Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Pasaportla Taksim Sahası’na (Hakeme renga!)

56 yıllık hasret Cirit Sahası’nda bitti.

Yani Taksim Sahası’nda.
Türk, Rum 1 Mayıs nedeni ile ortak kutlama yaptı.

Güzeldi.
Coşkuluydu…

Kontrol kapısında kortejler kortejlere ulanıyordu.
Meğer Rum tarafına geçer gibi muamele varmış!

Bizde “ileri demokrasi” vardı!
Hükümetimiz bir şeyler düşünmüş olmalı, Taksim sahasına geçişler serbest olmalıydı.
56 yıl sonra.
Öyle düşünmüştüm.
Öyle değilmiş!
Polisler de, göstericiler de perişan edildi…

Taksim sahasına herkes seyahat belgesi ile gitti!

O eski nostaljik sahanın tribünlerine yerleşmiştik.
Ne maçlar, ne törenler görmüştü o saha.
Oturduğumuz yerlerde, maçları izleyen seyircileri anımsadım.
Hakeme renga yollayan kızgın seyircileri…

Hakem bir hata yaptı diyelim.
Ya da seyirciye göre hata var.
Tut tutabilirsen.
Adalet yoksaydı renga vardı!
Adaleti yerine getirmeyen hakeme renga yollanırdı!
“Hakeme renga” diye hep birlikte bağırırlardı.
Kafası çok kızanlar “Anana da renga” diye yırtınırdı!

Bir yandan 1 Mayıs marşı çalıyordu, bir yanda nostaljik hayatın sisli puslu görüntüleri canlanıyordu zihnimde…

Hisarların arkasında o eski binalar aynı görkemi ile ayaktaydı.
DGD binası da.
Futbol müsabakalarında ve milli törenlerde ana baba günü olurdu Taksim sahası.
Yalnız tribünler değil.
Her yer tıklım tıklım dolar ve taşardı.
Hisarlardan sarkan insanları, karşıki binaların penceresine yığılmış insanlar tamamlardı.

Kortejler geliyordu.
Türkçe Rumca sloganlarla, yaftalarla, pankartlarla, bayraklarla…

Herkesin bir kulağı da İstanbul’daki Taksim’deydi.
Ne olmuştu, ne oluyordu?

Adalet, insan hakları falan bir kez daha gaz ve göz altındaydı!

Pasaportla, kimlikle girilmişti Taksim’e!
Şarkı söylemek pasaportla,
Slogan atmak pasaportla,
Yürümek pasaportla,
Tribünlere oturmak pasaportla!..

Dalıp gitmiştim.
Seneler sonra o tribünlerdeydim.
Bir yanda 1 Mayıs marşı,
Kafamın içinde renga çığlıkları!

Sahaya yığılan binlerce Türk ve Rum, barışın özlemi içindeydi…

PEO ve DEV-İŞ yetkilileri konuşmalarını alkışlar içinde bitirdiler.
Vakit de ilerliyordu.
Geri dönüş hüzünlüydü.
Türk mü Rum mu olduğu anlaşılmayan kalabalıklar loş bir gecede geri dönerken, yolları Türk barikatına yakın toprak kavşakta bir makas misali ayrılıyordu.
Toprak yol dediğimiz bir patika gibi.
Zaten o sırada şu şarkının sözleri yankılanıyordu:
Sakın çıkma patika yollara
O dağlara kırlara o karlı ovaya
Yenik düşüyor her şey zamana
Biz büyüdük ve kirlendi dünya

Tekrar pasaport ve kimlik işlemleri!

Pasaportla seyahat edilmişti Taksim sahasına!

Merak ettim.
Mustafa Özsoy’dan bilgi aldım.
Çetinkaya sporcuları antrenmanlarını alınan bir izinle yapıyorlarmış o sahada.
Pasaportsuz!

Dün kimi yetkililer de oradaydı!
Seyahat belgeleriyle geçtiler!
Neyse ki seyirci eski seyirci değildi.
Yoksa rengadan paylarını alırlardı!