Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Vatandaş: Henüz herşey bitmedi

Havadis, Başkent Lefkoşa, Girne, Mağusa ve Güzelyurt ve Lefke’de Mont Pelerin zirvesine ilişkin vatandaşın nabzını tuttu. Halk, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın masadaki tutumundan memnun, Mont Pelerin’e rağmen süreçten umutlu

SÜREÇ DEVAM EDİYOR: İşviçre’de 20 Kasım Pazar günü başlayan 2.Mont Pelerin zirvesi, federal devletlerin kıyı şeridi uzunluğu ve iade edilecek toprağa dönecek Rum sayısı konusundaki uzlaşmazlık neticesinde çöktü. Mont Pelerin sürecin sonu değil, müzakerelerde doğal takvim işliyor

 ÜMİTLER TAMAMEN ÖLMEDİ: Mont Pelerin’den çıkan sonuç, barışçı kesimleri demorolize etti. Kıbrıs Türkü üzgün ancak umutlarını tamamen köreltmedi. Kıbrıslı Türkler süreci değerlendirdi: Kıbrıslı Türk ve Rum halkının bu noktada daha aktif çalışması gerek

 Cenevre’de Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacı ile sürdürülen Mont Pelerin zirvesi, Rum tarafının tavrı nedeni ile sonuçsuz kaldı.

Mont Pelerin sürecinden olumlu bir netice çıkmaması, Kıbrıs’ta çözüm ve barış isteyen yüzlerce kişinin büyük hayal kırıklığı yaşamasına sebep oldu ancak çözüm yolunda umutlar tamamıyla tükenmedi.

Havadis, Başkent Lefkoşa, Girne, Mağusa ve Güzelyurt’ta Mont Pelerin zirvesi ve sürece ilişkin vatandaşın nabzını tuttu.

 

Akıncı’ya destek

Kıbrıs Türk halkı, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Mont Pelerin zirvesindeki tutumunu takdir ile karşıladı, zirvedeki olumsuz neticeden Rum tarafını sorumlu tuttu.

Havadis’e konuşan vatandaşlar, “Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Mont Pelerin zirvesinde elinden gelenin fazlasını yaptı. Tüm iyi niyetini ve olumlu tavrını ortaya koydu. Sayın Akıncı, yapması gerekeni yaptı ve halkını savundu” yorumunda bulundu.

Vatandaşlar, Kıbrıslı Türklerin barış ve çözüm arzusunun Mont Pelerin zirvesinde bir kez daha açık ve net bir şekilde ortaya konduğunu kaydederek, buna dünyanın da şahit olduğuna vurgu yaptı.

 

Umut ışığı sönmedi

Mont Pelerin zirvesinden çıkan sonuç, barış isteyen Kıbrıs Türk halkının moralini olumsuz yönde etkilese de Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir anlaşma ve barış umutlarını tamamen köreltmedi.

Mont Pelerin sürecine ilişkin Havadis’e görüş bildiren vatandaşların birçoğu, zirvenin müzakere sürecinin sonu olmadığına işaret ederek Kıbrıslı Türk ve Rum halkının Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm için bu noktada daha aktif çalışması gerektiğini dile getirdi.

 

 

Lefkoşa’da vatandaş ne dedi?

vatandaslefkosa

 Nazan Hamis Gözdağ:

“Önce her iki toplum da bilinçli bir şekilde barışa yürümelidir. Bugüne baktığımız kuzey ve güney bir iç savaş içindeyiz. Bu da dün güneyde yaşanan taksiciyi darp olayı ile bire bir bağdaşmaktadır. Atatürk “Yurtta barış, cihanda barış” demiş.  fakat bugün koltuğa gelen tüm liderler gerek kuzeyde gerekse güneyde bunu başaramadılar. Sadece sınırları korumakla yetindiler. Görüşmek ve toprak paylaşımını konuşmak çözüm değil. Önce her iki tarafın insanlarının bunu kabul edip uzlaşması ve buna sıcak bakması daha önemlidir. Bence zirve dönüşü her iki liderin de kapalı kapılar ardında konuşulanları detaylı bir şekilde halkına anlatmalı. İvedilikle referanduma gidilmelidir. Yoksa torunlarımız ve de onların torunları, bizim gibi bekleyip duracaklar”

 

Mine Öztem:

Mont Pelerin’deki olumsuz neticeden sonra ümitlerimiz yine yarıda kaldı. Belki her şey daha iyiye gidecekken geçmişten beri her seferinde gerek liderlerin şahsi çıkarlarına denk düşmemesi gerekse koşullardan hoşnut kalmamaları bizim ve daha önemlisi çocuklarımızın geleceğe dair olan umutlarını kırmaktadır. Sona bu kadar yaklaşıp sonuç elde edememek barış isteyen herkes gibi bizim de umudumuzu yitirmemize neden oluyor.”

 

Savaş Bozat:

“Cumhurbaşkanı Akıncı’yı görüşmeleri hızlandırmak ve bir çerçeve anlaşması imzalayıp konuyu halkın tartışma gündemine getirip referanduma sunulması konularında yaptığı girişimleri saygı ile selamlıyorum. Gelinen nokta sonuçsuzlukla bitse bile özellikle Kıbrıs Türkleri olarak bizlerin dünya ile kucaklaşmak sosyal ekonomik ve bizden sonra gelen nesle bırakacağımız en büyük miras olmalıdır. Bu konuda mücadele sonlandırılmamalı. Gerekli bilgileri halkı ile paylaşan siyasi irade ile ortak hareket eden bir politika izlenmelidir. Bizler gerek Kıbrıslı Türkler, gerekse Kıbrıslı Rumlar, gerçek sorunun biz olmadığını kamuoyuna aktarmak için daha aktif çalışmalıyız. Bunun sonucunda ortaya çıkacak olan gerçeğin bizim dışımızda güçlerin olduğu tespiti ve ortak mücadele şeklinin onlara karşı da yapılması gerektiği konusunda anlaşmalı ve uluslararası alanda da girişim yapmalıyız. Yaşanan son olay ne ilktir nede son. Son olabilmesi de bizim elimizde olmalıdır. Doğru teşhis kısa zamanda iyileşmenin ilacıdır.”

 

Devran Vudalı:

“Cumhurbaşkanımızın elinden geleni yaptığını düşünüyorum. Rum tarafının isteklerinin fazlasıyla arttığını, nüfus olarak da toprak olarak da bizi azınlık olmaya ittiğini düşünüyorum. Bu tutumları üzerine Sayın Akıncı, yapması gerekeni yaptı ve halkını savundu. Körü körüne barış olmaz. İki tarafın da adil ve eşit bir düzende yaşam sürmesiyle olur. Çözüm her türlü olur ama bu barış olmaz. Gerçek bir barış olması için sadece Türk tarafının değil Rum tarafının da elini tasın altına koyması gerekirdi.”

 

Emine Veziroğlu:

“Masaya oturan her iki tarafında kendi halkını düşünerek bir çözüm oluşturmasına heveslendik. Yıllardır yaşadığımız adada tek beklentimiz, hem bizim hem de Güney Kıbrıs vatandaşlarının adil ve özgürce topraklarında yaşayacağı bir çözümdür. Biz artık barışı çocuklarımız ve torunlarımız için istiyoruz.”

 

Girne’de vatandaş ne dedi?

 vatandasgirne

Ergin Nevzat:

“Mont Pelerin’de gerçekleşen zirveden bir mucize beklemedim. Olmayacağını bilirdim. Çünkü 50 yıllık sorunun birkaç günde çözülmeyeceğini bilirdim. Bu süreçte sorun çıkartacak tarafın Kıbrıs Türk tarafı olmayacağını da bilirdim. Ancak barış ve çözüm yanlısı bir kişi olduğum için yine de umut beslemiştim. Olmadı. Umarım yeni bir açılım söz konusu olur.  Ben tüm umutlarımı tamamen karartmak istemiyorum.”

 

Seral Çetindal:

“Rumların samimiyetine çok fazla inanmadığımdan bu netice bana sürpriz olmadı. Cumhurbaşkanımızın elinden gelenin fazlasını yaptığına inanıyorum, iki halk için kalıcı ve adil bir anlaşma olması için gerçekten çok samimiydi. Neticede görüşmeler olumsuz neticelendi ancak Kıbrıs Türk halkı barış ve anlaşmadan, uzlaşmadan, adil ve kalıcı bir çözümden yana olduğunu bir kere daha ve dünyanın gözü önünde kanıtlamış oldu. Rumların yaptığı, söylemeye çalıştığı; garantilerden vazgeçiniz tek bir asker adada kalmasın. Bu da bize göre barış ya da anlaşma değildir! Böyle bir şeyi kabul etmek intihardır! Çürük tahtaya basmaktır! Kime güvenerek garantilerden vazgeçeceğiz. Rum’a mı?  Bu saflık olur.”

 

Nilüfer Ragıboğlu:

“Bence böyle iyiyiz. Yolumuza KKTC olarak devam etmek en iyisi olacaktır diye düşünüyorum. Kendimizce bu şekilde ayrı bir cumhuriyetiz. Bir devletimiz var. Olası bir barış ve çözümde hem Kıbrıs Türkü ikinci sınıf vatandaşı olacak hem de topraklarımızdan olacağız. Özgürlüğümüz elimizden alınacaktı. Ben müzakerelerin sonuçsuz kalmasından ötürü üzgün olduğumu söyleyemeyeceğim.”

 

Hülya Öncal:

“Ben emlakçıyım ve yatırımcılarda Kıbrıs konusundaki belirsizliğin ortadan kalkacağı yönünde ciddi bir beklenti vardı. Olumlu bir sonuç çıkacak, mallar değerlenecek diye bir beklenti söz konusuydu. Müzakerelerde gelinen nokta sektörü fazlasıyla olumsuz etkileyecektir düşüncesindeyim. Şahsi görüşüm ise Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir siyasi barış olması gerektiği yönünde. Tabi ki barış istiyoruz, tanınmak istiyoruz. Bunu da platformda dile getiriyoruz.  Sayın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da bu husustaki çabalarını dünya gördü. Barış hususunda ne kadar olumlu olduğu hepimiz tarafından oldukça net bilinmektedir. Sayın Akıncı ile dahi anlaşma olmadıysa kiminle anlaşacaklar bilemiyorum. Neticeden üzgünüm.”

 

Damla Demir:

“Bir genç hukukçu olarak öncelikle 41 yıldır süre gelen ve gelmiş geçmiş birçok siyasetçi, parlamenter ve liderler tarafından defalarca yapılan çözüm girişimine rağmen, masadan belirsizlik içinde ayrılmaları bizi çaresiz bıraktı. Halkın ve biz gençlerin beklediği temelde barış ve yaşamları alt üst etmeyecek eşitlik ilkesine dayalı bir çözümdür.”

 

 

Güzelyurt’ta vatandaş ne dedi?

 guzelyurtvatandas

Soner Yolaç:

Türk tarafı olarak hep anlaşma isteyen taraf biz oluruz. Ancak Rum tarafı masaya gelir ve en kritik bir anda bir pürüz çıkartır. Sayın Akıncı Kıbrıslı Türklerin hatta Rumların da eşit şartlarda yaşaması için birçok şeyi ortaya koydu. Rumlar Garantiler ve dönüşümlü başkanlığa sıcak bakmıyorlar. Rumlar daha çok yerler istiyorlar. Rumlarda şu anda yüzde 70’lerde toprak vardır. Bizde 30’ların altında. Türkleri de pek magdur etmeyecek bir şekilde toprak konusu düzenlemeler veya tazminatlarla çözülsün. 40 seneden fazladır Kıbrıs sorunu devam ediyor ve zaman zaman çözülme aşamasına geliyor, bir tarafın olumsuz tutumu yüzünden başarılı olunamıyor. Bizler 40 yıldır bu sorunu yaşıyoruz. Artık bu sorunun bir şekilde çözülmesi gerekir. Çocuklarımız, torunlarımız daha iyi şartlarda yaşaması için çözüm olması gerekir.”

 

Yusuf Kubilay:

“Ben iki liderin masaya oturduğu zaman çözümün olacağına inanmadım ve bu da doğru çıktı. Beni bu olumsuzluğa iten de Rum tarafının aşırı istekleriydi. Her ne kadar da bu görüşmenin olumsuz sonuçlanacağını düşünsemde Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibinin kararlı tutumları ve anlaşma istemeleri beni bir anda umutlandırdı. İsviçre’de ilk görüşmeleri basından takip edince bir anda çözüme doğru gidildiği umudunu taşıdım. Ancak ikinci toplantının son gününde Rum tarafının olumsuz tutumu nedeni ile görüşmelerin tıkandığını öğrendim. Rumların bu tavrı devam ederse 40 yıl daha çözüme ulaşamayız. Halkların çıkarlarını düşünerek yani her iki kesiminde pek mağdur olmaması ve çözüm bulunması için çalışarak masaya oturan sayın Akıncı ve ekibini de kutlarım.”

 

Hüseyin Yükselen:

“Rum tarafı iyi niyetli olarak masaya otursaydı bu son görüşmeden bir anlaşma çıkardı. Rum tarafının iyi niyetli olmadığı su yüzüne çıktı. Rumlar Türklerle anlaşmayı düşünmüyor. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Rumlar toprak tavizi diyor, Türkler yüzde 30’lardan 28’lere kadar iniyor yine olumsuzlar. Garantiler ve dönüşümlü başkanlık konusuna da pek sıcak bakmadılar. Masaya şartlı gelmiş bir havada geldiler. Görüşürüz demediler, sadece şartımız şu yaklaşımı ile geldiler. Rumların anlaşmaya yaklaşmamasının bence en önemli nedeni tanınmış bir Cumhuriyet oluşu ve Avrupa birliğine tek taraflı alınışıdır. Cumhurbaşkanımız Akıncı ve ekibi çok ciddi ne istediğini bilen halkına verdiği sözlerin arkasında duran, Türklerin menfaatlerini düşünerek hatta Rumlarında menfaatlerini düşünerek masaya oturdu. Ancak Rum tarafı ayni samimiyeti göstermiyor.”

 

Rasim Atilla:

Rum tarafı yine olumsuz davrandı ve görüşmeler tıkandı. Kıbrıs’ta her iki halkında menfaatleri düşünülmeli. Garantiler, dönüşümlü başkanlık kesinlikle olmalı. Toprak konusu ya tazminatlarla ya da Türkleri üçüncü bir göçe zorlamayacak bir şekilde sınır düzenlemesi ile topark konusu çözülebilir. Rumların BM’de tüm dünyada tanınmış olmaları bizimde tanınmamış olmamız Rumların masada hep olumsuz olmasına neden oluyor. Cumhurbaşkanımız ve heyeti son görüşmeye kararlı gittiler. Çözüm olması için çalıştılar. Ama Rumlar yine olumsuz davrandılar. Rumlar gerçekten çözüm olmasını isterlerse Türklerin haklarını da düşünerek olumlu bir şekilde masaya otururlardı.”

 

 Hasan Karlıtaş:

“Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yeniden olumsuz bir hava esmesi oldukça üzücü bir gelişmedir.  Bence, bu şartlarda sırf süreç devam etsin ısrarında bulunmak, aleyhimize olabilir. Yapılması gereken, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın toplumun farklı kesimlerinin nabzını tutarak, yeni bir toplumsal karar üretmesidir. Yaklaşık 50 senedir devam eden bu müzakereler neden başarısız oluyor? Sorusunu kendimize sorup, çıkış aramalıyız. Bulunacak formül mutlaka Annan Planı’nın ilerisinde, adil ve kalıcı bir çözümün anahtarı olmak durumundadır.  Sonuçsuz müzakere takvimi yerine, sağlıklı bir diyalog zemini ve her iki toplumun bir birini anlayacağı bir yöntem geliştirilmelidir.  Bu süreçte, toplumun tüm kesimleri ile iletişim kurulmalı ve ortak strateji ile Kıbrıs sorununun çözümü hedeflenmelidir. Kıbrıs Cumhuriyetine dönüş ya da Türkiye Cumhuriyetine entegrasyon çözüm değildir. Aynı Adada Barış içinde yaşamak için, her iki kesim de birleştirici ve sorun çözücü olmalıdır. Yeni bir hayal kırıklığı olmamalı. Yaşayabilir adil ve kalıcı bir çözüm, içerisinde bulunduğumuz tüm sorunların ve belirsizliğin çözümü olacaktır.”

 

Mağusa’da vatandaş ne dedi?

 magusavatanas

 Kasım Uluçaylı:

 “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bu süreçte üstün bir gayret sergilediğine tanıklık ettik. Tıkanıklığın Rum yönetiminden kaynakladığını düşünüyoruz. Bundan sonraki süreçte Kıbrıs için çözüm zorlaşacaktır.”

 

 Sabri Umay:

 “Türk yine çok çabaladı ama Rum yine uzlaşmacı olmadığını gösterdi. Rum’un tek isteği eski iradeyi geri almak. Cumhurbaşkanı Akıncı’yı tebrik ederim.”

 

 Serhat Parlan:

 “Yapılan en büyük hata garantörlerle masaya oturmaktır. Kıbrıs halkı çıkarlarının konuşulmadığı bir toplantıdan sonuç beklemek iyimserlik olurdu. Görüşmelerde garantör devletlerin pazarlıkları konuşuldu. İşgal devletlerinden kurtulmadığımız sürece barış asla gelmez.”

 

 Hüseyin Akterzi:

 “Cumhurbaşkanı Akıncı yarınlarımız için epeyi uğraş verdi fakat bu günden sonra herhangi bir anlaşmaya varılacağına inanmıyoruz.”

 

 Hasan Özbil:

 “Sürecin bu noktaya gelmesi Rumlar’ın tutumundan kaynaklanıyor. Cumhurbaşkanı Akıncı’yı gayretlerinden dolayı tebrik ederim. Akıncı’ya inancımız devam ediyor.”