İliklerimize kadar donduk.
Öyle ya…
Sıcağa alışkınız.
Hoş…
Bizim donduk dediğimiz günlerde, adaya gelen turistler denize giriyor.
Bu soğuk, bize soğuk.
Kıbrıslıya…
Haliyle abanıyoruz…
Sobaya…
Gaz yağlı sobaya…
Elektrikli sobaya…
Şömineye…
Velhasıl…
Isınma aracı ne varsa…
Gazyağı cebimize…
Elektrik cebimize…
Lakin…
Şömine çevremize…
Yakarak ısındığımız odunlar, aslında doğanın bir parçası.
Bu ülkede şömine sayısı belli değil.
Güzel bir keyif, doğrudur.
At odunu…
Aç şarabı…
Kestanesi, mantarı, pastırması derken…
Bir odun daha…
Bir odun daha…
İşte ortaya böyle bir tablo çıkıyor.
Eline testereyi alan, dalıyor ormanlık alana.
Tüccarı var…
Ötesi…
Arıyorsunuz, evinize “van van” odun geliyor.
Bitiriyorsunuz…
Bir van daha geliyor.
350 TL tonu…
Zeytin istediniz…
Zeytin…
Çam mı arzunuz?
Çam…
Narenciye mi istiyorsunuz?
Hemen.
Kör değiliz, sağır değiliz.
Ciddi bir Pazar oldu “odunculuk” sektörü…
Hal böyle olunca…
Ne orman kalıyor…
Ne narenciye alanı…
Ne çam kalıyor…
Ne efgalitto…
Yazık değil mi?
Her yıl binlerce ton ormanlık alan böylece yok oluyor.
Sanıyor musunuz ki tamamı Orman dairesi kontrolünde kesiliyor.
Birileri izin alarak kesim yapıyor.
Malzemesi doğa.
Kes gitsin.
Sat gitsin.
Bu alan, üzerine kafa yorulması gereken bir alan.
Kolaydan para kazanma hevesinde olanlar için biçilmiş kaftan.
Dipkarpaz’dan Yeşilırmak’a kadar devam ediyor bu katliam…
Burası bir ada ülkesi.
Küçücük bir ada ülkesi hem de.
Zaten yarısı da o tarafta kalmış.
Bu tabloda, ister istemez aklıma başka bir soru geliyor…
Neden odun getirme izni verilmiyor?
Sanki orman zengini bir ülkeymişiz gibi…
Sadece kendi kaynaklarımızı atıyoruz şömineye.
Kömür işine…
Gamini felaketine hiç girmedim daha…
Oysa…
Kontrollü bir şekilde bu ülkeye neden paketlenmiş, şöminelik odun getirilmesine izin verilmez?
Dünyada bu yaygın.
“Ya hastalık gelirse”… Böle bir endişe mi var?
Öyle olmadığını, sertifikalı bir şekilde “orman fakiri” ülkelerin böyle bir ticaret alanına kapı açtığını biliyoruz.
Nerden mi aklıma geldi?
Yahu, Dilekkaya’da herkesin altında oturduğu efgalittoyu bile kesmişler.
Sobaya atmışlar. Köylünün gözü önünde…
Hayır, başka ağaç kesseler, belki de bu kadar belli olmayacak.
Köyü sembolü ağaca bunu yapan zihniyet…
Ormanlık alanda neler yapmaz…
































