Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Camp David Türü Görüşme

Kıbrıs Sorununda, içte tartışılacak konular çoktan tükendi.

Artık, bir üst aşamaya geçip, AL-VER sürecine girilecek.

Ekim ayı içerisinde yapılması kararlaştıran YOĞUNLAŞTIRILMIŞ GÖRÜŞMELER, ada içerisindeki pazarlığın tüketileceği son görüşmeler olacak.

Kıbrıs Sorununda en zor konular, TOPRAK, GÜVENLİK ve GARANTİLER konularıdır.

Bu konularda, ne yazık , Kıbrıslıların TEK BAŞINA  KARAR üretme şansları yoktur.

Kıbrıs Sorununun , SOĞUK SAVAŞ döneminin bir sorunu olduğunu, mutlaka bir yere yazmalıyız.

1974’te, AMERİKA’nın önce Yunanistan’a,  Makarios’u devre dışı bırakamayan bu darbeden sonra, Türkiye’ye yaptırdığı Kıbrıs darbesi de SOĞUK SAVAŞIN bir uygulamasıydı.

Özellikle Garantiler konusunu ,sadece Türkiye’nin sorunu olarak gören Rum bakış açısı, NATO’nun isteklerini göz ardı ettiği için eksik bir bakış açısıdır.

Adada bulunan İngiliz üslerinin yanısıra, Türkiye ve Yunanistan’ın da askeri varlığını adada tutmak, AMERİKAN STRATEJİSİDİR.

Eylül ayındaki Newyork zirvesinde, BİDEN’in Anastasiyadis’e, adada Türk askerinin mutlaka kalacağını kesin bir dille söylemesi, Amerikanın isteğini Rum tarafına diplomatik bir dille ifade etmekten başka birşey değildir.

Ekim ayı içerisinde, Kıbrıs’taki görüşmeler bitecek ve özellikle TOPRAK konusu Kıbrıs dışına taşınacaktır.

Kıbrıs dışındaki görüşme  CAMP-DAVİD türü bir görüşme olacaktır.

Camp David görüşmesi, Amerika’nın örgütlediği, Mısır ve İsrail yakınlaşmasını sağlayan görüşme olarak tarihe geçmiştir:

Camp David Sözleşmesi, Mısır devlet başkanı Enver Sedat ile, İsrail başbakanı Menahem Begin arasında, 12 gün süren gizli pazarlıkların ardından Camp David‘de 17 Eylül 1978‘de imzalanan ve ABD başkanı Jimmy Carter‘ın gözetiminde gerçekleşen bir sözleşmedir.

Sözleşme, altı ay sonra (26 Mart 1979) imzalanacak olan barış antlaşmasının temelini oluşturuyordu.

Barış çabalarının sonucu olarak, Menahem Begin ve Enver Sedat1978 yılı Nobel Barış Ödülünü birlikte aldılar.

        Öyle görünüyor ki, Amerikan Tipi müdahale ve CAMP politikası, Rum ve Türklere de uygulanacaktır.

        Gerek Rum tarafı, gerekse Türk tarafı, Camp David türü görüşmenin KASIM ayında yapılacağını  açıkladıklarına göre, bu açıklamalarıyla DIŞ MÜDAHALELERİ kabul ettiklerini de halka dolaylı yoldan duyurmayı tercih etmişlerdir.

        Toprak konusu, HARİTA’yı ve AL-VER sürecini de içine alan ,en hassas konudur. Bu konunun görüşülmesinde birinci tarafın TÜRKİYE olacağı kesindir.

        Türkiye’nin olurunu almadan, Akıncı’nın Maraş, Güzelyurt ve Karpaz’ın Rumlara verilebileceğini söylemesi MÜMKÜN DEĞİLDİR.

        Aslında, Kıbrıs Sorununun şimdi vardığı dönemeç, 40 BİN Türkiye askerinin adada bulunacağı, Çarpışma ortamına her an geri dönülebilecek şimdiki durum mu,  yoksa bir uzlaşma ile Türk askeri varlığının ve etkisinin azaltılıp, üsler vasıtasıyla Amerika’nın bölgeyi kontrolü altında tutabileceği yeni bir düzenleme mi noktasına gelmiştir.

        Kıbrıslılar, kendi dar milliyetçi hezeyanlarıyla ne yazıktır ki, bu durumu kendileri desteklemiştir.

        Ara aşama yaşanmadan, Kıbrıs’ın birleştirilmesi mümkün olmayacağına göre, Camp-David türü görüşmeler kaçınılmazdır.

        Bu görüşmelerde, Kıbrıs Türkiye çatışması yerine, BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ ve Enerji konusunda ORTAK HAREKET planlandığı için, şimdiki çatışmacı ortamdan daha ileri bir adımdır.