“Kıbrıs ve Türk kardeşlerim,
Kıbrıs mücadelesi doğru ve haklıdır. Haklı istekler daima kazanılır. Bu mücadelede Türklerin vazifeleri Kıbrıs’taki Rumlarla birleşip Kıbrıs’ı müstemlekecilerin elinden kurtarmaktır. Kıbrıs’ı İngilizlerin hava üssü olarak kullanmalarına engel olabilirlerse bu, dünya sulhu için büyük bir muvaffakiyet olacaktır. Bu mücadelede muvaffak olunduğu taktirde, Kıbrıs’taki Amerikan üslerine de set çekilmiş olacaktır.
Bütün namuslu ve yurtsever insanlar, ki ben de bunların içindeyim, Kıbrıs’ın hürriyetine kavuşması için elimizden gelen her şeyi yapmamız lazımdır.” (19 Nisan 1955 Akşam Gazetesi)
…
Neredeyse 55 yıl oldu!
Nazım Hikmet bu mesajı Kıbrıslılara göndereli…
…
Vakit erkendi.
Ne olacağı belli değildi.
Üsler kovulabilecek miydi?
Enosis ve Taksim ülküleri yerini ortak barışçıl bir alana kaydırabilecek miydi?
…
Ne Türk fanatikleri durdu.
Ne de Rum…
Durmayınca, dıştan körüklemeler sürdü…
…
Cumhuriyet kuruldu.
Yine beklenen olmadı…
…
Geçmiş bilinir.
Geldik bu günlere…
…
Nazım’ın ve o dönem bütün komünist ve ilericilerin düşlediği olmadı!
İngiliz üsleri adada kaldı.
Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa’sına kaydedildi.
Ayrı bir egemen bölge olarak…
…
Nazım’ın istediği Türk-Rum bileşmesi de olmadı.
Araya tel örgüler, duvarlar çekildi.
Uzun yıllar böyle sürdü.
Sonra kapılar açıldı.
…
Kapılar açıldı ama iki tarafın da bahtı açılamadı!
İnsanlar birbirleri ile yüz yüze iletişim kurmalarına rağmen, elle tutulur birleşmeler sağlanamadı!
Toplumlar arası düzeyde gerçekleştirilemeyen birleşme, örgütsel düzeyde de gerçekleştirilemedi!
En garip manzara da bu oldu!
…
Sol kendi hedeflerini yitirdi!
Örgütsel düzeyde “Birleşme” çabalarından uzak durulduğu görüldü.
Halbuki esas çaba bu olmalıydı.
Birbirine “misafirlik” çerçevesinde yapılan örgütsel temaslar, artık “Birleşme” çabasına dönüşebilir mi?
…
Liderlerin ortak metne attıkları imza herhalde ıslak imzadır!
Görülüyor ki, ortaya çıkan metin “soyut” olarak yorumlanmakta.
Bu, daha imza atılmadan gizli bir niyetin dışa vurumundan başka bir şey olamaz.
…
Güney’de ise ciddi eleştiriler ve suçlamalar, Rum liderin boğazını sıkmakta.
…
Eğer, yeni başlayan süreç iç dinamiklerin “Birleşme” çabalarını somutlaştırması ile sürdürülemezse, sonuç tekrardan hüsran olabilir.
…
Nazım Hikmet’in yaklaşık 55 yıl önce Kıbrıslılara gönderdiği mesajın ruhu geçerliliğini koruyor…
































