Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Şarkı söylemek

Atina’ya giden müzakerecimiz sosyal medyayı iyi kullananlardan.
Üşenmedi,
Araştırdı.
Buldu.
Baktı, Atina’ya giden ilk kişi rahmetli Denktaş.
Sene 1959.
Hemen gazete kupürünü sosyal medyada paylaştı…

Bu ikinci oluyormuş.
Yani Atina’ya giden ikinci Kıbrıslı Türk.
Biri Denktaş.
Diğeri de kendisi, yani şimdiki müzakerecimiz.
55 yıl sonra…

İnşallah sonuç da iyi olur.
Bir birleşmeye imza konur…

O, bu gerçeği yakalayınca zaman tüneline girdik!
Atina’ya başka Kıbrıslı Türk gitti miydi?
Şimdilerde, Yunanistan adalarına Kıbrıslı Türklerin  “holiday” amaçlı gittikleri bilinir.
Ama Denktaş’tan sonra giden ikinci ünlü kişi, Behiç Gökay’dır sanırım.

Rahmetli Behiç Gökay şarkıcıydı.
Hikayesini bölük pörçük bildiğimiz Gökay’ın 63 olaylarının ardından Rum kesiminde yaşadığı bilinir.
Daha sonraları, Atina’ya gittiği ve orada öldüğü söylenir…

Gökay, özellikle Zeki Müren hayranıydı ve Zeki Müren’den şarkılar söylerdi.

Televizyon 60’lı yılların başından itibaren evlere girdiğinde, bilindiği gibi Kıbrıslı Türklere haftada bir yayın yapma hakkı verilmişti.
Bu hakkını kullanan Kıbrıslı Türkler, haber yanında kültürel programlar da yaparlardı.
Bunları o yıllarda Rumlarla birlikte çalışan Hüseyin Kanatlı gibi büyüklerimiz bizden daha iyi bilirler.
Behiç Gökay da müzik programlarında yer alır ve Zeki Müren’den şarkılar söylerdi.

Televizyon siyah beyaz.
Ara sıra parazitli.
Ahali ikide birde damlarda gezinmekte!
Karda, kışta, kıyamette.
Anteni sağa çevir, sola çevir!
Kerpiç odalarda Behiç Gökay’dan şarkılar, sokaklarda salepçiden nağmeler!..

Böyle zamanlar için “Nerede o güzel günler” diyoruz!

Sanırım, Gökay’ın şarkıları kayıt altındadır.
Çünkü, Rum radyolarının Türkçe programlarında Behiç Gökay’dan şarkılar hâlâ çalınmaktadır…

“Koklamaya kıyamam / Benim güzel manolyam…”
Gibi Zeki Müren’in en güzel şarkıları Behiç Gökay tarafından seslendirilirdi…

Behiç Gökay ile rahmetli “Sanat Güneşi”miz Ahmet Becerikli arasında bir rekabet söz konusu muydu bilemem.
Her iki müzisyen de Zeki Müren ekolündendi…

Şarkı söylemek güzel şey.
Ruhun bahtiyarlığı.
Dinlemek de öyle…

Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu, sonra çöktü.
Behiç Gökay şarkı söylemeye devam etti.
11 yıl kapalı hayat yaşadık, otonom motonom derken, önce KTFD sonra KKTC kuruldu.
Şarkılar devam etti.
Bugüne kadar kaç BM Genel Sekreteri eskittik, kaç müzakere sürecinden geçtik!..
Hepsi geçip gitti,
Şarkılar söylenmeye devam etti…

Müzakerecimiz kendisini ikinci sıraya yerleştirdi!
Behiç Gökay’ı bilmeyebilir.
Önemsemeyebilir de…
Bu konuyla ilgili olmayabilir de…

Hayat, ne siyasetten ibaret, ne de müzakerelerden ibarettir…

Kimisi hayatını müzakerelerle geçirir, kimisi şarkı söyleyerek…

Hangisi daha iyi derseniz,
Şarkı söylemek derim…

“Koklamaya kıyamam / Benim güzel manolyam…”