Kapılar açıldığında Rum, Türk evlerini görmeye koşmuştu.
…
Genç neslin kulaklarında hikayeler vardı.
Ailelerinin bıraktığı evler çok büyüktü!
Geniş bahçeleri, her türlü meyve ağaçları, havuzları vardı.
Hani Adem ile Havva’nın yaratıldığı Aden Bahçesi gibi!
…
Kapılar açıldı.
İnsanlar, haliyle onca yıldan sonra evlerini görmeye koştular.
Gençler ne görsün!
Bahçe dedikleri bir evin 30-40 metrekarelik yerleri.
Ya da diyelim en çok 100-200 metrekare.
Havuz dedikleri de, taştan süs havuzları…
…
Algı öyleydi.
Büyüklük, hız, zaman gibi kavramlar görecelidir.
Dönemin koşullarına göre değişmekte.
Truva savaşları döneminde Truva’ya yolculuğa çıkan Odesa, dönüşün fırtınalara tutulur.
Denizde sürüklendiği yerler Ege denizidir.
Tam on yıl sürer bu dönüş yolculuğu.
Denizde bir taraftan bir tarafa savrulur.
Halbuki Ege denizi ne ki?
Ama o dönemlerde Okyanus gibi algılanmakta.
…
Algı sorunu da her döneme göre değişiyor işte.
…
Algı meselesinde faktörlerden biri de kültürel düzey olsa gerek.
Mesela, bir toplumda rüşvet olayı kesinlikle kabul edilmez.
Bunun hemen gereği yapılır.
Bir başka toplumda başka türlü algılanır.
Umursanmaz pek!
Çünkü rüşvete bulaşan kahramanlara toz kondurmama kültürü hakim!
O yaparsa, en iyisini yapar!
Helaldir!
…
Rüşvet, bazen bir zeka oyununun en güçlü enstrümanı olabiliyor.
Tarihte de örnekleri var.
Hikaye bugün için de gayet iyi bilinir.
Olay İlyada destanında geçer.
Hera, Afrodit ve Athena arasında geçecek olan güzellik yarışmasında Paris hakem olarak tayin edilir.
Afrodit aklını kullanır ve Paris’e rüşvet verir.
Bu rüşvet güzeller güzeli Helena’dır ki Lacademon Kralı Manealos’un karısıdır o.
…
O rüşvet için savaşlar çıkar.
Kimi kahramanlar ölür.
Kimileri ayakta kalır…
…
Ama tarih akıp gider.
Rüşvet öyle kirli bir olay ki,
Aşklara bile yapışır kalır.
Hep onunla anılır!
































