’Geçmiş günler, çok meşaketli günlermiş, mücadele yılları, yaşam koşulları, düğün dernekleri olmuş, Rumlar yüzünden yerlerini terk etmek zorunda kalmışlar, perişan olmuşlar ama çocukları için hep ayakta kalmışlar. ‘Glido’nun barında dans edişlerini hiç unutmadığını söylüyor Nurten teyzemiz’’. İşte böyle anlatmışlardı seneler önce bir yastıkta 50 yıl ekibine hayatlarını. Obalı çiftinin hatıralarımızda yer eden sözlerini paylaşalım sizlerle:
Ali Atamer: Sevgili Obalı çifti eski yaşanmış hikayeleri anlatmaya başlamadan ilk önce seni tanıyalım.
P.O: 1926 da ‘Garagız’ mevkiinde doğdum. Bubam çobandı. İlkokulu bitirdim. Şimdiki Girne mahkemeleriydi okulumuz. Gızlar erkekler garışık okurduk. Ondan sonra İngiliz okuluna yazıldık. Rahmetlik bubam okula gitmeycen dedi. Hal böyle olunca ‘Garmi’ köyünden 2 dane inecik aldık beni çiftçi yaptı. 22 yaşına gadar tarla sürerdim. Boş zamanlarda Şadi bey vardı ondan ingilizce ders alırdım. Meraklıydım. Bir müddet Liman hotelde işledikten sonra EOKA başladı. Mal sahibi eokacıların yatağı olduğundan ben durdum ordaki işimden. Daha sonraları polis yazıldım. 55’den 58’e gadar polislik yaptım. O zaman Türk den Türk’e kampanyası çıktı. Biz da Türkiye den gardaşım Kemalı’nan balık getirmeye başladık. Anamur dan balık avlamaya izin çıkardık.
N.O: 1938 de Şirinevlerde doğdum. 6 gardaşık. Bubama billur dayı derlerdi. Rençberdi. Eker biçerdik. 4. sınıfa gadar okudum. Maarif dairesi Yılmazköy e yolladı bizi kapanınca okul. 1 sene gadar oraya gittim. Bir tarafımda Temroza dayanır. Dayım orda galırdı. Gız gardaşımda gambilliye evlendi. Ben da Girne’ye geldim. Eskiden Temroz hep zeytinlikti. Şirinevler’den Temroza dağdan atınan gelirdik.

Ali Atamer: Dilerseniz biraz da bu toplumla özdeşleşen kahve yapımı ve içiminden de bahsedelim.
N.O: Eskiden isliminan bişirirdik. Yakardık onu. Kömüre gömerdik da yapardık gaveyi. Ama bize ayıp tutarlardı kızlar gave içmezdi. Bakır cezvede uzun gaşıkla garıştırırdık. Gaveyi ılık suda garıştıracan ki eyi bişsin. Eskiden gaveciler gaveyi dibekde döverler, gaveyi gendileri gavırır ve kömürde bişirirlerdi.
Ali Atamer: Pertev dayıcığım senden de ’40 ların ’50 lerin Girnesini dinleylim.
P.O: Girne’nin yerlileri 6 sülaleden gelir. Bu aileler gurdu Girneyi. Her evde eşek, beş on dane da koyun vardı. Geçim buydu. Girne gücücük bir yerdi. Yollar bile çakıllıydı. İngiliz devrinde başladılardı asfalt yapsınlar. Limandaki barlar eskiden harnıp ambarıydı. Limanın içinden geçirirdik koyunları ve dome hotelin orda koyun beklerdik. Ordaki salhanede hayvanları bazlardık ganlarını denize akıtırdık. Rocks hotelin yanında da hayvanları yıkama yeri vardı.

Ali Atamer: Birbirinizi nasıl buldunuz?
N.O: Hade anlat çocuklara nasıl buldun beni.
P.O: Şefika teyzem Şirinevlerde bir gız var gel gidelim göresin dedi. Gittik gördük. Beğendimin dediler beğendim dedim. Sonrasında Babamınan dünürcülüğe gittik. Temrozdaki dayısına ve amcası fıstıkcı memet billura sordular beni. O da dedi ‘’daha ne durursunuz Girne’nin en iyi ailesidir gidin isteyin gendini’’.
N.O: 17 yaşındaydım o zaman. Gızlara sorulmadığı için münasip gördüler verdiler. Ben da zaten köy işlerinden usandıydım eyi oldu Girneli birini bulduğumuz. Dünürcülük günü hiç unutmam büyüklerimiz maniciklerinan istedilerdi beni. ‘’Havlısında var badem size getirdik uğur gadem sizden bir cevahır isterik acaba ne den’’. Nenem da cevap verir: ‘Tenceremde bişen ottur bu laflara garnım toktur eğer kısmetsa deyceğim yoktur’’ ve kız isteme faslı biterdi. Misafirlere ceviz ve badem macunu ağırladık.
P.O: Nurtenimi gördüğümde beğendim. Nasıl derler şimdikiler elektrik aldım. Gönlüm düştü o saatten gendine.
N.O: Dedeniz güzel deliganlıydı. Gardaşım sorduydu bana beğendimin diye. Beğendim dedim.
Ali Atamer: Girne de yapılan düğün dernek fasılları modern olduğu söylenir.
N.O: Girne de yapılan düğünler hemen hemen şimdikine benzer. Nikah-düğün bir oldu. Dayımın evinde gelin oldum. Köşe yaptılar bize tebrik ettiler bizi. Badadez kebapları, dolmalar yapıldı saat 12’ye gadar yeme içme oldu. Halk evi gulubunda oldu nikah. Memedaliler çaldı düğünümüzde. Muhtar terzi Enver vardı o gıydı nikahımızı. Şeherde foto Şık da çektik nikah fotoğrafımızı. Bir siyah daksiynan gittik çektirdik. Zehra hanım isminde gelin oanarıcısı geldi. Telgrafın telleri adlı şarkı çok meşhurdu o zamanlar hep o çalardı.
Ali Atamer: 55 yıl nasıl geçti diye düşündün mü hiç Pertev dayıcığım?
P.O: Ey çarkı felek kimine gavın kimine yelek geydirin. Eski zaman adamlarının lafıdır. İhtiyarladım ben böylemiydim. Özlemini çekerim o yılların. Elimizden geldik sonra binerdik arabaya gezerdik. 3 vitesli arabam vardı. Guru manastıra giderdik. Sahil boylarını gezerdik, boğazda piknik yapardık. Gitmediğimiz yer galmadı.
N.O: Arada sırada içmeye giderlerdi erkekler. Hiç yapmadı çapkınlık. Durun be çocuklar da bir anımız geldi aklıma pertev dayınızın o gittiği barınan ilgili. Barın adı Glidoydu. Bu dedeniz giderdi ya ora bir akşam seni da götüreyim dedi. Gadınlı erkekli gittik. Galktık bir Rumca müzikte dans ettik. İki gün sonra geldi biri der bana ‘’Allah için o Pertev 2 gün önce bir güzel gızla dans ederdi görün aldatır seni İngiliz gızıynan’’. Ben da dedim ‘’o dans ettiği gız bendim’’. ‘55 sene bitti Temmuzun 30’unda hiç çapkınlık yapmadı. Kıskançtı biraz. Lazımıdı eve geldiğinde beni evde bulsun.
Ali Atamer: Seven kıskanır derler.
P.O: Eskiden bir yere giderkana dönüp baksa bile ben ona gızardım.
N.O: Dedeniz yapaydı vallahi gözünü oyardım. Deden sinirlenirsa ben sinerdim alt galırdım. Garşılıklı kavga etme yoktu. Gider gelirdi gaveye biterdi siniri.
P.O: Evde oturacan halledecen sorunları.
N.O: Keçiler için kavga ederdik. Keçilere meraklıydı. Ben sinir olurdum. Sevmezdim. Hala o keçilerden huylanırım.
P.O: Bak bura be Ali ben çoban evladıydım. Hayvanların içinde büyüdüm. Hala daha hayvan sevgim var.
































