Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir değil, bir kaç takke düştü…

Ersan Saner takke düştü, CTP’nin keli göründü” diyor ya…

Düşen sadece CTP’nin takkesi değil. O zaten düşmüştü. Kaostu, kargaşaydı, disiplinsizlikti, en önemlisi de politikasızlıktı. En son da su meselesi, turnusol kağıdı gibi durumu ortaya çıkartmıştı…

Her bir CTP’linin kendine göre politikası olduğunu gördük. Sırf biri “süt beyaz” dediği için, sütün siyah olduğu tartışmasına giren vardı.

O tartışmalar halen sürmekte…. Bize ne diyebilir misiniz? Diyemezsiniz…

CTP, bugünün halk iradesine göre en çok oyu alan ve son seçimlerden bu yana 2 ayrı ortaklık kurmuş, ülke yönetimine gelmiş bir parti. Belli bir kitlenin umut bağladığı bir parti… Siyasal yaşamın ayrılmaz bir parçası… İktidarda da olsa, muhalefette de olsa, görevini tam yapması bekleniyor…

Plan programları kağıt üstünde mükemmel olsa da, bu iç kargaşa, o politikaların uygulanmasını önledi.

Çünkü belirlenen politikalarda bile uzlaşma, fikir birliği yoktu… Sonuçta halkın kendilerine verdiği iktidarı, elleriyle UBP-DP’ye teslim ettiler.

TDP’nin de takkesi düştü. Her kurultay döneminde olduğu gibi, bugünlerde yine kavgalar, çekişmeler, ihraçlar, suçlamalar… Kapıların kırıldığı, kilitlerin değiştirildiği o eski günler eşikte gibi… Neyi paylaşamadıkalrını anlamak zor.

Zaten Meclis’te grubu bile olmayan bir parti. Böyle bir imajla oyunu nasıl yükseltebilir ki? Akıl almaz…

Şimdi bu yazdıklarım, Ersan Saner’i bir ölçüde doğrular. Ama bir yere kadar. Çünkü takkesi düşenlerden biri ve keli en feci şekilde görünen, UBP ile DP’dir…

İktidarları tam bir felaket oldu.

Pervasızca yaptıkları her icraat, toplumsal tepkiye, tepkiden de öte, öfkeye dönüştü…

Bu tepki, toplumsaldır, siyasi gerekçelerle açıklamak mümkün değildir. CTP eğer hükümet icraatlarını mahkemeye taşımışsa, bunu kendi başına yapmamıştır. Çünkü geçmişte böylesine yoğun bir örnek yoktur. CTP’yi mahkemeye götüren esas neden, toplumsal taleptir. Çünkü sivil toplum, CTP’den daha önde ve daha tepkilidir. CTP sadece gündemi ve nabzı takip etmiş, gereğini yapmıştır…

Ülkeyi ve bu halkı bugünlerde esas ilgilendirense, UBP ve DP’nin takkesi ya da kelidir.

Yansıtma yöntemiyle, suçu başkasına atarak algı oluşturmak işe yaramaz… Zira UBP ve DP’nin tabanları da neyin ne olduğunu, diğer tüm vatandaşlar gibi görmektedirler. Zaten bugünlerde savunmadan vazgeçip, saldırıya geçmelerinin sebebi de bu olsa gerek…

Kendilerini engelleyen muhalefeti yatırımcı düşmanı, kalkınma karşıtı, istihdam olanaklarının artmasına muhalif” falan diye takdim etmek, popülizmden başka bir şey değil.

Bugünler artık, bundan on yıl öncesine benzemiyor. Kimse bu martavallara inanmıyor.

Herkes yatırım istiyor, herkes kalkınma istiyor, herkes işsizliğin bitmesini istiyor, ama hukuk devleti kuralları içinde. Halka güven vererek, inandırıcı olarak…

Başbakan da UBP’nin kuruluş balosunda kitlesinin karşısına geçip, coşmuş ve tepkileri “içi boş slogan” olarak nitelemiş…

‘Kentlerin, sahillerin, yasaların, kuralların, toplumsal yapının ve hatta ekonominin canına okuyarak; usulsüzce, torpille vatandaşlık dağıtarak; demokrasinin temel unsurlarını görmezden gelerek; yasaları bypass ederek gerçekleştirilecek büyüme eksik olsun’ diye düşünüyor toplum…

Birilerini zengin etme adına sürekli arttırılan dolaylı vergiler ve dayatmacı fonlara gösterilen tepkiler “içi boş slogan” olabilir mi?

Kabul etsinler ki, onun için de her yaptıklarının altında bir hinlik arıyor insanlar.

Pozitif etki yaratmışlar ama bu pozitif etki  rakiplerini rahatsız ediyormuş.

Bu millet kör ya da ahmak değil…

O tepkiler, toplumsaldır, kitleseldir ve kendilerinin göremedikleri budur…

Ve korkarım bu kafalarla, yeni bir seçimde alacakları sonuçlara da çok şaşıracaklar…


YERİN KULAĞI VAR

MANGALDA KÜL BIRAKMAYANLAR:

“KKTC’yi biz kurduk, KKTC yaşayacak” diye nutuk atarken mangalda kül bırakmayanlara, memleketi karış karış birilerine peşkeş çekerken ne hissettiklerini sormak lazım… İş ranta geldi mi, akan sular duruyor. Bakın mesela, Suat Günsel’e kiralamak istedikleri araziyle ilgili bir tepki de, Güvenlik Kuvvetleri’nden geldi. Haydi bakalım görelim, yine ‘vatan, bayrak’ demeye devam  edebilecekler mi…

NE OLDU CTP’YE:

CTP kuruluşundan beridir görmediği krizlerle boğuşuyor. Bırakın muhalefetteki CTP’yi, iktidarda oldukları yıllarda bile, en çok konuşulan, en çok tartışılan parti oldu. Yaptıkları siyasi hatalar nedeniyle iktidar koltuklarında uzun süre oturmayı, toplumun taleplerine uygun politika üretmeyi beceremediler. Anlaşılmaz ideolojik tartışmalar CTP’yi geriye dönülmez bir yola sokmak üzere. Üzülüyorum ama, toplumun CTP’ye en çok ihityaç duyduğu bir dönemde, onlar birbirlerini yemekten başka birşey yapamıyorlar..

İŞTE BUDUR:

CTP’nin iktidar döneminde eli taşın altındaki Bakanlarından biri olan Birikim Özgür, “KIB-TEK’te yönetilemeyen bir yapı söz konusu bunun içinde CTP’liler de var. Kendi kendilerine kararlar veriyorlar. Bu özerlik değildir, böyle özerklik olmaz olsun. Eğer birileri izole bir sistemi uluslar arası bir sisteme entegre etmeyi kabul etmiyorsa orada bir rant vardır. Birilerinin bu izole yapıdan mutlaka bir çıkarı vardır” diyerek, CTP iktidarlarının neden başarılı olamadığını, Kıb-Tek örneğiyle kısaca anlatmış…

MALİYE’YE PARA AKSIN DA…:

Mahkemenin durdurduğu muhaceret affıyla devlet 5 milyon lira kazanç edle etmiş. Seyrüseferde de mantık aynıydı, ithalata konan fonda da, akaryakıta sürekli bindirilen zamda da…  Maksat kasaya para girsin de ne isterse olsun. Sultan Deli İbrahim’in de rekorunu kırdılar.  İyi tamam, katlanalım da, bunlar bize yol, su, elektrik olarak geri dönmüyor… Ne bir yatırım, ne bir kalkınma, ne bir iyileştirme. İnsanın kafası bulanıyor…

 DÜN DÜNDÜR:

Güzelyurt Sivil Toplum Platfromu, Güzelyurt’un Kıbrıs müzakerelerinde Rum tarafına verilmesine karşı olduklarını belirterek, vatan bildikleri Güzelyurt’tan göç etmeyeceklerini açıkladılar. İyi de 2004 referandumunda Güzelyurt vatanınız değil miydi ki, büyük bir çoğunlukla “evet” oyu verdiniz. Aksine 2004’ten bu yana, Güzelyurt çok daha kötü durumda. Yatırımlar yok denecek kadar az, portakal bahçeleri kurutulup arsaya dönüştürüldü. Dün terketmeyi düşündüğünüz bölgede bugün ne değişti ki, bu kadar kıymete bindi…

ZİL TAKIP OYNUYORLAR:

Son günlerde bazılarımızın çözüm konusundaki karamsarlığı, Rumların bu kafayla adada bir çözüme asla onay vermeyeceklerini yazmaları belli ki bazı yazarlarımızı çok sevindirmiş. Hergün ballandıra ballandıra büyük bir mutlulukla bunları yazıp çiziyorlar. Evet belki bu adada yakın bir gelecekte çözüm olmayacak ama, çözümsüzlük ve bilinmezliğin, bu arkadaşlar nezdinde neden bu kadar prim yaptığını, sevinçlerine vesile olduğunu eminim benim kadar sizler de biliyorsunuz…


ZİRVEDEKLER: SILA 4: Kolay değil 47 yıl sahnelerde olmak. Neredeyse yarım asır önce söylenen şarkıların, bugün aynı sevgiyle dillerde dolaşması… Önce Raif, ardından Aydın ayrıldı aralarından ama, Sevgili erdinç ve Ferahzat, arkalarındaki muhteşem orkestra ile yaşlı, genç yüzlerce izleyiciyi nostaljik bir yolculuğa çıkardılar. Önceki akşam onlarla  Dolama olduk, Gariban olduk, Köprüler geçtik, Ağaçları Kalem Ettik ve en önemlisi Kıbrıs olduk, adalı olduk. Teşekkürler Sıla 4…


DİPTEKİLER: Şimdi Derdine Yanan CTP: Su konusunda CTP tartışırken demiştik ki, “Siz tartışa durun, birileri gelir imzalar, siz de kendinizi Meclis kapısında slogan atarken bulursunuz”… Aynen öyle oldu. Sıra elektrikte. Hüseyin Ekmekçi güzel yazdı, konu yeni değil, çoktandır tartışılıyor.  CTP’nin hükümetin büyük ortağı olduğu dönemde de gündemdeydi ama kıllarını kıpırdatmadılar, “entegrasyon” suçlamasından korktular, yapılması gerekeni yapacak cesareti göstermediler. Şimdi dertlerine yansınlar…