Rum liderliği ile halkını çok mu cesaretlendirdik? Çünkü “Kuzey” üzerine kurulu siyasi tezgâha yanlış mekik atıyorlar! Kuzey’e döneceklerini, mülklerine yeniden sahip çıkacaklarını düşünüyorlar.
Haksız da sayılmazlar. Sn. Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilip müzakere sürecine Türk halkını temsilen resmen katılmasından beridir “nasıl çözüm” sorusuna cevap vermeden “hemen çözüm” sloganı ile düştük yollara! Dolayısıyle çözümün şekli ile şemailinin belirlenmesini de Rum liderliğine bıraktık!
Öte yandan bizim sadece TC’nin garantörlüğü konusundaki “toplumsal görüş birlikteliğimize” karşın, Rum tarafı o garantiyi kadük hale getirecek çözüm başlıklarını çoktan üretip önümüze koydu. Mesela: AB’nin Kuzey’de de uygulanacak “4 özgürlüğü!”
Türkler’in Güney’e dönmeyeceği gerçeğinde henüz sayısını kesinlikle bilmediğimiz oranda Rum’un Kuzey’e döneceği!
Güzelyurt’un ve Annan planında iade edilen yörelerin iadeleri!
Karpaz Yarımadası’nın kanton olarak verilmesi…
Kısaca Kuzey’e dönüş umutları o kadar kaynadı ki taşmaya başladı! Nitekim son günlerde sosyal medyada Güney’den gelen haberler salınıyor. Mesela Kuzey’deki her ilçenin bir de Rum belediye başkanı olduğunu zaten biliyorduk, şimdi Girne İlçesindeki Köylere Rum muhtarlar da atadılar! Sembolik de olsa kafa karışıklığı yaratıyor. Çünkü: Çözüm umudu beslerken, bizim “nasıl çözüm” sorusuna veremediğimiz cevaba karşın; bugüne kadar Rum liderliği adeta bizim yerimize vermektedir! Bu “muhtar atama” olayı da o cevaplardan biri olabilir mi diye düşünüyoruz!
Fakat o zaman da federal sistemin nasıl çalışacağına yönelik şüpheler katmerleşiyor! Çünkü gitgide daha ayan beyan gün ışığına çıkan çözüm konsepti eğer bu şekli ile kabul görürse “federal sistem” şöyle bir şey olacak:
Bir: Kuzey’de Türk ve Rum halkları birlikte ve yan yana olacaklar! (Fakat Güney’de olmayacaklar!)
İki: Kuzey kurucu Türk devleti özerk olacağından geri gelecek olan Rum ahali otomatik olarak Türk yönetimi altına girecek.
Üç: Bu olasılık düşünülmüş olmalıdır ki Girne ve Güzelyurt ilçelerine geri dönülmesi halinde Kuzey kurucu devletinde azınlık durumuna düşecek Rum ahalinin kendi idari ve sosyal işleri için “muhtarlıklar” ihsası düşünülmüş!
Dört: Tabi ki bu idari bölünme söz konusu olursa Kuzey’in kurucu devlet oluşu da peşin peşin sulandırılmış, zayıflatılmış olacak…
HAYIR OLMAYACAK! Bu yazdıklarımın hiçbirinin gerçek olmadığını varsayalım. Ve şöyle diyelim. “Kuzey Kurucu Devleti kayıtsız şartsız Türk yönetiminde Türk egemenliğinde olacaktır!”
“Kesindir” diyeceğimiz bu yargıya mesela Sn. Akıncı spekülasyonları önlemek babında bir açıklama yapabilir mi? Kıbrıs Türk halkına şunu söyleyebilir mi? “Tüm bunlar uydurma haberlerdir. Kuzey’in yönetselliği 4 özgürlüğe karşın “Rumların iskânını” imkânsız kılan bir ayarlamada tamamen Türk Kurucu devletine ait olacaktır..”
Doğrusu artık bu tip “inandırıcı” açıklamalara büyük ihtiyacımız vardır. Çözüme hazırlanırken tabi ki sonuçta Annan planında olduğu gibi elimize birer kitapçık verip bizi bilgilendireceklerdir. Fakat daha müzakereler başlarken halktan çözüme katkıda bulunması da istenmişti! Bugüne kadar halk bu katkıyı kime niçin yapacağını hâlâ bilmiyor ama! Bu nedenle bozuk plak gibi “hemen çözüm”de kaldı!
BİR HATIRLATMA: Son günlerde AB’de “Koalisyonlar” yıkılırken, yıkılıp yeniden kurulan “Bosna Hersek” ile “Sırp Cumhuriyeti” arasında neredeyse savaş çıkacağı haberleri geliyor! 1995’de çok yakından tanıdığımız bir devrelerde ABD’nin Kıbrıs’taki temsilcisi de olan Holbrook’un arabuluculuğu ile Dayton Antaşması sonucunda “Boşnaklarla Hırvatlar” Bosna Hersek Federasyonunu oluştururken, Sırplar da kendi cumhuriyetlerini oluşturdulardı.İşte şimdilerde biz Kıbrıs’ta federasyon kurmaya çalışırken, oralarda da yeniden ateşler yanmaya başlıyor! Yabana gitmesin diye yazalım dedik!
































