlıyor. Bugün de onun gibi düşünen, bu düzenin yıkılmasını isteyen genç politikacılar var. Ama ne yazık ki, mensup oldukları partiler, malum hastalıktan muzdarip…
DİPTEKİLER
Ne İş Yaparlar: Girne antik limanındaki fenerin ardından Mağusa’daki tarihi hisarların bir bölümü de bakımsızlıktan yıkılmış. İyi de bu memleketteki Kültür Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Eski Eserler Dairesi ve Belediyeler ne iş yapar söyler misiniz..?
































