Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kuğu, güvercin ve eşek

Şimdi adam ne bilsin.

Ortalıktan kuşlar dolaşıyor.
Meğer kuğu.
Elde yok avuçta yok.
Kuğuyu kesip evine götürüyor.
Bir güzel pişirip yiyor.
Bir kısmını da başka vardiyaya saklıyor.

Talihsiz adamı biri görüyor.
Fotoğrafını çekiyor.
Polise veriyor.
Polis iz sürüp kuğuyu alan kişiyi buluyor.
Hasan Fidan adında bir Türk.
Polis soruyor:
Kuş tuttun mu?
Tuttum.
Yedin mi?
Yedim, yarısı da buz dolabında.

Orası İngiltere.
Cezası 110 TL.

Konu vahim.
Çünkü İngiltere’de 12’nci yüzyıldan beri kuğular Kraliçeninmiş.

12 yüzyıl sonra kuğu yiyen Fidan bir anda haber oluyor!..

İngilizler hayvan severdir.
Yakından biliriz!

Ne derler?
Zevkler ve renkler ayrıdır.
Mesela bizim Kral ve Kraliçelerimizin zevkleri ayrıdır.
Kuğumuz, leyleğimiz, sincabımız, papağanımız falan olmadığından kimse bu işlerle uğraşmaz.
Hayvan türleri bakımından fakir olan adamızda bu tür zevkler gelişmemiştir.
Gelişmediğinden tuttuğumuzu keser yeriz; pek hayvan sever değiliz.
Memlekette tavuk çok diye cumhurbaşkanlarımızın, başbakanlarımızın kalkıp tavukları üstlerine yapacak halleri yok herhalde!

Adanın en önemli hayvanı eşektir.
Özgür eşeklerin dışında, diğer uysal ya da tutsak eşekleri de tükettik sayılır.
Halbuki üstüne alan olsaydı, daha çok korunacaklardı!
Eşeği üstüne almak, eşeklikten sayılmaz.
Hayvan severlik meselesidir…
Ama biz ne yatık?
Eşeklerin üstüne atladık!

Zeytin ağacı kıymetlidir.
Öteden beri bir tek zeytin ağacına bile tapu verildiği bilinir.
Ama hayvanları tükettik.
Biraz keklik, 3-5 tilki, biraz da tavşan kaldı.

Bunları da üstüne alan olmadı!

Zevkler ayrıdır.
Bizim büyüklerimiz genellikle fotoğrafçı olurlar.
Bunu da yapamayanlar, birkaç bakımevine gidip, bakıma muhtaç çocuklara hediye falan dağıtırlar.
Basınla beraber tabii!
Kimisi de toplu sünnet törenlerine sponsor olur.
Bu, toplu katliamdan sayılmaz!

Halbuki ne gerek var kesmeye beytambalı?
Sonra, beytambal üzerinden propaganda mı olur?

Hasan Fidan ne bilsin.
Kesip yedi.
Biz az mı güvercin kestik?
İngiliz’in gözünün içine baka baka?..

Aradan 12 yüzyıl geçti “palazcık” deyip hâlâ güvercin yiyor,
Sonra dönüp tapıyor,
Kıymetini çok bilirmişiz gibi barış simgesi yapıyoruz!
Tam tersine bize eşek yakışırdı!
Üstelik Rum Türk birleşebileceğimiz bir şey…

Ne bileyim.
Zevkler de renkler de ayrıdır tabii…