Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vitrinlere bakanlar

Bir tarafta faşistler, milliyetçiler…

Bir tarafta komünistler, cumhuriyetçiler…
Ortalık kan revan…
Vuruşuyorlar…

Bir tarafta da vitrinlerde ayakkabılara ve şapkalara bakanlar!..

İspanya iç savaşını anlatan 2011 yapımı There Be Dragons adlı film bu kareleri verir.

Bir savaşta herkes savaşmaz.
Kendi halinde vitrinlere bakanlar da var!
Sonuçta, kazanan kazanır, kaybeden kaybeder.
Vitrinlere bakanlar ayak uydurur!
Genellikle güçlüden yana!..

Film, cumhuriyetçilerin içine casus olarak giren Manolo’nun hikayesidir.
Çatışma alanlarında güzel ve genç bir kadınla tanışan  İldiko, karşılıksız bir aşkın içine düşer.
Kadın, mücadeleye liderlik eden Oriol adlı gence aşık.
Ondan hamile kalır.
Bir gün genç kadında bir telsiz bulunur.
Casus olduğu iddia edilir.
Sevdiği genç lider, onu öldürmelidir.
Tabancasını kadına tutar, ama yapamaz; kendi şakağına sıkar.

Genç kadın bir taraftan çatışmalara katılmakta, bir taraftan da doğacak bebeğini düşünmektedir.
Ruhu ise, Oriol’a sıkı sıkıya bağlı.
Manolo’nun gözü ise genç kadında.
Bu süre içinde İldiko bir erkek çocuk dünyaya getirir.
Zaman ilerler.
İç savaşın tam içindedirler.
Milliyetçilerin çevreyi sardığı bir anda, genç kadın İldiko teslim olmayı kabul etmez.
O sırada silahı tutukluluk yapar.
Aynı siperde olan Manolo’dan silahını ister.
Ama, o tabancasını İldiko’ya yöneltir ve onu oracıkta göğsünden vurur.

Zaman akıp gider.
Bir hastane odasında yaşlanmış halde Manolo ölüm döşeğindedir.
Tek oğlu var.
Oğlu onu hiç sevmemekte.
Ama adamcağız yalvarır:
Beni bağışla.
Ve oğluna bir mektup uzatır.
Mektupta bütün hikaye yazılıdır.
Aslında Manolo, onun babası değildir.
O çocuk, İldiko’nun oğludur.

Her toplumun başından geçen olaylar vardır.
Kanlı ya da kansız.
Bu olaylar kahramanlarını da birlikte yaratır.
İspanya iç savaşında da iyi ve kötü kahramanlar tarihte yerlerini almıştır.

Ama,
Hiçbir tarih vitrine bakanları yazmaz!
Üstelik en kalabalık olan onlardır!