Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Masadaki Taktik Geleceği Belirleyecek

Anlıyoruz ki müzakerelere “tu baştan” devam edilecek! Bu tahmin değil Sn. Akıncı’nın açıklamasıdır. New York sonrası müzakerelerde geriye dönülecek, “Yönetim, Güç Paylaşımı, Mülkiyet, AB Ekonomi başlıkları yoğun biçimde yeniden ele alınacak.”

       Havadis gazetesinden Esra Aygın’a ayrıntılı bilgi veren Sn. Akıncı kendi yol haritasını şu açıklaması ile yapıyor:                                                “Benim beklentim Kıbrıs’ta dört başlığı konuştuktan sonra BM’ler Genel Sekreterliği ile temas edip yeni bir tarih belirlemek ve kamp formatında “toprağı” ayrıntılı olarak konuşmaktır…”

       Sn. Akıncı ısrarlı olduğu “takvimin” Rumun  kafasında da oluştuğu inancını taşıdığını söylüyor.

       TAKTİK SAVAŞI! Sağduyulu düşünmek istiyoruz.  Çünkü masada çözüm bekleyen (keşke 1963’ü baz alarak 53 yıllık diyebilseydik) 42 yıllık bir sorun vardır!  Açık seçik yazalım. Masadan kaçan taraf  ayni zamanda siyasi yönden kaybeden taraf olacaktır! (Bu kaçan  Türk tarafı olursa hem BM’ler hem de AB tarafından “mağlup” ilan edilecek kim bilir sonrasında nasıl siyasi ve ekonomik baskılarla karşılaşılacaktır!)

       Dolayısıyle  Sn. Akıncı’nın  ne masada mızmızlık yapması mümkündür ne de rest çekip “bana bay bay” demesi! Çok doyurucu açıklama yapmıyor ama izlediğim kadarı ile “en az zararla” nasıl çözümü sağlayabiliriz taktiğindedir..

       Rum tarafı ise bilinen gerçektir, “kaybettiklerini geri almanın” peşindedir! Dolayısıyle ne taktiği vardır ne stratejisi! Danga dunga 1974 öncesi tapulu mülkünün işgal altında olduğunu söyleyerek “iade edin anlaşalım” diyor!

       LOZAN ANTLAŞMASI:  1. Dünya savaşından  mağlup çıkmış, imparatorluk topraklarını kaybetmiş, Sevr antlaşması ile kelepçelenmiş Türkiye 20 Ekim 1922’de başlayıp 24 Temmuz 1924 de sona eren Lozan Antlaşmasında, İsmet İnönü ile heyeti müthiş bir taktikle strateji başarısı göstermesiydi  bugünkü Türkiye’yi kurtaramayacaklardı!

       Tabi Kıbrıs siyasi sorunuyla benzeşen tek yanı da bu “taktik savaşıdır.” Ki rahmetlik  Denktaş çok defalar o “taktiği” ile masada Rum’u darmaduman eden liderdi.

       Öncesinde dünkü Havadis gazetesinde  “Köşeme”  komşum olan ve haklı tespiti ile “çözüm istediğimizi tüm dünya gördü” diyen Sn. Talat vardı. Şöyle veya böyle (fakat gerçekleşseydi uygulamanın tartışmalı olacağını sandığımız)  Annan planını referanduma götürmüş dayanıklı bir müzakereciydi.                       Ha Eroğlu mu? Anastasiadis’i  çıldırtıp müzakere masasından kaçırtacak kadar inatçı ve dikine  tutumuyla sivrildiydi ama Rum tarafının tutumu nedeniyle “çözümü” çok da arzu ettiğini sanmıyorum.

       ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM. Masada mı  kalınır yoksa  günü geldikte terk mi edilir? Sn. Akıncı’nın ustalığını da bu aşamada göreceğiz. Zaten “son” mu yoksa “sonun başlangıcı” mı bilmiyoruz ama o “aşama” da başladı! Ne var ki henüz   ortada zilinin kurulup zamanı geldiğinde müzakerelerin sonucunu duyuracak zilinin çalacağı saat yok! Dolayısıyle “nereye kadar”  diyebilmek de mümkün olmuyor..

                                  **********

ALINAMAYAN VERGİ – BATAN DEVLET!

Dün verdiği kıyaslamalı rakamlarla başımı döndüren refikim Hüseyin Ekmekçi “vergi sistemimizin neresi adaletli” diye soruyor ve hatırlatıyordu: “Devletin bir yıllık maaş gideri 2 milyar 200 milyon civarında. Neredeyse toplanan verginin yüzde  350 katı…”

       Yani KKTC’nin hazinesi bu kadar darda ve açıkta! (Tabi Ekmekçi devletin maaşlar ve ötesi ödemeleriyle harcamalarını da bircik bircik köşesinden ayazlatıyor ki yeniden gözden geçirmek için kestiğim “kupürü” ajandanım içine zımbaladım!)

       BİLİNEN GERÇEK. Olumsuzluklarını yaşadığımız için yıllardır yazıp söylüyoruz:

       Mesela “devlet olmaya hazır değildik” diyoruz. Zaten 1974’lerde 150 bin kişi bile değildik!

       O zaman “kendimize özgü yönetim sistemi” yaratacaktık ki  “devlet işlevini” görsün! Mesela ne?  Bulamadık çünkü aramadık!

       Sistemsizlik düzensizliği,   düzensizlik de bireysel çıkarcılıkla kamçılanan popülizmi getirdiğinde zaten treni kaçırdıktı!

       Mesela: Ben 1976’larda “Sağlıkta Sosyalizasyon”  başlığı altında halka açık  iki açık oturum yaparken, bugün hâlâ Köşemde  Sağlık sorunları ile ilgili eleştirilerde bulunmak zorunda kalıyorum! Demek ki gelip giden hükümetler insanların sahip  oldukları varlıklarına bakıp devletin de   ileriye doğru hareket ettiğini varsayıyorlar! Oysa tren kaçtı diyoruz!

       ÖTE YANDAN: “Vergi verilmez alınır” dedik! Ta fi tarihinde!  Hâlâ “verilmesi”  bekleniyor! Son yıllarda vergi listeleri yayınlanıyor. “Memleketin lüksüne, arabalarının çokluğuna,  Girne’de, Mağusa’da,  Lefkoşa’da masalların fasulyeleri gibi gökyüzüne uzanırken  çevre ve şehircilik sorunları yaratan o çok çok katlı binalara hatta yemelere içmelere, dış ülkelerde turlamalara bakıyorsunuz…         “Ama” diyorsunuz bu memlekette doğru dürüst  vergisi alınacak “varlıklarla sermaye” vardır! Fakat  uçan kuşa bile “maaş” bağlayan, bazı hallerde bu maaşların astronomik  olması gerçeğinde (Ekmekçi refikimin de rakamlarla ayazlattığı gibi) devlet kamuya verdiğini geri almaktadır Mesela geçtiğimiz günlerde uyduruk nedenlerle ithal ürünlere uyguladığı yüzde 3’lük fon bunun ispatıdır.  Verdiği maaşı hemen ardından  yurttaşın cebine saldırarak çekip alıyor ki Merkez Bankası verilerine göre 2016 sonu itibarıyla tahsili gecikmiş alacaklar geçen yılın ayni dönemine göre yüzde 15.24 oranında artarken, bankalara 1 milyon TL’lik kredi ödenemedi! Çünkü yurttaş kaz gibi yoluna  yoluna kredi borçlarını ödeyemeyecek duruma düştü!  Kısaca  tekerlek çok zor dönüyor!

**********

       KISACA TAKILDIĞIM: (ÇEVRECİ CAMBULAT İLKOKULU.)

Dün sabahın çok erken saatlerinde surlar içindeki kahvehane önünde  arkadaşlarla oturuyorum.. Önümüzdeki kaldırımdan sırtındaki çantasıyla annesinin elinden tuttuğu küçücük   cocuk birlikte geçiyorlar… Çocuk bir an duruyor yere eğiliyor  bir kâğıt parçasını  alıp az ilerideki çöp bidonuna atıyor… “İşte eğitim budur” diyorum.. KKTC’nin geleceği yönünden   umutlanıyorum… (Mağusa Cambulat ilkokulu müdür ve öğretmenleri ile  henüz minik yaştaki bu öğrenciyi tebrik ederim.)