New York’ta beklenen zirve gerçekleşti.
Liderler zirvede çözüm konusunda çalışacaklarını BM Genel Sekreteri’ne ilettiler.
Türk tarafının hedefi New York’taki üçlü zirveden sonra beşli toplantının da yapılacağının açıklanması idi.
Böylece müzakere sürecinde son safhaya geçilecek, toprak ve garantilerle güvenlik de dahil müzakerelerde ele alınan tüm konularda kapsamlı bir ‘Al-Ver’ yaşanacaktı.
Ve bunun sonunda müzakerelerden kapsamlı bir çözümün çıkıp çıkmayacağı ortaya çıkacaktı.
Hedef bu idi.
Ama görünen o ki Rum Liderliği bu aşamada böylesi bir açıklama ya da yol haritasının ortaya konulmasına sıcak bakmadı.
Bunun sürece zarar verebileceği iddiasını ortaya koydu.
Kısacası dünkü zirvede iki lider birlikte BM Genel Sekreteri ile New York’ta yapılan görüşmede “Biz beşliye hazırız” diyemedi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı demiştir de Rum Lider diyemedi.
Sonuçta, Ekim ayında adada liderler arasında yapılacak görüşmelerden sonra durumun yeniden değerlendirilmesi ve ondan sonra beşli toplantı konusunda bir karar verilmesi durumunda kalındı.
Şimdi liderler adada ilk dört konu başlığında hala üzerinde yakınlaşma sağlayamadıkları konuları ele alıp ilerleme sağlamaya çalışacaklar.
Ancak şöyle bir de gerçek var. Liderler adada sağlayabilecekleri azami ilerlemeleri sağladılar.
Daha fazla bir ilerleme sağlamaları çok zor.
Ama belli ki bazı konuların hazmedilebilmesi, kamuoylarına anlatılabilmesi için biraz daha zamana ihtiyaç var.
Ve önümüzdeki dönem de bunun için kullanılacak.
Dünkü zirveden beşli toplantının yapılacağı konusunda ortak bir açıklama yapılmış olsaydı bu sürpriz olurdu.
İyi de olurdu.
Ama olmadı.
Genel Sekreter liderlere kendisinin sürece müdahil olmaya hazır olduğu mesajını verdi.
Onları ortaya koydukları çabalardan dolayı kutladı.
Yardıma hazır olduğunu söyledi.
Şimdi görünen o ki liderler BM Genel Sekreteri’nin bu söylediklerini değerlendirecekler.
Hazır olduklarında da BM Genel Sekreteri’nden yardım ve müdahil olmasını isteyecekler.
Çözüme gidecek yol ancak bu şekilde açılabilir.
Bu yapılmaz ve zaman kaybedilmeye devam edilirse Kıbrıs konusunda yakalanan çözüm fırsatı kaçırılacak.
2016 bitmeden bir şekilde liderler ortaya bir mutabakat metni çıkarmak zorundadırlar.
2016 yılı sonu müzakere süreci için doğal bir takvimdir.
Aksi takdirde 2017 ile birlikte koşullar değişecek, fırsat penceresi kapanacak ve krizler dönemini başlatacak gelişmeler yaşanabilecektir.
Dileyelim öyle olmasın ve liderler bir an önce son safhaya geçilmesi konusunda beklenen ortak iradeyi ortaya koysunlar.
































