23 Nisan günü sınır kapıları dolup taşmış.
Hücum eder gibi.
Arabalarla…
…
Bir parti yetkilisi referandumun 10’uncu yıldönümünde “2004’te meydanları dolduran herkes bugün yeniden sokağa çıkmaya hazırlanmalıdır” demiş.
Denk düştü.
Herkes sokağa çıktı.
Sınırları aştı!..
…
Herhalde ahalinin vermek istediği mesaj vardı!
Alınmış olmalı!..
…
Sokağa çıkma mesajı gayet yerinde bir mesajdır.
Çünkü herkes eve kilitlenmiş durumda!
Bunun nedeni anlaşılamıyor!
Evlerde bu kadar oyalanabilecek, vakit geçirebilecek ne var?
…
Son dönemlerde evlerdeki nüfus kedi ve köpeklerle iyice arttı.
Zaten insanımız evcil!
Bir de evcil kedi ve köpeklerle daha kalabalık olduk.
Kedi ve köpek mamalarının tüketiminde görülen artış boşuna değil.
Bazen istenilen mamalar bulunamıyor da!
Bizim haspa, tavşan eti karışımı mamaya alıştı.
Tavuklu mama koy, yemez!
Zaten son olanlardan sonra kedi ve köpekler bile şey edilmiş tavuk yemiyorlar!
…
Bir yandan da güzel gelişmeler oluyor!
Görüldü ki, bizim müzakerelerde bir türlü ilerleme yok.
Acaba bugüne kadar önümüze yanlış bir karışım mı konmuştu!
O zaman Güney Afrika’ya bakalım dediler.
Bizimkileri oraya havale ettiler!
…
Ama kaçırdıkları küçük bir ayrıntı olmadı mı?
Onların Nelson Mandela’sı vardı.
Ayrımcılığa karşı ödünsüz mücadele vermişti.
27 yıl içeride yatmış, ancak dünya peşine takılmıştı.
1990’lı yıllarda içeriden çıkmış ve ülkesinin başına geçmişti.
Artık bir meşaleydi.
Şarkılarda, şiirlerde vardı.
İnsan haklarının savunucusuydu.
İlk işi Doğruluk ve Uzlaşma Komisyonu oluşturmak olmuştu.
İnsan hakları ihlallerinin araştırılması için…
…
Şunlar onun sözleri:
“Yapılana kadar her şey imkansız görülür.”
“Bağımsız zihinleri olan dostları severim zira sizin, sorunları bütün açılardan görmenizi sağlarlar.”
“Gerçek liderler, halklarının özgürlüğü için her şeyi feda etmeye hazır olmalıdır.”
“Cesaretin, korkusuzluk değil, korkuyu yenmek olduğunu öğrendim. Cesur adam korku hissetmeyen değil, korkusunu fetheden insandır.”
“Özgür olmak, sadece birisinin zincirlerini kırması değildir ancak başkalarının özgürlüğünü artırmak ve başkalarının özgürlüğüne saygı duyacak şekilde yaşamaktır.”
“Büyük bir tepeyi aştığında insanın bulacağı şey, daha aşılacak çok tepelerin olduğudur.”
“Barış istiyorsanız düşmanınızla çalışmak zorundasınız. O zaman düşmanınız partneriniz olur.”
…
Bir vekil “Annan Planına evet deseydik şimdi Beşparmaklar’da olurduk” demiş.
Bir başkası da “…müzakere sürecinde gelinen aşamayı eleştirerek, Kıbrıs’ta iki ayrı halkın, iki ayrı devletin, iki ayrı demokrasinin, iki ayrı siyasi coğrafyanın, iki ayrı kimlik ve kültürün varlığının dikkate alınması gerektiğini söyledi.”
…
Bunlar görüşmecilerimizin akil insanları değil mi?
…
Yine de Mandela’ya çiçek bırakmakta bir mahsur yok!
Deneyim artırmakta da…
…
Gelecek sefere Vietnam incelensin!
Onların da Ho Chi Minh’i vardı.
Bakarsınız görüşmecilerimiz,
“Bir iki üç, daha fazla Vietnam…”
Diyerek gelirler!..
































