Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitimde başarıya bakın ve utanın…

Bu yıl KKTC’deki tüm liselerden mezun olan öğrenci sayısı 2536, bir üniversiteye kayıt yaptıranlar ise, 1763… Türkiye üniversitelerine kayıt yaptıranların sayısı ise, sadece 597… 184’ü üçüncü ülkelere kayıt yaptırmış, 972’si de yerli üniversitelere. Yani mezunların yüzde 69’u bir şekilde üniversiteli olmuş. Ben belki eski kafalıyım. Benim için hala başarı kriteri, Türkiye üniversitelerine giriş. Bu da % 23,5… Çok düşük bir rakam.

Yetiştirdiğin öğrencinin sadece dörtte biri başarılıysa, bu iş tamam değil. Uyguladığın müfredat Türkiye müfredatı ama, eğitimin kalitesi düşük…

Bundan elli yıl önce, bizim dönemimizde sanırım yüzde 70’lerdeydi bu oran. Üniversiteye biz de sınavla girdik. Kazanamayana tuhaf bakılırdı o zaman…

Bir şimdiki bu rakamlara bakın, bir de Eğitim Bakanlığının uzmanlarına, bakanlarına…

Sendikalarına bakın…

Herhangi birinin bu soruna kafa yorduğunu duydunuz mu hiç?

Ya tayin, ya terfi, ya eksik öğretmen, ya damı yıkık okul…

Ülkenin geleceği eğitimle doğru orantılı olsa da, kimse ‘başarı durumumuz berbat be insanlar, biz bu ülkeye kaliteli insan gücü yetiştiremiyoruz’ derdinde değil.

Türkiye’den tayinle gelen insanlardan dinliyorum. Devlet okulu olsun, özel okul olsun. Disiplinine, laçkalığına, eğitimin düzeyine şaşıp kalıyorlar. Çocuklarını nereye göndereceklerine bir türlü karar veremiyorlar. Bir dostum, ilkokulda okuyan çocuğuyla Türkiye’ye döndüğünde, bir sınıf aşağıdan başlatmak istemişler. Yaşadıkları travmaya şahit oldum.

Öğretmenlere lafım olmaz. Onlar verileni yapar. Yapmazsa, zaten denetimde sorun var demektir.

Eğitimde başarı, bence Bakanlığın yapısı, planlaması ve denetimiyle alakalıdır.

O da ortada, dörtte bir…

 

BİTTİK…

Ekonomist Necdet Ergün, dövizdeki hızlı yükselişi yorumlarken şöyle diyor;

“Bu yeni artış trendi ithalattan gelecek “artan bir enflasyon ve düşen satın alma gücü ” ile yaşanması muhtemel… Çünkü bizim enflasyon sepetimizde kurun duyarlılığı % 60-70 civarında. Kurt artışının indirekt olarak bütçede de açığa neden olma ihtimali var. Bu da açığı kapatmak için, tasarruf veya ilave vergi yükünü gündeme getirebilir”.

Bunun Türkçesi, tüketimimizin yüzde 60-70’ini dövizle yapıyoruz. Temel ihtiyaç malzemelerinde bile, ithalata bağımlı bir ülkeyiz. Demek ki, bu bizim alım gücümüzü çok büyük bir oranda etkileyecek.

Ayrıca, bütçe açığı meydana gelecek. Bunu kaptmanın yolu da, daha fazla vergi ve tasarruf…

Türkiye’deki gelişmeler bizi doğrudan etkilediğine ve kısa vadede bir mucize beklenmeyeceğine göre, bu kötüye gidiş devam edecek…

Diğer taraftan, şükür olsun hükümetimiz geldiği günden beri tasarruf kelimesini ağzına almadı. Aksine hovardalık aldı başını gidiyor. Türkiye’den gelecek paranın şartları bile daha yerine gelmedi.

Tüm bunları alt alta yazdığınızda, yeni yılda daha da fakirleşeceğimiz çok kolay anlaşılıyor.

Hükümetin yıl başında memura artış yapacağı haberleri yayılsa da, memur nüfusun sadece yüzde 30’u…

Açlık sınırındaki çalışan ise yüzde 70…

Bu tabloyu gördükten sonra, ne başınızdakilerin söylediklerine güvenebilirsiniz, ne de geleceğe…

Bitmiştir…

YERİN KULAĞI VAR

MUCİZEYE İHTİYAÇ VAR:

Toprak ve garantiler konusunun düğümün tarağa geldiği yer olduğu düşüncesindeydik. Durum aynen devam ediyor. Hem de biri diğerinin ön şartı olarak… Cumhurbaşkanı, harita konusunun, garantilerle ilgili 5’li konferans tarihi ve toprak kriterlerinin belirlenmesine bağlı olduğunu yineledi. Rum tarafı ise ‘önce harita’ demekte… Cumhurbaşkanı Akıncı ayrıca, İsviçre toplantısını kader toplantısı olarak açıkladı. Yani ya hat, ya bat.. Zirvenin başlamasına saatler kaldı ama düğüm hala tarakta duruyor. Üstelik, her adımda daha da karışıyor…

 

NASIL AŞILACAK:

İki liderin önceki akşam tv ekranlarından toplumlarına verdikleri mesajlar, Mont Pelerin zirvesinin zor geçeceğinin ilk işaretleriydi. Özellikle vatandaşlıklar, mülkiyet ve toprak konusunda iki liderin görüşleri arasında uçurumlar var. Bunlar aşılamaz mı, aşılır tabii ama, her iki tarafta da, çözüm için niyet olmalı…

 

AKILLARI VARSA:

Mehmet Ali Talat, AKEL lideri Kiprianu ile yaptığı görüşme sonrası, Kıbrıs sorununda hem bilinen, hem de bilinmeyen bazı sebeplerin 2016 yılında bir çözümü gerekli kıldığını söyledi. Anlaşılan Talat da, Akıncı gibi, bu son şansınız” demeye getiriyor. Hele de o “bilinmeyen sebepler” ifadesi… Anlayana sivrisinek saz… Ama acaba AKEL o sağduyuya sahip mi..?

 

İLHAK İDDİALARI:

Bugün başlayacak Mont Pelerin zirvesi öncesinde özellikle Rum basınındaki iddialar dudak uçuklatıyor. Ama hiç kuşkusuz en önemli iddia, zirvenin başarılı olmaması durumunda Türkiye’nin “B” planıyla ilgili iddia oldu. Türkiye’nin “B Planının, adanın kuzeyinin Türkiye’yle birleşmesi için Kırım modelini öngören bir referandum gerçekleştirilmesi olduğu” iddiasında bulundu.

 

HODRİ MEYDAN:

Rumların sürekli ileri sürdükleri “Türkiye adada bir çözüm istemiyor” tezine en güzel cevabı HP Genel Başkanı Özersay verdi. Özersay, “eğer taraflardan birinin samimiyetini sınamak istiyorsanız , yapmanız gereken onun görüşme masasında olmasını kabul etmektir. Rum liderliği Türkiye’nin çözüm istemediğini iddia ediyorsa, beşli toplantıyı kabul edip bunu masada sınamalıdırlar.” Hodri meydan, kabul edin 5’li zirveyi ve iddia ettiğiniz gibi Türkiye adada bir çözüm istemiyorsa bunu dünyaya gösterin…

 

FATURAYI BİZ ÖDÜYORUZ:

ABD’deki seçimler, İngiltere’deki Brexit konusu ve Türkiye’de son günlerde yaşanan olaylar,  doğrudan bize değdi. Durağan giden döviz bir anda fırtınaya dönüştü. Dünyada yaşanan bu olaylarla uzaktan yakından ilgimiz olmamasına rağmen, onların derdinin faturası sonunda yine bize kesildi…

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Bülent Kanol: “Yıllar sonra siyaset bilimi öğrencilerinin tezlerine konu olacak çok acı bir süreci yaşıyor güzelim Türkiye… Biz ise Güney’deki ırkçı eğilimlerle Kuzeyimizdeki bu tehlikeli sürecin arasına sıkışmış.. Küçük ve idealist bir genç zümre hariç, hala daha partizanlık, ganimet ve vurgunla birlikte meyhane havalarında kendimizi kaybetmiş vaziyetteyiz…”.

 

 

DİPTEKİLER

Patlayan Turizim: Küçük oteller işsizlik nedeniyle bir bir kapanırken, Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu “Gelecek yıl yaz döneminde öylesine bir doluluk yaşayacağız ki yatak sayımız gelen turisti karşılamakta yetersiz kalacaktır” iddiasında bulundu. Yıllardır her gelen bakan “turizmi patlatacağı” iddiasında bulunuyor ama, sayın Ataoğlu bunu bir adım öne taşıdı…