Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ah Türkçe, vah Türkçe!

Türkçe televizyonlar seyredilmez oldu. Hep sinir, hep stres. Haberler bile sinir bozucu. Ben de daha masum olan belgeseller izliyorum.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi ile ilgili ilginç bir belgesel izliyordum. Fatma kapıdan başını uzarak “Senin haberin yok. Ankara’da Rus büyükelçisi öldürüldü” dedi. Belgesel bitince CNN Türk kanalını tıkladım. Beni nal kadar iri harflerle yazılmış bir haber altyazısı karşıladı: “Rus Büyükelçiye suikast”.

Haber Türk kanalına çevirdim. Elbette ki konu orada da suikast idi ve onun da iri harflerle yazılmış alt yazısı vardı. Ancak CNN’den biraz farklı yazılmıştı: “Rus Büyükelçi’ye suikast”. Gördüğüm kadarıyla CNN’de iki hata, Haber Türk’te bir hata vardı.

Haber Türk’teki sunucu telefonla birtakım uzmanlarla konuşuyor ve onların yorumlarını aktarıyordu. Yorumlara can kurban. Ortada hiçbir delil yokken uzmanlar ahkâm kesiyorlardı. Son zamanlarda Türkiye’de her derde deva olan Fetö bu suikasta da iliştirilmişti. Bu arada ben meraktan çatlıyordum: “Moskova’da Türkiye Büyükelçisi kurşunlanmış olsaydı bu uzmanlar aynı konuşmaları yapıyor olacaklar mıydı?”

Tekrar CNN’e döndüğümde dümende Ahmet Hakan vardı. Alt yazı aynen orada duruyordu. Hakan, Ankara’da Yasemin ve Büşra isimli iki muhabirle konuştu. Enteresandır, ikisi de anlaşmışlar gibi “Rus büyükelçiye yapılan suikast”ten söz ediyorlardı. Çıldırmak işten değil. Benim kulağımı tırmalayan “Rus Büyükelçi’ye” deyişi kimseyi rahatsız etmiyordu.

İleri yaşlarda fark ettim ki Türkçe’de bir kelime isim, sıfat ve zarf olabilir. Ne olduğunu cümle içinde kullanılış şekline bakarak kararlaştırırsınız. Örneğin “Bir güzel bana ‘gel, gel’ eyledi” cümlesindeki güzel isimdir. “Şu güzel kız, okula gidiyor mu?” cümlesindeki güzel sıfattır. “Okula gitmiyor ama çok güzel konuşuyor” cümlesinde ise zarftır.

Peki “Rus Büyüelçi” sıfat tamlaması mı yoksa isim tamlaması mı olmalı? Sıfat tamlaması ise onlar haklı. İsim tamlaması ise Türkçe’yi katlediyorlar demektir. Aşağıdaki şu sorulara bir göz atalım ve ona göre karar verelim: Bu insanlar,

“Rus votka” mı içerler yoksa “Rus votkası” mı?

“Rus arabaya” mı binerler yoksa “Rus arabasına” mı?

“Rus bale” mi izlerler yoksa “Rus balesi mi”?

“Rus havyar” mı yerler yoksa “Rus havyarı” mı?    

“Rus denizaltıyı” mı gördüler yoksa “Rus denizaltısını” mı?

Birinci ifade şekli yanlış, ikincisi doğru diyorsanız bu zevatın “Rus Büyükelçisi” demeleri ve yazmaları gerekmiyor muydu?

Ahmet Hakan, suikast mahallinde bulunan muhabire soruyor: “Büyükelçinin cenazesi kaldırıldı mı?” Muhabir de yanıtlıyor: “Evet, cenaze biraz önce bir ambulansla hastaneye kaldırıldı.”

Madame Bovary romanının yazarı Gustave Flaubert “Aynı anlama gelen kelimeler arasında bile ince farklar vardır. Bu da bir dilin zenginliğidir” demiş birbuçuk asır önce. Cansız beden için farklı kelimeler kullanıyoruz: Ölü, ceset, naaş, kadavra, cenaze. Ne var ki bunlar birbirinin yerini tutmuyor.

Son zamanlarda gazeteciler ve yazarlar, Ahmet Hakan gibi, “ceset” ile “cenaze” kelimelerini birbirine karıştırıyorlar. Arada bir fark yokmuş gibi. Atıp tutmadığımızı kanıtlamak amacıyla birkaç örnek verelim:

[Siirt’in Şirvan ilçesinde] “Kayıp 11 işçiden birinin daha cenazesine ulaşıldı”. (Hürriyet, 20.11.16)

“15 Ekim’den bu yana haber alınamayan Fulya Özdemir’in cenazesi bulundu. Zanlı olarak Fulya’nın arkadaşı A.M. Lüleburgaz’da gözaltına alındı.” (Gazete DuvaR, 25.10.16)

“Beki İkala Erikli (Beki Şükran Erikli)’nin cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alındı. (Hürriyet, 16.12.16)

“Ceset” ile “cenaze” kelimeleri arasında fark olup olmadığını anlamak için sözlüklere bir göz atalım.

Andreas Tietse’nin “Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı” şöyle diyor: Cesed/ceset: Ölü vücut. Cenaze/Cinaze: Mezarlığa  götürme ve gömme merasimi. Asıl manası “musalla taşı”. Götürülmeye ve gömülmeye hazırlanmış ölü.

Türk Dil Kurumu’nun “Türkçe Sözlük”: Ceset: Ölü vücut, naaş. Cenaze: Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış ölü.

İlhan Ayverdi’nin “Misalli Büyük Türkçe Sözlük” (Kubbealtı Lugātı): Ceset/Cesed: (Ar. Cesed: gövde) Cansız, ölü vücut. Ruhun içine girmiş olduğu cisim kalıbı, beden. Cenaze (Ar. Cinaze): gömülmek üzere hazırlanmış ceset, ölü.

Sevan Nişanyan’ın “Sözlerin Soyağacı”: Cesed (Ar. Casad): İnsanın fiziksel varlığı, kadavra, ölü gövde. Cenaze (Ar./Far. – Cinaza): Ölünün içine konduğu tabut.

Benim bu tanımlardan anladığım kadarıyla ölü bedene “ceset” denir. Yıkanıp kefenlendikten sonra gömülmek üzere tabuta konmuş cesede ise “cenaze” denir. İmam Hatip çıkışlı Ahmet Hakan’ın bunu bilmemesi şaşırtıcı.

Geceyarısına doğru televizyonu kapattığımda CNN Türk’ün alt yazısı hala yerli yerinde duruyordu: “Rus Büyükelçiye suikast”.