Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Akansoy: Muhalefet Boşluğu Var…

CTP milletvekili Asım Akansoy’un Milliyet’e yaptığı açıklamada ilginç bir vurgu var.

Akansoy, bir muhalefet boşluğundan söz ediyor ve “CTP’nin geçiş döneminde olması etkin bir muhalefet yapılmamasına neden oluyor” diyerek, gelecek CTP Kurultayını işaret ediyor.

Yine, yeniden diye düşünmeden edemiyor insan.

Şöyle bir geriye dönüp baktımızda, Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonraki dönemde başlayan ve o günden bu yana devam eden bir kargaşa ortamı var…

Hesaplaşmalar, kamuoyu önünde açık suçlamalar, seçimlere bile yansıyan kamplaşmalar…

Anlaşılan Akansoy, bir süredir sinmiş gibi görünse de, alttan alta yanan o ateşten bahsediyor.

Birileri bunu yazıp söylediğinde kızar köpürürler, sosyal medyadan saldıranlar olur ama, gerçek bu…

Son 11 yılda, 4 Genel Başkan. Şimdi 5.sini seçmeye hazırlanmaktalar.

Geçen yıllar içindeki bu kargaşa partiyi öylesine yıprattı ki, geçtiğimiz yıl ‘toparlama’ adına Mehmet Ali Talat bir kez daha başkanlığa getirildi.

“Parti içi bölünmeleri sileceğiz, birlik içinde çalışacağız” diyordu Talat.

Kurultayın ivmesiyle ve moraliyle tarihte hiç denenmemiş bir formül hayata geçiyor, UBP ile koalisyona gidiliyordu.

İkinci Talat döneminin  “bölünme”yi bitireceği umuduna bir de CTP-UBP koalisyonunun ülkeyi uçuracağı umudu eklenmişti.

Maalesef olmadı.

Ne biri, ne öteki…

Koalisyon, nedenini hala daha net olarak anlayamadığımız bir biçimde bitti. UBP geçmişte bir çok kez yaptığı gibi, kapalı kapılar arkasında DP ile anlaştı ve herkesin ciddi bir şans olarak gördüğü ortaklığı bozuverdi…

Hükümeti CTP bozmadı belki ama, bu kısacık ortaklık döneminde yaptığı hataların da bunda etkisi yok mu?

Hem de nasıl var…

Özellikle su konusunda yaşanan kararsızlık, iradesizlik, bocalamalar, diğer ikisine azınlık da olsa bir hükümet kurmayı düşündürdü…

Eğer CTP sağlam bassaydı, hata yapmasaydı, kendi adamlarını Ankara-Lefkoşa arasında havada bırakmasaydı, belki de bu cin fikir akıllara düşmeyecekti…

Bu tartışmalar sırasında, partinin içindeki fraksiyonların yıkıcı etkisini de hep birlikte izledik…

Bence, bu ülkenin en kötü iktidarları, muhalefetin en güçsüz olduğu dönemlere rastlamıştır.

Bakın mesela bir örnek; muhalefetteki UBP’nin darma duman olduğu 2005 sonrası dönem… Eroğlu zor bela çekilmiş, arkasından rahmetli Salih Miroğlu’nu öne atmış, Miroğlu vefat etmiş, alel acele bir kongreyle, Özgürgün Başkan olmuştu…

ÖRP ucubesinin çıkışı tam da bu tarihlere rast gelmez mi? Ve tabii sonrasında şaibeli CTP-ÖRP hükümeti ve unutulmaz icraatları…

Bugün de aynısını yaşıyoruz…

İktidar o kadar rahat ki, yasalara aykırı işler yapmaktan, Meclis’i bypass ederek kararnamelerle ülkeyi yönetmekten, halkın tepkilerine rağmen dayatmalar yapmaktan zerre kadar gocunmuyor.

Daha sonraki yıllar için de örnekler verilebilir…

Şu anda en büyük parti olmasına karşın CTP fiilen muhalefette ama, var mı yok mu belli değil…

Eğer yine Akansoy’un işaret ettiği gibi kurultaya giderken mevcut muhalefet boşluğu artarsa, bu kez sadece hükümetin rahatlığına rahatlık katmış olmayacak, kendini de bitirecek…

YERİN KULAĞI VAR

KİMSEYİ MEMNUN EDEMİYOR:

Bugünlerde Cumhurbaşkanı Akıncı kadar sıkıntılı kimse yok sanırım. Açıklamalarıyla ne hacıya, ne hocaya yaranamıyor. Bir açıklaması ile sağcıların tepkisini çeken Akıncı, bir başka gün yaptığı açıklama ile sağ kesimin desteğini alırken, bu kez de sol kesimin eleştirilerine maruz kalıyor. Ruhumuzda muhalefet var…

ÖNCE İNANMAK LAZIM:

Bir şeyin olabilmesi için önce inanmak lazım. İnanmaz, mücadele etmezseniz, hiçbir şey olmaz. Mesela bizim Başbakanımız adada bir çözümün ancak Kıbrıs Türkünün “teslim olmasıyla” olacağına inanıyor. Ona göre başka yolu da yok. O zaman yıllardır verilen bu mücadele niye? Teslim olmayacağımıza göre, kalkın masadan, herkes de kendi yoluna gitsin…

SONUNDA AÇILIYOR:

Okullar ve mahkemelerin ardından Cumhuriyet Meclisi de, Pazartesi düzenlenecek törenle yeni yasama yılına başlıyacak. Yeni dönemde Meclis hayli tartışmalı geçecek. Hükümetin çıkarttığı ve tümü hakkında iptal istemiyle dava açılan Yasa Gücünde Kararnameler, yeni dönemde ikitdar ve en çok konuşulacak konular olacak ve öyle anlaşılıyor ki, hükümetin ayağına dolanacak…

40 BİN ARAÇ NE OLACAK?:

Mahkemenin seyrüsefer affıyla ilgili aldığı ara emri nedeniyle kayıttan düşen ve henüz işlemi yapılmayan yaklaşık 40 bin aracın akibetinin ne olacağı, yeni bir sorun olarak karşımıza çıktı. Bakan Dürüst bu güne kadar yaklaşık 3500 aracın yararlandığını açıkladı. Mahkeme seyrüsefer affını yasaya aykırı bulup bozarsa, bir de geriye dönük işlem yaptıranları da kapsarsa, o zaman ortaya çıkacak karmaşayı düşünmek bile istemiyorum.

BİZDEN BAŞKA HERKES:

ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Kıbrıs’ın yeniden birleşme olanağı olduğuna inandığını söyledi. Hep diyoruz ya, bu sorunu biz değil, bizim dışımızdakiler çözecek diye. Ne kadar kötümser olsak da, bizden başka herkes, adada bir çözüm olabileceği konusunda iyimser. Bizim bilmediğimiz birşeyler mi biliyorlar?

HESAP SORAN YOK:

Alsancak’ta inşaatı statik olarak uygun olmadığı için eski Kaymakam tarafından durdurulan bir işyeri, Kaymakamlık ve Belediyenin izni ile tamamlanıp, faaliyete geçti. Yeni hükümet döneminde, geçmişte yasal nedenlerle durdurulan birçok inşaatın daha yeniden devam etmesi gözlerden kaçmıyor. Bir önceki dönemde bu tür nedenlerle açılan birçok dava olduğu biliniyor. Merak ettiğimiz bu davaların akibeti. Davalar devem ediyor mu, yoksa onlar da yeni dönemde geri mi çekildi?

ZİRVEDEKİLER

Ahmet Okan: “Nerede kalmışsak oradayız. Kanlı Dere’nin çevresinde. Dolanıp duruyor siyaset de her şey de. Kanlı Dere ne haldeyse, siyaset de öyle, ekonomi de. Demek istediğim, kanalizasyon sorununa çözüm bulamayan, Kıbrıs sorununa nasıl bulacak..?”.

DİPTEKİLER Komplo Teorileri: Dün Türkiye basınına Kıbrıs konusunda neler yazmışlar diye baktım… Yaklaşık bir on gün içinde hem ulusalcı basında, hem de AKP yanlısı basında bol bol Kıbrıs yazısı var. Yoğunlaştıkları konu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Daily Express’de çıkan ve “İngiltere Kıbrıs’taki üslerinde konuşlandırdığı  10 bin askerle müdahale edebileceği” şeklindeki haber… Sanki yeniden servis edilmiş gibi… Onlarca yazar, “Türkiye’de yeni bir kaos olacak, bu müdahale gerçekleşecek, işte İngiliz gazeteleri yazdı” kıvamında yorumlar yapmaktalar. Yorumlar Türkiye’nin iç meselelerine gönderme olarak kalsa iyi… Almışlar, New York zirvesine, Kıbrıs konusuna getirmişler, ne senaryolar, ne komplo teorileri. Zaten Kıbrıs kendi gerçekleriyle konuşulmuş olsa, çoktan çözülürdü…