Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Şarkısız toplum

“Eskiden güzel şarkılar vardı. Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla; cumbalı ahşap evleriyle, kibar insanlarıyla eski İstanbul, hep güzel şarkılar söylerdi. Çünkü o şarkılara konu olacak güzel bir hayat yaşanıyordu. İstanbul zaten bir ‘Şarkılar şehri’ idi. Ama bugün artık o güzel İstanbul da bitti, güzel şarkılar da.”


Yukarıdaki yazı Yalçın Çetinkaya adlı bir yazara ait.
90’lı yıllarda yazılmış.

İstanbul şarkılar şehri imiş.
Ve artık ne o şarkılardan, ne o kentten eser kalmış…

Ne yazık ki kendini hızla tüketen kentler arasında İstanbul da yer alıyor.
O güzel İstanbul.

Biz de aynı dertten muzdaripiz.
Sadece kentler değil bizde kaybolan, insanlar da yok olup gidiyor.

Fakat, üç satırı bir araya getirip topluca şarkı söyleyemedi bizim toplumumuz! Yani şarkısız bir toplum bu!

Dikkat buyurun, toplu alanlarda çalınan bir şarkıya hep birlikte eşlik eden herhangi bir kitle yok!
Eskiden en azından hamamlarda veya meyhanelerde hep birlikte Telgrafın Telleri, Nihansın Dideden gibi şarkılar hep birlikte söylenirdi!
Sırasında bir gazele bile eşlik edilirdi.
Neydi bunun anlamı?
O dönemler şarkılı toplum mu vardı?

Bir araya gelen insanların hep birlikte söyleyebilecekleri şarkılar da gerçekten yok oldu, o şarkılara ilham kaynağı olan hayat koşulları da…

Bakarsınız sahnede bir şarkıcı şarkısını söylemekte.
En azından nakarat kısmının söylenmesine izleyici davet edildiğinde, bizim takım hemen bocalar!
Şarkıyı anımsasa bile, ne nakaratı aklında, ne bütünü!
Birkaç satırı kekeleyerek okumaya çalışır, hepsi o kadar!

Yani şarkısız bir toplum!
Hep birlikte yapılan az işler var.
Hep birlikte yaşayıp da hep birlikte bir şarkıyı söyleyememenin izahı nedir bilemem.

Keramet şarkılarda mı acaba?
Bir dönem, İngilizcesi zayıf olanlar bile ezbere Beatles şarkıları söylerdi!

Türkiye gibi devasa bir ülkede bile o güzelim şarkıların, o güzelim kentlerin yok oluşundan bahsedildiğine göre, Türk insanının kültürel mekanizmasında birkaç diş kırık demektir!

Hep birlikte şarkı söyleyemiyoruz!
Hep birlikte dans edemiyoruz!
Hep birlikte haykıramıyoruz!


Hep birlikte tek becerebildiğimiz şey göbek atmak!
O da herkesin göbeğine göre değişiyor!

Diyeceğim, şu görüşmeler meselesinde hep birlikte bir şey yapılmasını isteyen saygıdeğer dostlarımız bunu bir kere düşünsünler!
Bu işi Telgrafın Telleri ile mi götüreceğiz,
Yoksa hep birlikte söyleyemediğimiz şarkılarla mı?
Göbek atarak götüreceğiz diyorsanız,
Uygundur!