Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıManşet

Mont Pelerin Zirvesinin Perde Gerisi

Bir hafta sonraya ertelenen  Mont Pelerin zirvesinin her açıdan faydalı sonuçları vardır.

Zirveden bir anlaşma metni çıkmasını zaten kimse beklemiyordu.

Yani bir başka deyim ile iki lider İsviçre’deki Hacı Dağında (Mont Pelerin) masayı devirmeyecekleri, görüşmeleri koparmayacakları noktasında uzlaşmışlardı. Nitekim 20 Kasımda Mont Pelerinde görüşmelere devam edecekler.

Peki geriye ne kaldı?

Geriye kalan en önemli nokta nedir bilir misiniz?

Bugüne kadar iki lider, üzerinde uzlaşı olan konuları hallettiler.

Hızla anlaştılar ve görüşmelere pozitif bir ivme kattılar.

Mont Pelerin zirvesiyle birlikte zor konulara girdiler.

Toprak, mülkiyet,  harita, garantiler, dönüşümlü başkanlık.

Zaten bu konular aslında Kıbrıs sorununun kendisi demektir.

Geleneksel olarak tarafların pozisyonunu  hatırlamakta fayda vardır.

Türk tarafı bir ortaklık olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nden atıldığını savunuyor. Bu nedenle varılacak yeni anlaşmanın eşitlik temelinde olmasını istiyor.

Türk tarafı geçmişte ayrı ayrı küçük bölgelerde yaşam sürerken tehdit altında olduğunu 20 Temmuz 1974’ten itibaren Kıbrıs’ın Kuzeyi’nde ayrı bölgede yaşamaya başladığını ve bunun devam etmesi gerektiğini  savunuyor. Varılacak yeni anlaşmanın bunu sağlamasını istiyor.

Rum tarafı 20 Temmuz 1974 itibarı ile adanın yüzde otuz altılık kısmının işgal edildiğini, 200 bini aşkın Rum’un göçmen duruma düşürüldüğünü, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğinin Kuzey’de ortadan kaldırıldığını, bunu yapanın Türkiye-Türk askeri olduğunu  belirtiyor.

Bu saptamadan sonra da işgalin ortadan kaldırılması, işgali yapan Türk askerinin toptan gitmesi, işgale zemin hazırlayan Garanti ve İttifak anlaşmalarının lağv edilmesi, evlerinden olan Kıbrıslı Rumların minimum 100 bininin tekrar evlerine geri dönmesini istiyor.

Her iki tarafın da isteklerinin özet cümlesi şudur:

Eğer bir anlaşmaya varılacaksa Kıbrıslı Rumlar Kıbrıslı Türkleri devlette eşit ortak olarak kabul edecekler.

Bunun karşılığında Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumlara toprak verecekler.

Zaten Annan planında ağırlıklı olarak Güzelyurt (Omorfo) başta olmak üzere yüzde otuz altından yüzde yirmi dokuza düşülmüştü.

Karpaz’da bir bölgenin de dahil olacağı  yüzde yirmi beşlere düşülecek bir toprak düzenlemesi istiyor Rum tarafı.

Türk tarafı da 1974’ün üzerinden 42 yıl, Annan planı referandumlarının üzerinden 12 yıl geçtiğini Güzelyurt’ta yeni bir yaşamın kurulduğunu, Kıbrıslı Türklerin yeniden göçmen olmayı istemediklerini savunuyor.

Mont Pelerin zirvesi işte bu noktada düğümlendi.

İki lider Mont Pelerin zirvesinde bu düğümü çözemediler.

Peki çözmeleri mümkün mü?

Evet mümkündür…

                                                        ***

Mont Pelerin zirvesinin açığa çıkardığı bir gerçek de şudur;

Geleneksel yaklaşımlarla toprak ve mülkiyet sorununu çözmek mümkün değildir.

Toprak ve mülkiyette yeni bir bakış açısına ihtiyaç vardır.

Bu bakış açısı da aslında iki liderin Mont Pelerin’de vardığı bazı uzlaşmaların içinde saklıdır.

Taraflar Kıbrıs’ın Kuzeyi ve Güneyi’nde Federal Parklar oluşturulması prensibinde uzlaştılar.

Örneğin Akıncı’nın sık sık dile getirdiği Kermiya’da şuanda askeri bölge olan  geniş ağaçlık alanın Federal Park olması ve her iki toplum tarafından ortak kullanılması hayali gerçek oldu.

Aynı şekilde Karpaz’daki koruma alanı da Federal Park olabilir.

Veya Poli’nin devamındaki Akama bölgesi Federal Park olabilir.

Bu mantıktan hareketle Kıbrıslı Rumların bölgelerine dönmeleri, Kıbrıslı Türklerin de mağdur olmamaları sağlanabilir.

Örneğin Güzelyurt’ta , Erenköy ve Dipkarpaz’ı da içine alacak bölgede, Erdemli-Yiğitler-Gaziköy-Dilekkaya-Gaziler-Akıncılar’ı içine alacak yerlerde Federal bölgeler oluşturulabilir.

Yani ne Türk ve de Rum.

Ortak alanlar.

Belki bu mantıkla çözüme varılabilir.

Yoksa klasik yöntemler Mont Pelerin’de çöktü.

Kıbrıslı bir çözüm için yeni ve dinamik fikirlere ihtiyaç vardır artık…