Delicious Cafe direktörlerinden Şirin Kağansoy AKTUNÇ başarının sırrını anlattı
AKTUNÇ: Bir gün her şey canıma tak etti ve en iyi yaptığım işe kendimi vererek başarıya ulaştım. Annemi kaybetmiştim ve onun reçeteleri ile yola çıktım. Başarmak istiyorsanız yüreğinizdeki mesleği seçin
AKTUNÇ: Yaptığınız işe karşı yüreğinizi serbest bırakın, başarı sizi gelip bulur. Butik Pastacılıkta, tasarım pasta yapmada iddialıyım.
HK Ajans
Bu hafta sizi Delicious Cafe direktörlerinden Şirin Kağansoy Aktunç ile buluşturuyoruz. Kendisini çocuklarının değimiyle “ şeker kokan anne” olarak nitelendiriyor. İki çocuğu, yanlarına anneleri geldiği zaman “ anne şeker kokuyorsun” dediğini ifade ediyor. Annesini ani olarak kaybetmesiyle, psikoloji okumasına rağmen bu mesleği yapmayarak en iyi olduğuna inandığı “mutfağa” yöneldi. Butik pastacılık konusunda ülkemize ilklerden olan “ Şirin pasta” ile kendisini piyasada tanıtan Şirin Kağansoy Aktunç, şimdilerde bir aile şirketi haline gelen Delicious Cafe’de tam da istediği tarzda bir mekanda mesleğini sürdürüyor. Pasta konusunda iddialı olan Aktunç, gençlere seslenerek, meslek seçerken “ Hangi meslek geçerlidir” değil de, “yüreğinizden geçeni” seçin diyor. Başarının sırrını anlatırken de Aktunç, bir kadın, bir anne ve bir iş insanı olarak, bir iş severek ve güzel yapılırsa başarının gelip sizi bulacağını anlattı. İşte detaylar.
Annemi kaybedince mutfağa girdim
SORU: Nasıl bir kararla iş hayatına atıldınız?
AKTUNÇ: O dönem pasta işi kadınlar arasında artmaya başlamıştı. Kadınların ansızın canına “tek” der ve pasta işi yapmaya başlar, kafasını boşaltmak ister. Birçok üst düzey kadın, ansızın her şeyi bırakır, bilgisayarı kapatır ve mutfağa girer. Benim de benzeri bir şey oldu. Üniversitede psikoloji okudum ama pek yapmadım mesleğimi. Bir özel şirkette çalıştım, o da çok bana göre değildi. O sıralarda büyük bir şansızlık yaşadık. Annemi kaybettik. Büyük bir dönüm noktası oldu aile için çünkü, beklenmeyen bir şeydi. O zaman kızım 14 aylıktı. Bir anda sorumluluklarım arttı. Dolayısıyla bir süre çalışmadım. O “yangın” dediğimiz şey geçince de “evden ne yapabilirim” diye düşünmeye başladım. “En iyi ne yaparsın Şirin” diye sordum kendime. En iyi olduğum yer mutfaktı ve annemden öğrenmiştim birçok şeyi. Çünkü o da mutfakta çok iyi idi. Şu anda kullandığım reçetelerin büyük çoğunluğu annemin reçeteleridir. 2008 yılı idi ve pasta dünyasında neler yapılıyor diye baktım. Butik Pastacılık o dönemde Türkiye’de de yeni yeni bilinmeye başlamıştı. Türkiye’ye gidip birkaç gün eğitim aldım. Geldim ve annemlerin oturduğu evin arkasında kendime bir atölye kurdum. Çok küçük bir yatırımla. Yavaş yavaş eşe- dosta satmaya başladım. Sonra büyük bir cafenin pastalarının yapımını aldım. Onu yapınca iş gelişmeye başladı ve o atölye bize dar gelmeye başladı. İnsanlar da bizi çok kolay bulamaz oldu evin arkasındaki atölyede. Bir dükkan bulduk, oraya çıktık. Eşim de benimle birlikteydi bu süreç boyunca. Çok iyi değildir para ile aram benim, o nedenle işin o kısmını eşim ele aldı. Dükkanda çalışmaya başladık. Orada oturacak yer yoktu, insanlar gelip pastalarını alıp giderlerdi.
Yıkık dökük evin önünden geçerken hayallerime kavuştum
SORU: İşinizi büyütmede sizi tetikleyen nokta ne oldu?
AKTUNÇ: Bir gün buradan tesadüfen geçerken bu evi gördük( Delicious Cafe). Yıkık, dökük durumdaydı. İçimden “ bu mekan bir cafe olmalı” diye geçirdim. Şansımızdan sorduk ve binanın uygun olduğunu öğrendik. O şekilde başladık. Çok büyük bir tadilattan geçirdik binayı. Bu yıl dördüncü yılımızdayız. Cafemizde önceleri sadece pasta vardı ancak daha sonra talep üzerine ufak tefek yemekler de yapmaya başladık. İleriye dönük projelerimiz de var tabii.
İçimdeki mekanı yarattım
SORU: İnsanların ihtiyaçları çerçevesinde mi bu tarzda bir mekan açtınız yoksa, sizin içinde olan bir arzu mu idi ?
AKTUNÇ: Herhangi bir yer olsun diye açmadık. “Böyle bir yer yok Lefkoşa’da da biz açalım” diye de düşünmedik. Benim içimdeki bu idi. Bu mobilyalar ile, bu konsepte, böyle bir evde bir cafe isterdim. Dereboyu’nun ana caddesinde metal koltukların oldukları bir yer de değildi istediğim. Daha sıcak bir ortamdı ve tamamen bu idi aklımdaki mekan ve tuttu. Çünkü, mekanımızı yaptıktan sonra gördük ki gerçekten Lefkoşa’da böyle bir yer yoktu.
Şirin Pasta’dan Delicious Cafe’ye
SORU: Siz “Şirin Pasta” diye piyasada isim yapmıştınız. Daha sonra isim değiştirmek sizi zorlamadı mı?
AKTUNÇ: Doğrudur, insanlar beni Şirin Pasta olarak bilir. Pastaların Şirin Pasta olduğunu da bilir. Onu korumaya çalışırız. Delicious Cafe’nin altında ve mekanının girişinde de var ismimiz. Bu benim uğurumdur. Annemin iyi yaptığı bir şeyi yapıyor olmak ve şu anda geldiğim konumu görmesini isterdim. Çünkü onun bana verdiği bilgilerdi bunlar. O açıdan görmesini isterdim. Bir insanının başına gelebilecek en güzel şeydir sevdiği bir işi yapması ve o işten kazanç sağlaması. Kendimi bu açıdan şanslı hissederim ve tabii ki onun da her zaman benim için uğur olduğunu düşünürüm. Sanki her zaman annemin eli üzerimdeymiş gibi düşünürüm. Çok yorucu bir iştir. Şimdi çok moda oldu kadınların evden pasta yapmaları veya cafe açmaları. Şu anda biraz daha rahatım çünkü hacim büyüdü ve yardımcılarım var. Ancak ilk başladığımda ilk 5 yıl diyebilirim eve ağlayarak giderdim. O kadar yorucu bir şeydir ki, kızımla yan yana yattığımız zaman “ anne şeker kokan” derdi. Sürekli şeker kokan bir anneyim. Konseptli bir pasta yapmak iki gününüzü alır. Çok emek vermek gerekir. Ev yapımı dediğimiz pastalar da sıfırdan yapılır, bazı yerlerdeki gibi hazır toz kullanmıyoruz. O yüzden iddialıyız.
Pazar günü çocuklarımın
SORU: Haftanın kaç günü çalışıyorsunuz?
AKTUNÇ: Ben her gün cafeye gelirim. Hafta içi tasarımlarım varsa onları yaparım, hafta sonlarımız çok yoğundur. Haftanın 6 günü buradayım. Pazar günleri de çocuklarımlayım.
Her yere yetişmeye çalışıyorum
SORU: Bir kandın, bir anne olarak iş insanısınız. Tüm bunların zorluklarından bahsetmek isteseniz neler söylersiniz?
AKTUNÇ: Bazen her üç tarafa da yetersiz olduğunuzu hissedersiniz. Yeteri kadar cafede değilim. Bazen insanlar gelir beni bulmazlar. Yeteri kadar çocukların ödevleri ile ilgilenemiyorum , yeteri kadar ev ile ilgilenemiyorum. Bugün oldu mesela hala dolaplarda yazlık-kışlık değişimi yapamadım. Yeteri kadar akrabalarıma ilgi gösteremiyorum. Hiçbir şeyi tam olarak yapmazmış gibisiniz kısacası.
Kalifiye eleman sıkıntısı var
SORU: İş insanları sürekli piyasada nakit para olmadığından şikayet edilir. Siz piyasayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKTUNÇ: Piyasada rekabet artmaya başladı. Diğer iş yerlerine göre, nakit para konusunda şansımız yüksek ancak kalifiye eleman sıkıntılarımız var. Nüfus açısından sıkıntılarımız olacak bu şekilde insanlar mekan açmaya devam edecekse. Adada belli bir nüfus var çünkü. Öğrenci ve turizm sektörü ile nüfusta artışlar oluyor zaman zaman ama kısaca sektörde nüfus ve eleman konusu sıkıntısı.
Daha da iyi olmak hedefimiz
SORU: Delicious Cafe olarak hizmet kalitesi açısından kendinizi nerede görüyorsunuz?
AKTUNÇ: Yapabileceğimiz daha çok şey var. Yolun başındayız diyebiliriz. Daha 3-4 sene oldu açalı. Ama daha yolumuz var. Yaptığımız şeyleri hep daha iyi yapmak var hedeflerimiz arasında. Volüm olarak, mekan olarak, şubeleşmeyi ben doğru bulmuyorum. Bana göre iş sahibinin işinin başında olması gerekiyor. O yüzden bizim için çok zor olur şube açmak. Belki daha farklı bir şey düşünebiliriz, örneğin sadece pastanın satıldığı bir yer gibi. Olduğumuz yerde hacim olarak büyüyebiliriz belki. Geleceğimizi, daha iyi bir mekan, daha lezzetli yemekler, daha daha iyi bir hizmet verme şeklinde görüyorum.

SORU: Mekanınıza bir aile işletmesi diyebilir miyiz?
AKTUNÇ:Ben ve eşim burada çalışıyoruz. Eşinizle aynı mekanda çalışmanın zorlukları da var tabii ki. Uzun saatler bir birini görmenin sıkıntıları var. Karar verme konusunda fikir ayrılıkları olur bazen. Ama bir şekilde evlilik gibi götürüyorsunuz işimizi de.
SORU: Sektörde ne gibi eksiklikler var sizce?
AKTUNÇ: Pasta ekipmanları eksikliği var piyasada ve bunları farklı yerlerden tedarik etmeye çalışıyoruz. Piyasa küçük olduğu için tedarikçiler de getirmeyi tercih etmiyor.
Huzurlu bir ortam
AKTUNÇ: Onlara huzurlu bir ortam garanti ediyoruz. Güleryüz ve en önemlisi başka yerde bulamayacakları kadar lezzetli pastalar. Bu konuda çok iddialıyız. Güzel kahvelerimiz var. Hafif ve lezzetli yemekler de bulabilirler. Mekan açısından da iddialıyız. Tüm Lefkoşa’da böyle geniş bahçeli otantik bir mekan olmadığını söyleyebilirim. Sessiz bir yerdeyiz, cadde üzerinde değiliz. Hem Dereboyun’dayız, hem sessiz alanda. Annelerin çocuklarını alıp gelebileceği, rahat rahat oturabileceği bir mekan.O açıdan çok şanslıyız konum olarak. Biz hem şehrin içinde, hem güzel bir bahçede, sessiz bir bölge, her gün bahçemizi daha da güzelleştirmeye çalışıyoruz.
Daha insanca yaşamak
AKTUNÇ: Hepimiz daha iyi şartlarda, daha insanca yaşayacağımız, çocuklarımızın daha mutlu, daha özgür yaşayacağı bir Kıbrıs istiyoruz. Şimdiye kadar yaşadığımız çarpıklıkları düzeltecek bir düzen istiyoruz. Beklentimiz bu daha güzel bir Kıbrıs. Ben hiçbir zaman kendimi siyasetin içerisinde görmedim. Ben biraz fazla “düz” olduğum için karakter olarak bu işi yapamam. Bana göre herkes bildiği işi yapmalı.
Herkes sevdiği işi yapmalı
AKTUNÇ: İnsanlar her zaman sevdiği işi yapsınlar ve hiçbir zaman geç değildir bunun için. Gençler de üniversitede bölüm seçerken gerçekten yüreklerden ne geçerse onu yapsınlar. “ Hangi meslek geçerlidir” demeyip, “yüreğinden geçeni” seçsinler. Doğru iş mutlaka gelir sizi bulur eğer severek yaparsanız. Bir işi de severek ve güzel yaparsanız başarı da gelir sizi bulur. O yüzden insanlar özgür bıraksınlar yüreklerini yaptıkları işlere karşı. Mutfak sanatına yönelsin gençler. Çünkü dünyanın en keyifli ve kendinizi en mutlu hissedeceğiniz işlerinden biridir. Maddi getirisinin yanında manevi olarak da çok fazla getirisi olan ve itibar göreceğiniz bir meslektir. Eskiden çok küçümsenirdi pastacı olmak ama şu anda alınan övgü ve taktir çok büyüktür. Anneler babalar da engellemesinler çocuklarını.
































