Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ya arşive ya da…

Gazeteciliğe başlayalı uzun bir zaman olmuş. Kesintisiz 25 yılı geride bırakmışız. Onun öncesinde de kısa süreli de olsa bu mesleği icra etmişiz.

Kıbrıs konundaki müzakere sürecini gazeteci şapkası ile izlemeye başladığımda gündemde dönemin BM Genel Sekreteri’nin adı ile anılan De Cuellar Belgesi vardı. Masanın bir tarafında dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, diğer tarafında ise Rum Lider Spiros Kipriyanu oturuyordu.

Taraflar New York’ta bu belgeyi imzalama aşamasına gelmişlerdi.

Herkes çok umutluydu.

Dönemin Rum Başkanı Spiros Kipriyanu Atina’ya gidip danışmada bulunmak üzere kısa bir süre istedi.

Gidiş o gidiş oldu.

O belge imzalanmadan BM’nin arşivinde yerini aldı.

BRT’nin kapısından adım attığım doksanlı yılların başında bu kez Güven Yaratıcı Önlemler paketi gündemdeydi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Gustav Feissel idi. Paket, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı ile Kapalı Maraş bölgesinin eş zamanlı açılmasını öngören bir paketti.

Masada bu kez Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Başkan Yorgo Vasiliu vardı.

Bir süre sonra seçimi kaybeden Vasiliu koltuğunu Glafkos Klerides’e  bıraktı.

Paketin yüzde doksanı üzerinde anlaşma olduğu açıklandı ama bir türlü bu oran yüzde yüze ulaşamadı.

Güven Yaratıcı Önlemleri hayata geçirme arayışı bir süre sonra yerini S300 füze krizine bıraktı.

Güven artıracak önlemler paketi ise BM arşivinde de Cuellar belgesinin yanına konuldu.

Bu arada Rumların Kuzey Kıbrıs sınırlarına dönük eylemleri gündemi belirler oldu.

Gerginlik arttı.

Derinya’daki olaylarda iki Rum hayatını kaybetti.

Bunlar yaşanırken ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye üyelik başvurusu Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’ne girişi ile eş zamanlı kabul gördü.

Doksanlı yıllar Kıbrıs konusunda gerilimlerin yaşandığı yıllar olarak tarihte yerini aldı. Doksanların sonu ile birlikte önce dolaylı,  daha sonra da doğrudan görüşmelerle birlikte Annan Planı sürecinin fitili ateşlendi.

2004 yılında bundan tam on iki yıl önce Annan Planı için adanın her iki tarafında eş zamanlı bir şekilde sandığa gidildi.

Yine olmadı. Rumlar referandumda Annan Planı’nı reddetti.

Annan Planı da arşive konuldu.

Sonrasında Gambari süreci filan derken, müzakereler yeniden başladı.

Bugün İsviçre’de Annan Planı’nın reddedilmesi sonrasında yaşanan krizlerin aşılması sonucu başlayan son müzakere sürecinin akıbetinin belirleneceği görüşmeler başlayacak.

Hafta boyunca da devam edecek.

Bunun diğerlerinden farkı liderlerin ilk dört konu başlığında kendi inisiyatifleri ile önemli ilerlemeler sağlamış olmalarıdır.

Yani Kıbrıslı çözüme doğru önemli adımlar atmış olmalarıdır.

Gelinen aşamada bu hafta yapılacak görüşmelerde müzakere masasında ciddi bir mesai harcanarak sağlanan yakınlaşmaların siyasi bir çözüm metnine dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini göreceğiz.

Yapılan çalışmaların siyasi bir çözüme dönüşüp dönüşmeyeceğini…

BM’nin arşivinde, müzakere masasında yapılan bu son çalışmalar da bizi bir çözüme götürmeyecekse, bu belgeleri sığacak çok yer var.

Ama her geçen gün Kıbrıs meselesinin çözümünü zorlaştırıyor.

Ve federal çözüm umutlarını bitiriyor.

Kıbrıs sorunu bence yeni bir başarısızlığı taşıyamayacak kadar ağırlaştı.

Bir yerden dikişler atacak gibi…