Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

53 yıldır uluslararası hukukun dışında yaşıyoruz

AKINCI: “TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İÇİN ÖNEMLİ SAPTAMALARINIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Feyzioğlu’na “değerli görüşleri” için teşekkür ederek başladığı konuşmasında, kendisinin de Feyzioğlu’nun açıklamalarını, verdiği mesajları takip etmeye çalıştığını belirterek, “bunların önemli mesajlar olduğunu, Türkiye’nin geleceği için önemli saptamalarınız olduğunu düşünüyorum” dedi.

Türkiye’nin demokratik, çoğulcu, laik bir hukuk devleti olarak gelişmesinin, yalnızca Türkiye’ye değil Kıbrıslı Türklere de katkı sağlayacağı inancında olduğunu vurgulayan Akıncı, bunun bölge için de çok önemli olduğuna işaret ederek, gerek Barolar Birliği ve tüm hukuk camiasına gerekse de Türkiye’ye, çok daha güzel aydınlık bir gelecek diledi.

“EŞİTLER İLİŞKİSİ KIBRIS TÜRK KİMLİĞİNİN DÜNYADA KABUL GÖRMESİ ANLAMINDA DA ÖNEMLİDİR”

TC Barolar Birliği’nin Kıbrıs Türk Barolar Birliğiyle kurduğu ilişkinin benzerini, kendisinin de 1989’da, Lefkoşa Belediye Başkanı iken Ankara Belediyesi ile kardeş şehir ilişkisi kurarak gerçekleştirdiğini anımsatan Akıncı, “bu duygunun Kıbrıs Türk halkında yaşanması çok önemlidir. Bu tespit çok önemli, aslında bu eşitler ilişkisi sadece bizlerin arasındaki iyi ilişkinin daha da iyiye gitmesini değil Kıbrıs Türk kimliğinin dünyada kabul görmesi anlamında da önemlidir. Temennim sizlerin kurduğu bu ilişki benzeri ilişkilerin artarak devam etmesidir -her düzeyde her anlamda-. Ben de bu yaklaşıma tamamen katılıyorum” şeklinde konuştu.

“53 YILDIR ULUSLARARASI HUKUKUN DIŞINDA YAŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs konusuna da değindiği konuşmasında, her sorunun bir doyum noktası olduğuna, tam 48 yıldır müzakere yürüttüklerine, 53 yıldır da uluslararası hukukun dışında yaşanıldığına işaret ederek, 1960’da kurulan ancak 3 yıl yaşayabilen ortaklık devletinin bir tek toplumun hakimiyetine geçtiğini ve Kıbrıs Türkünün bunun dışında kaldığını anımsattı.

Yakın geçmişte yaşanan Annan Planı referandumu sürecine de değinen Akıncı, şunları kaydetti:

“Kıbrıs’ta biz tam 48 yıldır müzakere yapıyoruz. Görüşmeler 1968 yılında Denktaş ve Klerides arasında Beyrut’ta başladı. 53 yıldır uluslararası hukuk anlamında, uluslararası hukukun dışında yaşıyoruz çünkü 1960’ta kurulan ortaklık devleti bildiğiniz gibi üç yıl yaşatılabildi. 1963’ten bu yana ortaklık devleti bir tek toplumun hâkimiyetine geçti. Kıbrıs Türkü kendini bunun dışında buldu.

Daha yakın zamana 2004 yılına geldiğimizde ise herhalde dünyada başka örneği yoktur ki bir toplum evet dediği halde bir başka toplumun hayır oyuyla çözümün dışında kaldığı gibi uluslararası hukukun ve AB’nin de dışında kalsın.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, işin en zor kısmında olduklarını belirterek, dıştan hakemliğin olmadığını her şeyi kendilerinin yaptığını söyledi. “İki ‘evet’ istemek en zor iştir,” diye konuşan Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı olarak iki evet için çalıştıklarına dikkat çekti.

“ÇOĞUNLUK OYU, BİR TAHAKKÜME DÖNÜŞMEYECEK…”

Cumhurbaşkanı Akıncı, çözümün içermesi gereken üç temel prensip olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

“Toplumlar birbirine tahakküm etmeyecekler ve özgür yaşayacaklar. Siyasi eşitlik olacak. Sayıca daha az olan toplum kararlara etkin katılım gösterebilecek. Her şey çoğunluğun oyu ile pişirilmeyecek; ve toplumlar güvenlik içinde yaşayacaklar.

Diğer konular da elbette önemlidir. Ancak bunlar olmazsa olmazdır ve öteki toplum için de bunları istiyoruz. Bizim güvenliğimiz diğer taraf için bir tehdit algısı oluştursun istemiyoruz. Biz eşitlik derken, bu iki toplum için olacak diyoruz. Özgürlük derken aynı şeyi onlar için de talep ediyoruz.

Dolayısıyla bu yöne doğru giderken elbette karar halkların olacak. Temenni ederiz ki iki tarafın da evet diyebileceği bir sonuç çıksın.”

“HEDEF KALICI BİR BARIŞ… ELEKTRİK, SU VE DOĞAL GAZ DENKLEMİ…”

Kalıcı bir barışın sağlanması halinde Türk-Yunan, Türk-Avrupa ilişkilerinin gelişeceğine, ayrıca bölgenin de gelişeceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı, Doğu Akdeniz’deki enerji konusunda ise “İsrail gazı ile Kıbrıs gazının birleştirilip Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevk edilmesini” çok ciddi bir proje olarak nitelendirdi ve İsrail’den Kıbrıs’a, Kıbrıs’tan Türkiye’ye enterkonnekte elektrik sağlanmasının çok daha ucuz, hızlı ve pratik bir yol olduğunu düşündüğünü sözlerine ekledi.

Türkiye’den gelen suyun Güney’in de ihtiyaçları için kullanılabileceğini de söyleyen Akıncı, “Dolayısıyla, elektrik, su ve doğal gaz denklemi içerisinde Doğu Akdeniz’de çok müthiş bir işbirliği alanı yaratılabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, gerginlik ve savaş nedeni olan bu unsurların bir işbirliği elemanı haline dönüştürülebileceği bakış açısında olduklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“MADALYONUN İKİ YÜZÜ VAR”

“Madalyonun iki yüzü var. Bu ihtiyatlı iyimserlik noktasıdır. Çünkü daha güçlükler var. Aşabilecek miyiz? Bunun da iki tane kelimesi var:

Makuliyet ve gerçekçilik. Rum muhataplarımızı makul ve gerçekçi olmaya davet ediyoruz sık sık. Çünkü biz o noktadayız. Onlar da bu noktaya gelirse Kıbrıs’ta bir çıkış noktası bulabileceğimize inanıyorum.”