Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vicdani ret

Büyük olaydı.

O, ringlere çıktığında, dünya neredeyse televizyon başına kilitlenir, onun dövüşünü seyrederdi.

Amerika Kıbrıs’a çok uzaktı.
Televizyon dünyası yeni yeni yaygınlaşmaya başlıyor, canlı yayınlar da yeni yapılıyordu.
Amerika’da akşamın ilk saatlerinde başlayacak bir müsabakayı canlı yayında seyretmek için, sabahın ilk saatlerinde kalkmak ve televizyon karşısında geçmek gerekiyordu.

Kim unutur.
Televizyonun karşısına geçer, Muhammed Ali Clay’in boks mücadelesi seyredilirdi.
Büyük heyecanla…

Clay, 1964 yılında dünya şampiyonu olmuştu.
Gözler üzerindeyken, Amerika Vietnam savaşına hazırlanıyordu…

“VietKong’la benim hiçbir alıp veremeyeceğim yok” sözü Muhammed Ali’ye aitti.
Kendisi, o sıralar din değiştirmiş, suni Müslümanlığı seçmişti.
Dini gerekçelerle de askere gitmeyi ret etmişti…

Filmi de yapılan bu olayda, Muhammed Ali tutuklanmış, unvanı da elinden alınmıştı.

Söz, hukuktaydı.
Temyiz süreci dört yıl sürdü.
Sonuçta Muhammed Ali Clay affedildi.

Bir bilgi:
“8 Mart 1995 tarihli 1995/83 No’lu BM İnsan Hakları Komisyonu kararına göre vatan hizmeti yapmak zorunda bırakılan kişiler vicdani ret hakkından mahrum edilemezler. 1998/77 sayılı karara göre de silah altına alınmış kişilerin askerlik hizmetini yapmakta iken de ‘vicdani ret’ başvurusu yapmaya hakları vardır.”

YKP Yürütme Kurulu Örgütlenme Sekreteri Murat Kanatlı, vicdani ret hakkını kullanarak 2009 yılında seferberliğe katılmadı.
Mahkemesi görüldü.
Ceza aldı, cezaevine gönderildi…

Bir başka bilgi:
“Türkiye’de ise konuyla ilgili ilk TV programı sırasında genelkurmay tarafından programın yayıncısı ile birlikte tutuklatılması ve silah altına alındığı 1 Eylül 1995 tarihinde evraklarını herkesin önünde yakması ile dikkatleri çeken ilk Türk vicdani retçi Osman Murat Ülke’dir. O dönemde İzmir Savaş Karşıtları Derneği Başkanı olan Ülke, bir yıl sonra da TCK 155. maddedeki ‘halkı askerlikten soğutma suçunu’ işlediği gerekçesiyle tutuklanmıştır. Bu yüzden 1997 insan hakları ödülünün sahibi olan Osman Murat Ülke, çok uzun bir gözaltı – mahkeme – hapis – birliğe sevk – vicdanî reddi yineleme döngüsünden sonra, 9 Mart 1999′da serbest bırakılmıştır.”
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu davanın yürütülüş şekliyle sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine karar vererek Türkiye’nin H. M. Ülke’ye 11 Bin Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.”


Bize gelince.
Kıbrıs’ın bütünü sözde AB’ye alınmıştır.
AB müktesebatı kuzey için askıdadır!
Fakat, didiniyoruz, yasalarımızı AB standartlarına çekmeye çalışıyoruz…

Öte yandan, çözüm umutları artmış!
Çözüm için yelken açıyoruz!

Bütün bunlar güzel…

O zaman, siyasi otoritenin Kanatlı olayı için yaklaşımı nedir?

Kanatlı onurlu davranıp, para cezasını ödemeyerek cezaevine gitti…

Hatırlatalım: Bir zamanlar rahmetli Arif Hoca cezaevine gönderildiğinde, Meclis 24 saat içinde toplanıp, aldığı bir kararla Arif Hoca’nın dışarıya çıkmasını sağlamıştı…Kanatlı onurlu davranıp, para cezasını ödemeyerek cezaevine gitti…