Devrim DEMİR
Aysun Ceyhan Gürel, küçük yaştan itibaren yatkın olduğu el sanatlarını hayatının bir parçası haline getirdi. Yıllardır meslek haline getirdiği, el işi, tente, vitray ve daha birçok el sanatı ile uğraşan Aysun Ceyhan Gürel, mesleğinin cazibesinin tükendiğini ifade etti.
El emeğine olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Gürel, satışlara ekonominin de büyük engel olduğunu ve vatandaşın alım gücünün dibe vurduğunu söyledi.
Havadis’e konuşan Büyük Han’da 8 yıldır esnaf Aysun Ceyhan Gürel, keyifle bin bir emekle ürettiği el işi ürünlerine yerli halkın yanı sıra turistlerin büyük ilgi gösterdiğini anlattı.
“Mesleğimizin getirisi kalmadı”
Yılardır el işi ile geçimini sağlayan ve ekonominin kötüye gitmesi ile mesleğinin getirisinin kalmadığını söyleyen Aysun Ceyhan Gürel, Büyük Han’a gelen ziyaretçilerin ürünlere baktığını ancak eskisi gibi satış olmadığından yakındı. Bölgeye insan çekecek hiçbir etkinliğin uzun zamandır yapılmadığına dikkat çeken Gürel bölgenin canlanması için yetkili kişileri göreve davet etti. Gürel getirisi kalmadığı el işini ise şöyle anlattı: “2007 yılında Büyük Han’a geldik. Dükkânımda bulunan her şey ele emeği göz nuru dökülerek yapıldı. Keyifle yapıp satışa sunuyoruz, herkesin hoşuna da gitmekte ancak vatandaşın alım gücü düştü. Eskisi gibi el işlerine merak yok, hazır ürünler çıkınca bizim piyasamız tamamen durdu. Yıllar geçtikçe getirisi azalan el işlerine en çok ilgi gelen turistten. Büyük Han’a turist varsa mutlaka esnaf olarak iyi bir satış elde ederiz. Son günlerde KKTC’yi etkisi altına alan soğuk hava ve ekonomik şartlar nedeniyle 25 Aralık’tan bu yana satışımız yok ne yazık.”
“Rehberler yönlendirmeli”
Lefkoşa’nın tarihi mekânlarından biri olan Büyük Han’da ilgi çekici hiçbir canlılığın olmadığına dikkat çeken Aysun Ceyhan Gürel, dükkânların günlerce sessiz kaldığını kimsenin uğramadığını uğrasa da hiçbir esnaf’ın yüzünün gülmediğini öne sürdü. Gürel, Surlariçi esnafının gelen turistlerden kar yapabilmesi için rehberlerin bu konuda turistleri yönlendirmesi gerektiğini savundu.
































