Bugün ne yazarsak yazalım, önce yarı belimize kadar yargının önünde saygıyla eğilelim, ondan sonra ne diyeceksek diyelim…
Hükümetin tahrip gücü yüksek icraatlarından en korkuncu, adalet eliyle durduruldu.
Yüksek İdare Mahkemesi, Girne İkinci Bölge Kapsamlı Emirnamesi’nde 8 Eylül tarihinde yapılan değişikliği iptal etti…
Önce ara emriyle durdurulmuştu, şimdi tümden kaldırdı…
Burada önünde eğilinmesi geeken yargı unsuru sadece Yüksek İdare Mahkemesi değil, aynı zamanda Başsavcılık…
Burası Mahkemenin kararı kadar önemli. Hatta belki de daha önemli.
Emirnameyi YİM neden iptal etti biliyor musunuz?
Başsavcılık gitti ve tüm iddiaları kabul ettiklerini, kendilerinin savunacak durumu olmadığını belirtti. Yani Başsavcılık dahi hükümetin kararını savunulur bulmadı, hukuk dışı buldu. Hiç bir savunma yapılmadı, dosyalanan dava ve iddiaları kabul etti, Mahkeme de iptale karar vererek, davayı kapattı.
Yani hem Emirname hem de altında yap tüm işlemler iptal edildi…
Daha bunun üstüne söylenecek bir söz olabilir mi?
Söylenecek tek bir şey var aslında, demek ki, yapılan hukusuzmuş…
Bu konuda hiç de görevi olmadığı halde konuşan tek hükümet mensubu Serdar Denktaş’ı dinlemeyeceğiz artık. O ne derse desin, söylemi siyasidir.
Bizim işimizse, asla siyaset değil.
Biz buralarda şu partinin, bu siyasinin, öbür rantçının çıkarı için kalem oynatmıyoruz.
İster bağnaz desinler, ister geri kafalı… Biz dünyanın genel geçer planlama, kentleşme modellerini istiyoruz burada. Dağların taşların oyulmasına, sahillerin peşkeş çekilmesine, birilerine para kazandırılacak diye yaşanmaz bir ülke yaratılmasına karşıyız.
Bizimki toplumsal muhalefet, siyasi değil…
Dinlemeyeceğiz. Yargı orada, biz buradayız… Az değiliz, aptal değiliz, bilinçsiz koyun sürüsü değiliz…
Önlerini keseceğiz, işte böyle keseceğiz.
Eğer yine, inatla aynı şeyleri başka yöntemlerle yapmaya kalkarlarsa, yine aynı mücadele verilecek. Başka yolu yok.
Her kim ki hukuku, demokrasinin kurallarını görmezden gelir, denetim organı yargı çıkacak ve hukuku, adaleti, sonuçta da demokrasiyi koruyacak.
“KKTC forever” diye kuru kuruya nutuk atmakla olmuyor bu işler… Siz o sonsuza kadar koruyacağız dediğiniz ülkeyi tarumar eder, yaşanmaz hale getirirseniz, siyaseten o ülkeye ne olduğunu ne önemi var ki? İster ilhak olsun, ister çözüm olsun, ister tanınsın, ister tanınmasın. Onun temel değerlerini yokettikten sonra ne farkeder…
Sizler de bizler de geçiciyiz. Gelecek nesillere hiç olmazsa tahrip edilmemiş bir doğa, tahrip edilmemiş bir demokrasi bırakabilelim…
Bizim mücadelemiz bu…
“Siyaseti Meclis’te yapalım” demiş Denktaş. E, siz onu bile yapmadınız ki?
Şeker suya düşmüş gibi yasa gücünde kararnamelere başvurdunuz. Nedir bu telaş?
O komik çoğunlukla istediğinizi geçirecek durumdaydınız. Meclis’in açılmasını bekleseydiniz?
Niye beklemediniz?
Siyaseti sokağa döken biz değiliz, sizsiniz…
Şunu da not edelim… Tüm emirnameleri kaldırıp, Fasıl 96’ya dönme ve her isteyenin istediğini yapmasını sağlama tehlikesi kapıda durmaya devam ediyor. Bununla mücadele de, toplumsal muhalefetin güçlenmesiyle, hükümet üzerinde baskı oluşturulmasıyla mümkün.
Safları gevşetmemek gerek…
YERİN KULAĞI VAR
ZAAFİYET:
Küçükuncular ve Altınbaş soygunu sanıkları tutuklu bulundukları Lefkoşa Polis Müdürlüğü hücresindeki havalandırma penceresini kırarak firar ettiler. Hani bir kişi olsa pek eleştirmezdim belki ama, dört kişi kimseye görünmeden firar edebiliyorsa, ortada bir sorun olduğu kesin. Ancak filmlerde görebileceğimiz böylesi bir firarın yaşanmasının nedeni, ya yönetim zaafiyeti, ya da umursamazlık değil de nedir…
BİZE FAZLA GELMİŞ:
Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın, İyi İdare Yasasıyla ilgili olarak, bu hakların bizlere fazla geldiği yönünde bir söz sarfetmişti. Talat’ın dediği gibi bu devleti “babasından miras kaldı” sanıyor herhalde ki, kendisinin bizim için değil, bizlerin kendisi için varolduğumuzu düşünüyor. Serdar bey de anlaşılan, bir zamanlar Başbakan Özgürgün’ün bize yakıştırdığı “geri zekalı” sıfatına özenmiş…
ORTAĞINI DA SUÇLADI:
Serdar Denktaş, Kamu Reformunu CTP’nin önlediğini iddia ederken, “Bizi iktidardan dışladılar. Yeni bir hükümet ile 39 kişi oldular ancak hiçbir iş başaramadılar” diyor. Kastettiği CTP-UBP hükümeti… “Hiç bir şey başaramadılar” dediklerinden biri de şimdi kendi ortakları. Biz UBP’den kamu reformu konusunda böyle bir yorum görmedik. Hani, “CTP engelledi” falan demediler. O halde onlar da işin içindeydi. Bu durumda Serdar Denktaş, açıktan ortağını suçlamış olmuyor mu..?
VAKİTLERİ YOK:
Hükümet, başarılı olduğunu iddia ediyor ya, Birikim Özgür bakmış… Hükümetin Türkiye ile imzaladığı “Yapısal Dönüşüm Programı”nın Ekim 2016 itibarıyla tamamlanması öngörülen 17 faaliyetten hiçbiri tamamlanmamış… “Yani” diyor Özgür “17’de sıfır!”… Hükümetin para dağıtmaktan, arsa dağıtmaktan başını kaşıyacak vakti yok ki, reform yapsın…
ANASTASİADİS AÇIKLADI:
Olası bir anlaşmada en çok merak edilen konulardan birisi de, Türkiye kökenli vatandaşların ne kadarının ortak devletin vatandaşı olacağı konusuydu. Kimilerine göre 90 bin, kimlerine göre KKTC vatandaşı olan herkes. İşte bu tartışmaya son noktayı Rum lider Anastasiadis koydu. Anastasiadis’e göre, adada kalacak olan TC kökenli vatandaş sayısı yaklaşık 40 bin. Ortaya atılan bu rakamın özellikle Kuzey’de yeni bir tartışma yaratacağı kesin…
BİZ ADAM OLMAYIZ:
Yurt dışında hangi şehre giderseniz gidiniz, “eski şehrin” gerek tarihi geçmişi, gerekse turistik özelliği nedeniyle koruma altında olduğunu görürsünüz. Ve o meydanlar, sokaklar adeta şehin simgesi durumundadır. Oralara çivi çakmak bile izne tabidir, gözleri gibi bakıyorlar. Bir de burayı düşünün. O zenginlikler birilerin doymak bilmez rantı için kurban ediliyor, hem de koruması gerekenler tarafından. İşte bunun içindir ki hep diyoruz “biz adam olmayız” diye…
ZİRVEDEKİLER
Eşref Çetinel: “Ve ‘bırakın gitsinler!’ Bir devrelerde ‘kalkınma ve büyüme’ hasreti çeken Türkiye’de sloganlaşan sözcüklerdi bunlar. ‘Bırakın yapsınlar, bırakın gitsinler.’ İstanbul’un hali ortada ama!.Girne’ye gelince; Emirnameler sırf bu kent için kalkacak! Ve çok katlı inşaatların önü bir kez daha açılacak! Çünkü artık durdurmak mümkün değil! Nehir mecrasından taşmış bir kere. Rant artık KKTC’nin karinesi olmuş! Ve Girne zaten çoktan gitmiş olan olmuş…”.
DİPTEKİLER
Asayiş: Eğer bir ülkede asayiş bozulduysa, sosyal yapıda bir bozukluk var demektir. Bizde de aynen öyle. Sosyal yapıda da, ekonomik yapıda da eskiye doğru kötü bir değişim var ve bu suçun sokaklarda kol gezmesine neden oluyor. Ancak nedenini bilmekle kalıyoruz korkarım. Yasalarından, uygulamasına herşeyin bu yeni düzene uydurulması gerekiyor artık. Tam da dendiği gibi, bıçak kemiğe dayandı. Polis mi lazım, planlama mı lazım, caydırıcı yasalar mı lazım, ne gerekirse… Boşa geçirecek zaman yok. Polisleri bile sakat eden, toplu halde hapisten kaçan kriminaller, polis kurumuna güveni de azaltıyor… Daha neyi bekliyorsunuz?
































